Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 30 Ocak 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Londra'da bir kır lokantası

Londra yakınlarındaki 200 yıllık bir otelin lokantasında yemek yedim


Geçen pazar günü Londra'da hava günlük güneşlik ama buz gibiydi. Londra'da yaşayan dostlarımız, "Pazar günü İngilizler kır lokantalarına yemeğe gider. Sizi bir kır lokantasına götürelim" dediler...
Kır lokantası denilince bizim gibi saf ve bakir Anadolu çocuklarının gözünün önüne İstanbul'un Polonezköy'ündeki ya da Ankara'nın Atatürk Orman Çiftliği'ndeki lokantalar gelir. "Acep Londra'nın kır lokantası nasılmış ki?" diyerek dostlarımızın otomobiliyle yola çıktık.
Kaymak gibi yollardan Reading denilen bölgeye ulaştık. Her taraf yemyeşil. Güzel ve eski binalar. İnsanın gözünü rahatsız edecek hiçbir çarpık yapı yok. Meğer buralar koruma altındaymış. Yeni yapılaşma kadar eskileri yıkmak da yasakmış.
Sonning denilen köyün ortasından ünlü Thames Nehri geçiyor. Nehrin iki yanı yemyeşil, bakımlı çim... Çimlerin üzerinde yürümek pek zevkli. Nehrin kıyısında, kapısında The French Horn yazılı bir binanın önünde durduk.
Bu bina 200 yıllık bir aile oteli ve lokantasıymış. Binanın üst katlarında 10 oda var. Alt katı oturma ve lokanta salonları. Oturma salonunda kocaman bir şömine çıtır çıtır yanıyor. Şöminenin önünde kocaman bir şişe geçirilmiş ördekler kızartılıyor. Meğer bu kır lokantasının özelliği kömürde pişirilen ördekmiş.
Giyimli kuşamlı aileler salonu doldurdu. İngiltere'de varlıklı aileler pazar sabahı giyinir, kuşanır, önce kiliseye gider, sonra da iyi bir lokantada ailece yemek yermiş.
Hava soğuk olduğundan bahçede yemek yeme imkanı yoktu. Ama bahçeye uzanmış camlı salonda doğru dürüst bir masanın çevresine sıralandık.

Şarap listesi beni şaşırttı
Pazar mönüsü adam başı 42 İngiliz lirasıymış (Yaklaşık 100 YTL). Giriş, ana yemek ve tatlı seçmeli. Sekiz farklı giriş, sekiz farklı ana yemek, sekiz farklı tatlı var...
Yemeklerden önce şarap seçmemiz istenildi. Şarap listesini görünce şaşırdım. Chateau Margaux isimli ünlü markanın 1946
ürününün şişesi 6 bin 750 İngiliz lirası (yaklaşık 17 milyar YTL), 1995 ürününün şişesi 500 İngiliz lirası (yaklaşık 1250 YTL) idi.
Chateau Haut Brion 1945'in şişesinin fiyatı da 6 bin 750 İngiliz lirası olarak gösterilmişti. Biz 35 İngiliz liralık bir şişe şarap seçtik. Hiç de fena değildi.
Ne yiyeceğimizi kararlaştırdık. Yemekler lezzetli, servis çok iyi idi. Pencereden nehri ve çimenleri seyrederek yemeğimizi yedik. Kahveyi şömine başında içtik.
Bu tür lokantalar mutfaklarıyla ün yaparmış. En iyi aşçıları seçerlermiş. Orta ve üst gelir grubundaki müşterileri hedef aldıklarından servise özen gösterirlermiş.
Yemekten sonra nehrin kenarında, çimenler üzerinde yürüyerek yediklerimizi hazmettik. Dönüşte trafik ağırdı. Anlaşıldığı kadarıyla pazar günü çok kişi kırlara gidiyor.

PAZAR
"Seul'den oryantalin vatanına geldik"
"Baştan beri kadın olmayı reddettim"
Kaldığımız yerden "Joey" ile devam
"Moiz Kohen Türkleşme akımının ileri saftaki neferlerindendi"
Yazarı uzun zaman ortaya çıkmadı
Dergilerin en "Ekşi"si yolda
Marketler "sahaya indi"
İstanbul'a 360 dereceyle bakıyor
Meme cerrahisinin incelikleri
Dövme yaptırmadan önce iki kere düşünün
!f İstanbul'da 43 film var
Fatma Girik'in sırrı
MARKET RAFLARINDAN YENİ ÜRÜNLER
Diyetler için tatlı destek
Mahşerin başkentleri
Londra'da bir kır lokantası
"Türkler" sergisi
Gitmek... Kime ceza?
İlginç kişilikler galerisi
TERUMI





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet