|
 |
|
|
Davos'tan Türkiye için mesajlar
Davos'ta IMF Başkan Yardımcısı Anne Krueger'den fon yöneticilerine ve saygın ekonomistlere kadar uzanan bir yelpazede pek çok kişi Türkiye'nin adını andı
Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yılki Davos toplantısında, dünya ekonomisinin durumu ve döviz kurlarının geleceği ile ilgili çok sayıda oturuma katıldım. Bu oturumlarda edindiğim izlenimleri yarın soru - yorum köşesinde özetlemeye çalışacağım. Bu yazıda ise Davos 2005'ten Türkiye ile ilgili olarak çıkartılabilecek sonuçlara değineceğim.
Genel olarak olumlu çağrışım yapan bir ülke konumunda Türkiye. Yaka kartımdan Türk olduğumu anlayan hemen herkes, öncelikle iki konuya odaklanan sorular sordu bana. Bunlardan biri şuydu: " Türkiye'nin ekonomik durumu bayağı düzeldi galiba, bu devam edecek mi?" İkinci soru ise şuydu: "Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik süreci nasıl geçecek, kaç yıl sürecek?" Bunun dışında Irak Savaşı'yla, ABD ile ilişkilerle ilgili sorular da soruldu. Yabancı basın mensuplarının Başbakan Erdoğan'a yönelttiği sorularda ise Irak'la ilgili olası gelişmeler öne çıktı.
Irak ve AB
Davos 2005'de edindiğim izlenimlerden Türkiye için çıkartılabilecek mesajları maddeler halinde şöyle özetleyebilirim.
Irak'ta bugün yapılacak seçimler sonrasında ortaya çıkacak tablo ve yaşanacak gelişmelerin Türkiye için önemli sonuçlar doğurabileceğinin farkında çoğu kimse. Irak'ta iç savaşa ya da bölünmeye doğru giden gelişmeler gündeme gelirse bunun Türkiye'yi ve Erdoğan hükümetini zor tercihlerle karşı karşıya bırakacağını da tahmin etmek çok zor değil.Irak'ta yaşanacak gelişmelerin Türkiye'nin ABD ile hatta AB ile ilişkilerini nasıl etkileyeceği de merak konusu. ABD ile AB'nin ortak bir çizgide anlaşamamaları halinde, AB üyeliği peşindeki Türkiye'nin ne yapacağı merak ediliyor.Avrupa Birliği ile tam üyelik yolunda ilerlemenin Türkiye'ye yeni ve farklı bir statü kazandırdığı bir gerçek. AB yolunda ilerlemeye devam edecek bir Türkiye'nin sağlamış olduğu ekonomik düzelmeyi sürdürme şansının çok daha kuvvetli olduğunu düşünüyor görüştüğüm birçok kimse.Avrupa'nın yaşlanan nüfus sorununu nasıl aşacağı ve ihtiyaç duyduğu ekonomik dinamizmi nasıl kazanacağı da çok tartışıldı Davos'ta ve Türkiye'nin bu sürece katkıda bulunabileceği belirtildi. En fazla üzerinde durulan konu ise ekonomide sağlanmış görünen istikrarın kalıcı olup olmayacağı konusuydu. Yaşadıkları krizlerden ders alarak, doğru ekonomik politikalar izleyen ve bunun olumlu sonuçlarını alan ülkeler arasında en fazla Türkiye'den ve Brezilya'dan söz edildi. IMF Başkan Yardımcısı Anne Krueger'den fon yöneticilerine ve saygın ekonomistlere kadar uzanan bir yelpazede pek çok kişi bu vesileyle Türkiye'nin adını andı. Ancak hemen ardından da "Bu başarının devamı gelecek mi?" sorusu soruluyor. İşte bu nokta çok önemli; çünkü Türkiye gibi bir ülkenin, geçmişten kalan olumsuz izlenimleri silmek, "istikrarsız ülke" imajını kalıcı olarak yok etmek için iki yılı başarıyla geçirmiş olması yetmiyor.
Dış riskler
Ekonomide elde edilen başarının sürdürülebilmesi, dünya ekonomisindeki olası gelişmelerle de yakından ilgili. Bu nedenle Türkiye'nin dünya ekonomisindeki gelişmeleri, faiz ve kur hareketlerini yakından izlemesi ve önlemlerini alması gerekiyor. Öte yandan Irak'ta yaşanabilecek sorunlar da büyük önem taşıyor. 2005 yılı dışardan kaynaklanan risklerin hesaba katıldığı ve içerdeki istikrarın korunabildiği bir yıl olursa, Türkiye Davos 2005'e de yansıyan olumlu görüntüyü koruyabilir diye düşünüyorum.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|