|
"İ"lerin noktaları, neden yerinde değil?
ŞU sırada evlerle hastanelerde doğum sancısı çeken kadınların, umurunda mıdır Ankara'nın Kerkük sorunu?
Yoğun kar yüzünden arabasıyla yollarda kalmış olanların da; ne İncirlik'teki ABD üssünün, tüm Ortadoğu'yu daha derinliğine kontrol altında tutacak bir etkinliğe kavuşturulması; ne de bunun için Ankara'da, Pentagon temsilcileriyle sürdürülen askeri görüşmeler umurundadır...
Çöp toplayarak geçinen ve evsiz olduğu için sokaklarda yatan bir garibanın; önceki gün Kozyatağı'nda donmuş olarak bulunan naaşını, şu sıralarda gömmeye götüren görevliler; Filistin Devlet Başkanı ile İsrail Genelkurmay Başkanı'nın aynı anda Ankara'da bulunmasını mı değerlendirmektedirler aralarında?
* * *
Ölmeler öldürmeler; yolsuzluklar, soysuzluklar; çalmalar çırpmalar ve çaresizlik çıkmazlarında sürünüp kalmışlık tümörleriyle, psikopatolojik bir megalomanlık saralarının krizleri içinde, acılı bir turşu küpüne dönmüş olmasalar; bayağı matrak yerlerdir "Üçüncü Dünya" ülkeleri...
Çok karmaşık da değildir bütün bu saçma sapanlıkların nedeni.
Önce alabildiğine saklanan, sonra da saklanamaz hale gelen öcüleşmiş devedikenlerinin bahçıvanlığını; saltanatlı yaşama hırsına kapılmış üst düzey makam sahipleri yapar genellikle...
Ve kullandıkları ortak taktik de hep aynıdır; "ekonomik bir saydamlığı" elleriyle ayaklarıyla itip tekmelemek...
* * *
Bendeniz okul yıllarında, Karaköy'den vapurla Kadıköy'e gelirken; vapur henüz iskeleye tam yanaşmadan, daha bazı genç ve sabırsız yolcularla birlikte, atlayıverirdim dışarı...
İskele polisi uyarırdı hepimizi:
- Yabancılar sizi görse, sonra ne der bize?
* * *
Bir yandan yabancıların beğenisini, takdirini kazanma açlığıyla gazeteler; bir futbol başarısı, yahut bir elişleri sergisi için "Avrupa bize hayran oldu" başlığını atarken; bir yandan da yabancı düşmanlığı körüklenip durur, yüzyıllar boyu Avrupa'nın ensesinde kamçı şaklatarak Viyana kapılarına kadar gitmişliğimiz, sık sık tekrarlanırdı...
Tramvaylarda ise özellikle azınlıkları uyaran pankartlar asılıydı:
"Türkçe konuş vatandaş"...
* * *
İstanbul, en çok yabancı lise ve ortaokulun bulunduğu bir kentti. Avrupa görmüş biri olmak, hele hele eğitimini Avrupa'da yapmış olmak, yaygın bir imrenme yaratan bir övgü ve övünç kaynağı idi...
Ama aynı zamanda Avrupalıların, gerek taharetlenme konusunda, gerek aile namusu konusunda; hem çok pis, hem de çok ahlak dışı oldukları sık sık çınlatılır dururdu.
* * *
Bizler o tarihlerde ne bütçe yasasından, Sağlık ve Adalet bakanlıklarına ayrılan payların oranlarını biliyorduk; ne bir kara mayınının 2 dolara mal olduğunu; ne de bu mayınlardan bir tanesinin temizlenmesinin, 500-1000 dolar arasında bir harcama gerektirdiğini...
Yılda adam başına düşen ulusal gelir ortalamasının ne kadar olduğunu bilmediğimiz gibi; Türkiye'nin bir deprem bölgesinde bulunduğunu da bilmiyorduk.
* * *
21. yüzyıl, eski ve eskimiş koşullanmalarla şifresi çözümlenemeyecek harika olanaklarla çalmada kapıyı...
19. ve 20. yüzyıl, toplum hayatını, belirli kamu mekânlarına göre planlamıştı. Askerlerin yeri kışlalar, işçilerin yeri fabrikalar, çocukların yeri okullar, hastaların yeri hastaneler, bürokratların yeri daireler, zanaatçıların yeri atölyelerdi...
Bu planlamanın dışında kalanlar, bir bakıma toplumun tortularıydı...
* * *
21. yüzyıl ise böylesi bir planlamayı iptal ederek geliyor. Dünyanın herhangi bir yöresinde, işyerine gitmeden de sürdürme olanağın var, yepyeni beyinsel üretimleri...
En güzel örnek de Bill Gates ve onun 21. yüzyıllı evrensel elektronikçi kuşakları...
21. yüzyılda, oturduğun yerden dünyadaki futbol maçlarını izlercesine, dünyadaki tüm mahkeme oturumlarını da izlemek mümkün olacak... Hatta belki, oturuma katılmadan bilgisayar aracılığıyla avukatlık yapmak da...
* * *
Son bütçe yasasında, sadece faizlerinin ödenmesine bütçeden yüzde 36 oranında pay ayrılan iç ve dış borçların nerelerde harcanmış ve hapazlanmış olduğunu ortaya çıkarmak da, kim bilir ne kadar eğlenceli olacak?
Bugün dahi bir yandan Kerkük konusunda Washington'un dudaklarını uçuklatacak uyarılar yaparken; bir yandan da Pentagon'un Almanya'daki askeri güçlerini İncirlik Üssü'ne kaydırma isteklerini görüşmek, eğlenceli değil mi?
* * *
Türkiye'nin bir hayli çalkantılı geçeceğe benzeyen gelecek 20 yılında; milyonlarca insan da, bilinçsizce güme gidecek olmasa; politik demeç ve nutukların tam bir mizah çılbırına dönüşeceği kahkahalı bir döneme girilmede...
* * *
Kar yüzünden 5 bin köyün yolları mı kapanmış, boş ver. Kaynak yokluğu yüzünden, hastanelerdeki bir tek yatakta yeni doğmuş 10 bebek yan yana mı yatıyormuş, boş ver. 5 sınıflı bir ilkokulun tüm öğrencileri, her türlü bakımını bir tek öğretmenin yaptığı, tek bir sınıfta mı ders görüyormuş, boş ver...
Biz gerekirse Kerkük'e de girer, 140 bin şehit verir Atina'yı da alırız...
* * *
Enseyi karartmayın. "Parayı kim veriyor, neden veriyor; parayı kim alıyor, nasıl alıyor" gözlükleriyle bakmaya başladığınızda; ola ki "İ"lerin "nokta"ları, çok daha düzgün oturur yerlerine...
c.altan@prizma.net.tr
|
|