Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Şubat 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir mektup kime aittir?


Türk Tarih Kurumu'nun, Uşakizadeler'in istemine uyarak Latife Hanım'ın mektup ve günlüklerini açıklamama kararı almasına sevindim.
Ne kadar merak uyandırsa da, bu özel vesikalarla ilgili tersine bir karar -Atatürk tartışmaları bir yana- mahremiyetimizin her an devlet tarafından önce iğfal, sonra ifşa edilebileceği anlamına gelecekti.
O yüzden açıklamama tavrı, her şeyden önce kişilik haklarının korunması açısından ibret verici olmuştur.
* * *
Ben bu yazıda konunun daha insancıl bir boyutuna değineceğim:
"Mahremiyet hakkı" yazımdan sonra 70'lerinde bir kadın, gençlik mektuplarını yakmaya karar verdiğini söyledi.
Sevdiği -ve sonra evlendiği adama- yazdığı satırlardı onlar; yıllarca nadide bir kutu içinde özenle saklamıştı. Mahrem duygulardı. Kendisinden sonra başka ellerde dolanmasını istemiyordu. Düşünmüş ve imha etmeye karar vermişti.
Saygı duydum. Çünkü bir insanın kendi mazisi üzerinde tek karar verici olması gerektiğine inanıyordum. Ama kararını yanlış buldum:
"Bence kıymayın, onlar sizin özel tarihinizin belgeleri" dedim.
Yakılan her mektup, yırtılan her günlük, insanlık ailesinin katrilyonlarca sayfalık sivil tarihinden koparılan bir sayfaydı; belleğimizden eksilen bir bilgi, maziden silinen bir hatıra...
Ama o mektupları yazan, onlara kıymaya -ya da Latife Hanım gibi ebediyen gizlemeye- karar verdiyse buna kim itiraz edebilirdi ki?..
* * *
Bir tek kişinin itirazı olabilir:
Mektubun muhatabının...
Attilâ İlhan, "Mektup, yazanın değil, alanındır" der.
Mektubu alan, -Nâzım'ın sözcükleriyle- "Onlar, tıpkı çocuklarımız gibi, müşterek malımızdır" diyebilir ve bu kararda hak iddia edebilir.
Ve genelde söz hakkını "Onlara kıymama" yönünde kullanır.
Neden?
* * *
Genellemeleri sevmem ama burada kadınlarla erkekler arasındaki bir farklılık ortaya çıkıyor sanıyorum.
Erkek "ketum" diye bilinse de -yetişme tarzı itibariyle- teşhircidir. Anlatmayı, göstermeyi, böbürlenmeyi sever. Aşk satırlarını çoğu kez öyle hissettiği için değil, muhatabını etkilemek için yazmış ya da bir yerden kopyalamıştır.
Kadın, -duyguları sergilemeyi ayıp sayan yetiştirilme tarzının etkisiyle- mahcuptur. Titizlenir mahremiyetine... Kâğıda döktüğü hislerine yabancı göz değsin istemez. Hele günlükleri... onlar, zaten kendisiyle konuşmalarıdır. Başkasına diyemedikleri, kendine bile itiraf edemedikleri... Belki yarın pişman olacağı satırlar... Bu dertleşme tutanaklarını, değil yayımlamak, en yakınının okumasına bile izin vermez.
Piyasada kadın günlük ve mektuplarının erkeklerinkinden az olmasının bir nedeni de bu olsa gerektir.
O sayfaların çoğu bir şömine ateşinde kül olmuştur çünkü...
* * *
Nâzım, Piraye'den ayrılırken "Yaşamımın en güzel sevdasının vesikaları" dediği ve "kimseden gizlenmesine gerek görmediği" 581 adet mektubunu geri istemişti. Piraye yollamamış, onları itinayla saklamış ama yaşarken yayımlanmasına razı olmamıştı. "Ben öldükten sonra ne yaparsanız yapın" demişti. O öldükten sonra Nâzım'dan ona gelen 581 mektubun tümü yayımlandı.
Kendisinin ise sadece birkaç mektubu vardı, Nâzım'a yazdığı yüzlerce mektuptan geri kalan...
Bu durum, kadın ve erkeğin sevme biçimleri hakkında da bir fikir veriyor bize...
Buna da yarın değineceğim.

can.dundar@e-kolay.net








Çetin ALTAN
Baltayla keman çalma tiryakiliği...
BALTAYLA keman çalma tiryakiliğine en güzel ö...
Melih AŞIK
Mülakat dedikleri...
Bu iktidar döneminde sınavlarda ne ölçüde tor...
Fikret BİLA
Türkiye sıkışıyor
Türkiye Kıbrıs ve Irak konusunda giderek sıkı...
Hasan CEMAL
Amerika'yla, Amerika'sız!
Irak'ta keşke savaş olmasaydı. Doğru. Saddam ...
Güneri CIVAOĞLU
Hızlı hukuk treni
Bazı konularda yazmak için üzerinden en az 1 ...
Can DÜNDAR
Bir mektup kime aittir?
Türk Tarih Kurumu'nun, Uşakizadeler'in istemi...
Abbas GÜÇLÜ
Hocaların maaşı (67)
Öğretim üyelerinin maaşları konusunda daha ön...
Sami KOHEN
Rice ile de 'sağırlar diyaloğu' olmasın...
BU akşam Ankara'ya gelmesi beklenen ABD Dışiş...
Mehmet Y. YILMAZ
Her kadın bir okyanustur!
Duvardaki dev panoya yazılmış sloganı denizci...
Hasan PULUR
Mektuplar ve boşanma...
ŞİMDİ belki çoğunuza ters gelecek, hatta "Sen...
Derya SAZAK
Datça'da eğitime darbe
Muğla'nın Datça ilçesi, Reşadiye yarımadasını...
Meral TAMER
Ders kitaplarında insan hakları
Geleceğin insanlarını, geçmişin eğitim malzem...
Tamer HEPER
İçim karardı
Bunaldım, içim karardı, sapıtmaya başladım, t...
Yaman TÖRÜNER
Yargı sisteminde bozukluk var
Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde en büyük re...
Güngör URAS
Çinliler koşuyor (biz arkadan koşuyoruz...)
Şanghay'da nehrin karşı kıyısındaki bataklığı...
M. Ali BİRAND
Kürtlerle bizi savaştırmayın (!)
Uygar dünya'nın hiçbir ülkesinde, bizde olduğ...

© 2005 Milliyet