|
Rice dönemi
ABD Dışişleri Bakanlığı görevini devralan Condoleezza Rice, Avrupa -Ortadoğu turuna başladı. Bu kapsamda Ankara'ya geldi.
ABD yönetiminin şahin kanadından olduğu bilinen Rice, selefi Powell'a göre daha fazla sertlik yanlısı olarak tanınıyor. Powell'ın yerine Rice'ın tercih edilmesinin nedeni de bu...
Rice döneminde ABD'nin Ortadoğu politikası nasıl olacak?
Bunun izlerini Başkan Bush'un konuşmasında görmek mümkün. Irak'ta henüz istikrar sağlayamayan Bush, sonraki hedeflerini de gösterdi:
İran ve Suriye...
Rice, İran'ın, bölgedeki değişimin dışında kalamayacağını ifade etti. Bu söylemde, Irak'ta yaşananların arzu edilen değişim ve gelişim olduğu havası var. Ancak, gerçek öyle değil. Irak'ta ne olduğu ve ne olacağı henüz belirsiz. Bu koşullarda yapılan yarım yamalak seçimlere bakarak, Irak'a demokrasinin ve özgürlüğün geldiğini söylemek elbette mümkün değil. Irak bir sorun fıçısı biçiminde duruyor. Ne yöne patlayacağını kestirmek de zor.
ABD Başkanı Bush'un İran halkına yaptığı, "isyan edin" çağrısı, Beyaz Saray'ın -şimdilik- İran'ı Irak gibi işgal etmeye girişmeyeceğini gösteriyor. Koşulların farklılığı ve ağırlığını Beyaz Saray da görüyor olsa gerek. Bu nedenle ilk aşamada ayaklanma çağrısına yöneldi. Böyle bir iç hareket yaratarak, yönetimi zayıf düşürmeyi ilk hedef olarak seçtikleri belli. Tabii, bu yine ABD'nin İran'a nokta vuruşlar yapması olasılığını ortadan kaldırmıyor.
Irak'ta gelinen nokta, İran ve diğer Ortadoğu ülkelerine örnek demokrasi, örnek özgürlük olarak gösterilecek bir durum değil...
ABD'nin bu durumu başarı olarak sunması da inandırıcı olmayacaktır.
Türkiye açısından duruma baktığımızda ise görünen şudur:
Ankara, ABD'den beklentilerinin hiçbirine karşılık alamamıştır. Washington, 1 Mart tezkeresinin reddinden sonra, Irak politikasını oluştururken, Ankara'yı devredışı bırakmıştır. Türkiye'nin kaygılarını dikkate almamıştır. Kuzey Irak'taki gelişmelerin, Türkiye'nin lehine olmadığı Ankara tarafından sıkça dile getirilmiş olsa da ABD, Kürt gruplarla birlikte bildiğini okumuştur. Bu tutum, Kerkük sorunu için de, PKK için de geçerlidir.
Rice döneminde Washington'un bu tutumunun değişmesini beklemek için görünen bir neden yoktur. Aksine, Beyaz Saray ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülüğünden gelen mesajlar, Türkiye'nin, genel olarak Kuzey Irak, özel olarak da Kerkük'le ilgili talep ve beklentilerinin haklı olmadığı yolundadır.
"Siz Kerkük'e karışırsanız, Araplar Hatay, Kürtler de Diyarbakır ve Van üzerinde hak talep ederler" yollu açıklama yapan Talabani'nin bu biraz da tehdit kokan yaklaşımının, ABD'ye çok ters geleceğini söylemek zordur. Kaldı ki, Talabani ve Barzani'yi üst perdeden konuşturan gücün ABD olduğunu da unutmamak gerekir. Böyle konuşabilmelerini sağlayan, ABD'den aldıkları güvencedir.
Washington'un tercihleri böyle olduğu sürece, Türk - Amerikan ilişkilerinin Rice döneminde düzeleceğini, yakınlaşacağını ve giderek örtüşeceğini beklemek gerçekçi değildir.
Beyaz Saray'ın, "ya benden yanasın, ya karşı taraftan" söylemi hâlâ geçerli görünmektedir. Türkiye'ye ise, "karşı taraftansın" denmese bile, "benden yanasın" muamelesi yapılmadığı açıktır...
Rice dönemi, Ankara için Irak kaynaklı sorunların çözümünü sağlamak bir yana, İran ve Suriye kaynaklı yeni sorunlar doğurmaya adaydır...
fbila@milliyet.com.tr
|
|