|
Kıymayın çocuklara
Geçen hafta pazar günü yayımlanan Şeffaf Oda'da konuğum Fatma Girik, 9 yıl önce "koruyucu anne" statüsü ile bir kız evladı olduğunu anlattı. Bu açıklamayı yaparak sırrını kamuoyu ile ilk kez paylaşıyordu. Kızı Ahu, ciddi meslek eğitimi almış, disiplinli, güzel ve akıllı...
Fatma Girik ile ana kız mutlular.
Annesi, Ahu henüz 3 aylıkken, göğsünün üzerine nüfus kâğıdını koyup bırakmış. Ahu'yu küçücük yaşta Fatma Girik kucaklamış. Ama, Ahu röportajda, kimsesiz çocuk yetiştirme yurtları için iç sızlatıcı izlenimler de yansıttı. Ama ne o ne biz TV yayınına yansımasını istedik... Neden?
Çünkü... Dünyanın her yerinde olabilen birkaç çirkinlik, kimsenin geleceğine gölge düşürmemeli. Kimsesiz çocuklara yardım sistemi gelişerek, yaygınlaşarak sürmeli. 100 binlerce böyle çocuk var.
Onları, kapkaç, tiner çetelerine, sokağa, sapıklara terk edemeyiz.
Göze çizgi
Bunları, son haftalarda, bir çocuk köyünün, ahlak zabıtası olayı haline getirilerek hedef gösterilmesi ve haberlerinin karbonatlanarak teşhiri bağlamında yazdım. Önce altını çizmekte yarar var.
Reşit olmayan çocuklarla ilgili bazı haberlerde, "teşhir yasağı" uyguluyor. Yasa gereğı adları verilmiyor. Fotoğraflarında gözleri bantlanıyor.
Peki, bir çocuk köyü nasıl en çirkin iddialarla teşhir edilir.
Burada kalmakta olan çocuklar isimleri ile değilse bile defterdeki kayıtlarıyla pislik iddialarının zanlılar siciline geçirilmiş olmuyorlar mı? İddia edilen çirkinlikleri varsa saptamak ve cezalandırmak yargının görevi. Fakat bu "teşhir" üzerinde de düşünülmeli.
SOS
Adını vermediğim Çocuk Köyü'nde taciz" iddiaları, çirkin ve üzücü. Ancak daha da üzücü olanı, bunların "inanç" ekseninde kullanılıyor izlenimi verecek gibi karbonatlanması... Köpürtülmesi. Hadisenin özü...
Bu köyün kökeninde "SOS Kinderdof International" adlı kuruluşun bulunması... SOS'in İncil'deki "Save Our Souls" (Ruhlarımızı Kurtarın) duasının baş harflerinden oluştuğu... "Vakfın Hıristiyanlığı yaymayı amaçlayan misyoner örgütü" olduğu iddiası.
O halde... Bu çocuk köyünün yapısı değiştirilmeli imiş...
Vurmadan önce
Bunca çocuğa yuva olan köyün temeline kazma vurmadan iyi düşünülmeli:
1 - Bu çocuk köyü, SOS'in de katkısı olan ama asıl kaynakları Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Vakfı İzmir Şubesi tarafından sağlanan ve inşa edilen bir kurumdur. Bir protokolle tümüyle işletmesi devlete bağlı Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) devredilmiştir. Müdürü, her evde bulunan anneleri, teyzeleri, tüm personeli SHÇEK tarafından görevlendirilmiştir.
2- Bu durumda, tek sorumlu SHÇEK'tir.
3- Bir an için, SOS'in Hıristiyanlık misyonerliği yaptığı düşünülürse, köy ile devirden sonra artık hiçbir ilgisi kalmayan o vakfın böyle bir şansı sıfırdır. Herhalde SHÇEK, bu misyonerlik için personel görevlendirmiş olamaz.
Öyle olsa, örneği genişletelim... Kızılay'ın da hiçbir Kızılhaç yardımı kabul etmemesi gerekir.
4-SOS'in çocuk köyü modeli, içlerinde 5 - 6 çocuğun kardeş duygularıyla yaşadıkları ve her bir evin çok iyi seçilmiş anneleri, sadece gündüzleri gelen teyzeleri olan bir sistem. Bu sistemin AB ile uyum yasaları gibi kalın klasörlerden oluşan bir uygulama kurallar bütünü var. İddialara konu olan çocuk köyünde, ne yazık ki bunların yüzde 90'ı uygulanmıyor. Örneğin... 16 yaşındakiler bile köye alınmış. Buna karşılık, aynı sistemle yapılanan İstanbul'daki çocuk köyü, SHÇEK ile Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı tarafından birlikte yönetiliyor. Kuralların yüzde 90'ı uygulanıyor. Aynı örnek verilirse, 12 yaşını dolduran çocuklar derhal köyden Gençlik Evlerine" gönderiliyor.
Hadise de yok...
.....
Bir yandan AB doğrultusunda dini inanç özgürlüğünü kabul etmek, öte yandan Beyoğlu'nda İncil avcılığına çıkmak, kimsesiz çocukların dal gibi bedenlerine ideoloji yüklemek... Olmuyor.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|