Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Şubat 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kadınlar, liderlik, erkekler ve iş alemleri:
Ciddiye almayın!


Siyah kadın kapıyı açtı. Açar açmaz kendisini öldürmeye gelen kadını (Uma Thurman) tanıdı, öldürmeye gelmiş olduğunu bildi. Daha kapıda başladılar son derece acımasız, ölçüsüz kavgalarına. İki bıçaklı karşılıklı şakırdadı. Kavga devam ederken, büyük camdan göründü okul otobüsünün gelişi. İçinden, siyah kadının, küçük, kıvırcık saçlı, dört yaşındaki siyah kızı indi. Anne, bıçaklar havadayken beyaz kadına baktı. Bakışlarıyla kısacık "Lütfen" dedi sanki, "lütfen beni küçük kızımın önünde öldürme!" Beyaz kadın insaf etti, ikisi de bıçaklarını sakladılar çocuk içeri girdiğinde. Anne, kızını yukarı yolladı. Sonra dönüp dedi ki kendini öldürmeye gelen beyaz kadına:
"Kahve ister misin?"
Böylece bitti sahne. Işıklar yandı. Ben dedim ki izlemeye gelen iş dünyası sakinlerine:
"Umarım bu görüntüleri sevmişsinizdir. Yani sevseniz iyi olur; çünkü pek yakında böyle kadınları göreceksiniz etrafınızda. Bıçağını sadece çocuklar için ve çocukların yanında ortadan kaldıran kadınlar. Uzun kılıçlı, rakibinin gözünü oyan, düşmanlarını olabilecek en estetik biçimde yok eden, sevdiği adamı bile öldürebilen ama sonra hepimizin, işyerlerinde bütün kadınların yaptığı gibi tuvalete girip ağlayan kadınlar..."
Liderlik Konferansı'nda konuştum. "Kadınların liderliği" meselesi üzerine. İş dünyasından kadınlar ve adamlar vardı. Tahmin edilebileceği üzere "Nasıl daha başarılı olabilirsiniz?" hapları üretip bu hapları ortalığa saçan "iş guruları"nın anlattıklarına benzemiyordu anlattıklarım. "Nasıl başaracaklarını değil, nasıl başa çıkabileceklerini hatta bazen başa çıkamamalarının daha iyi olduğunu" söyledim. Tahmin edilebileceği üzere, daha ziyade kadınlardan söz ettim. Şöyle...

Babalarının kızları
Niye kadınlar yeterince başarılı olamıyorlar iş dünyasında? Başarılı olmuyorlar da değil ama başarılı adamlar gibi şöyle geniş geniş tadını çıkaramıyorlar yaptıkları şeylerin. Niye? Niye iş dünyası gergin kadınlarla dolu? Memelerini gönülleriyle birlikte ceketlerin içine sıkıştırmış kadınlar... Niye? Niye hep kadınlar hep bir alttalar?
Biraz da kadınların seçimi mi bu acaba? Olabilir mi?
Şu kadarcık, küçücüktük biz. Ta o zaman bile hem derslerimizden pekiyi alıp hem de babalarımızın terliklerini tam zamanında getirmemiz gerektiğini biliyorduk. Biz böyle "multi-purpose" (çok amaçlı) yetiştirildik. Bir onay almak için, o ağır baba gülümseyişiyle bir onay için. Şimdi de bir onay istiyoruz hep. Bir gülümseme ile bir aferin. Yoksa bu kadar çalışmanın ne anlamı var? Hep başımızda bir iktidar olmalı, bizi aferinleriyle takdiri hak ettiğimize inandırmalı. Acaba biz biraz da aferinsiz kalmaktan mı korkuyoruz? Kadınlar aslında en çok kendi güçlerinden korkmazlar mı? Babalarından daha güçlü olabilecekleri fikri onları deli etmez mi? Müthiş bir uzay boşluğu orası; içine düşersen kendini tarif edemeyeceğin bir yer.
Şunu söylemiyorum zaten; erkeklerin kendilerinden daha güçlü ya da kendileri kadar güçlü kadınları pek sevmediklerini. Bu, malumun tekrarı olur. Hem onları da anlamak lazım. Biz nasıl babalarımızı arıyorsak iş dünyasında onlar da annelerini arıyorlar. Onlara hep ne şahane olduklarını söyleyen o kadını, kadınları.

Evcilik / Tek kale maç
Bu kadar güçlü olmak bizi yalnız ve bir uzay içinde tarifsiz bırakacaksa niye? Üstelik bu kadar sıkışık hissettiğimiz bir yerde niye hiç erkekler kadar rahat olamıyoruz?
Çünkü... Çünkü bence, biz iş yapıyoruz. Erkekler ise oyun oynuyor. İddia ediyorum ki ne kadar yüksek pozisyonda olursa olsun erkekler, ofislerinde otururken mahallede oyun oynarken yaşadıkları duyguları yaşıyor. Daha farklısını değil. Ama biz evcilik oyunlarını da çok ciddiyetle, tamı tamına annemizi tekrar ederek oynadığımız için, onu da kendimize "iş edindiğimiz" için bugün "iş dünyasını" bu kadar ciddiye alıyoruz. O yüzden kadınlar bu kadar gergin. Oysa erkekler, hâlâ "tek kale maç" havasında yaşıyorlar iş dünyasını. Onların rahatlığı ise bizi daha fena geriyor.
Belki de bu yüzden biz de ciddiye almamayı öğrenmeliyiz. Ciddiye alacaksak da, bir oyunu ciddiye aldığımızı, ciddiye aldığımız şeyin temelde bir erkek oyunu olduğunu bilerek, bunu hiç unutmadan...
Hem zaten iş hayatı diye bir şey var mı? İş dünyası diye bir şey? Yok aslında. Çünkü hayat diye bir şey var. Dünya diye bir şey var. Kadınlar bunları kapsayabilecek kadar geniş varlıklar. Daraltmamak lazım. Ne bileyim? Arada termale gitmek lazım!

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Taka tuka, tuka taka...
NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
SEKA'lı arkadaşlar!
"Siyasetçi ka - ti - li yapmayın bizi"
Fikret BİLA
Rice dönemi
ABD Dışişleri Bakanlığı görevini devralan Con...
Hasan CEMAL
Dönüm noktası!
Pazar günkü bu yazımı, Yargıtay Ceza Genel Ku...
Güneri CIVAOĞLU
Kıymayın çocuklara
Geçen hafta pazar günü yayımlanan Şeffaf Oda'...
Can DÜNDAR
Bir hayalin peşinde...
Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi, 1700'lerin or...
Abbas GÜÇLÜ
Emine Hanım'la Haydi Kızlar Okula
Semra Hanım'dan sonra Emine Hanım'ın da özell...
Mehmet Y. YILMAZ
Yeni tip yapılaşma bize neler söylüyor?
Geçenlerde karıştırdığım bir kitapta ilginç b...
Hasan PULUR
Deyimlerin kökeni...
GEÇEN gün birkaç dost oturmuş laflıyorduk. He...
Derya SAZAK
Laiklik
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK 312/2. maddes...
Meral TAMER
Kendinizi yeniden keşfetme seansı
Önünüzde 3 farklı senaryo var. Yapacağınız il...
Ece TEMELKURAN
Ciddiye almayın!
Siyah kadın kapıyı açtı. Açar açmaz kendisini...
Tamer HEPER
Basit iki kural
Bizde (adı biraz daha uzun olan) ateşli silah...
Osman ULAGAY
Greenspan'in analizinden Türkiye'ye dersler
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greensp...
Güngör URAS
Yabancılar, Çin'e 560 milyar dolar yatırmış
Biz Çin'i çok nüfuslu, Mao'cu, özel mülkiyeti...
Serpil YILMAZ
Gıda sanayii ve lokal markalar
Uzun bir adı var; İstanbul İhracatçı Birlikle...

© 2005 Milliyet