|
 |
|
|
ABD karşıtlığı
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın, Dışişleri Bakanı Gül'e, Türk kamuoyundaki ABD karşıtlığından söz ettiği ve olumsuz imajın düzeltilmesi için katkıda bulunmasını istediği yansıdı. Benzer açıyla Gül'ün de ABD'de Türkiye aleyhine filmlere dikkat çektiği belirtiliyor.
Yapılan bir ankete göre, Türkiye, ABD karşıtlığının en yüksek olduğu ülkelerin başında geliyor.
Rice'ın sözünü ettiği bu yoklama olsa gerek.
Türk kamuoyunda ABD karşıtlığı yeni ortaya çıkmış bir gelişme değil. Bu karşıtlığın son yıllarda daha da yükseldiği söylenebilir.
ABD'nin Irak'ı işgal etmesi ve dünya kamuoyuna yansıyan görüntülerin tek başına bu karşıtlığı yükselten en önemli etken olduğunu söylemeye bile gerek yok. ABD'nin bir Müslüman ülke olan Irak'ı işgal etmesi Türk kamuoyunun sempatiyle karşılayacağı bir olay değildi, elbette...
İşgalin ardından Ebu Garip cezaevinden yansıyan işkence görüntüleri bu karşıtlığa tuz-biber ekmiştir. Hele ABD ve İngiltere'nin Irak'ı işgal ederken öne sürdükleri kitle imha silahı gerekçesinin doğru olmadığının anlaşılması ABD'nin inandırıcılığını sıfırlamıştır.
Bunların yanısıra Türkiye ve Türk kamuoyunun duyarlılıkla izlediği PKK ve Kerkük konusunda ABD'nin takındığı tavır da sempati toplayacak nitelikte değildir. Tam aksi etki yaratmıştır.
Bir de Türk kamuoyunun onur meselesi yaptığı ve kolay kolay unutmayacağı, Türk askerinin kafasına çuval geçirilmesi hadisesi vardır ki, derin yara açmıştır.
Bu koşullarda Türk kamuoyunun ABD'ye karşı güvensizlik beslediği açıktır.
Türk kamuoyundaki ABD'ye yönelik bu olumsuz havayı Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün değiştirmesi mümkün müdür? Rice'ın bu yöndeki ricasını Erdoğan ve Gül'ün liderliklerini kullanarak yerine getirmeleri sözkonusu olabilir mi?
Erdoğan ve Gül'ün, bugüne kadar kullandıkları söylemin ötesinde ABD yanlısı bir söylemle Türk kamuoyuna etkilemeye yöneleceklerini beklemek gerçekçi değildir. Bugün AKP'nin dayandığı tabanın ABD yanlısı olmadığı, Irak'ın işgalini desteklemediği, ABD'nin Türkiye ve Türk askerine karşı tutumundan hoşnut olmadığı bir sır değil. Bunu Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'den daha iyi bilecek kimse olmadığına göre Rice'ın beklentisi gerçekçi görünmüyor...
AKP tabanındaki bu eğilim yeni de değildir. Nitekim, 1 Mart tezkeresinin tartışılması ve oylanması sırasında dönemin Başbakanı Gül'ün sıkıntılı durumu belleklerde henüz tazedir. Aynı durum Başbakan Erdoğan'ın görevi devralmasından sonrası için de geçerlidir.
Irak'ı işgal etmesi için ABD'ye yardımcı olma girişiminde bulunan Gül hükümetinin tezkereyi kerhen Meclis'e sevkettiği, kararın alındığı Bakanlar Kurulu toplantısından sonra bizzat bakanların yaptığı açıklamalarla kamuoyuna yansıtılmıştır.
Başbakan Erdoğan'ın "maaşlarınızı bile alamazsınız" diyerek ABD tezkeresine destek istemesine karşın 100 kadar AKP milletvekili CHP milletvekilleriyle birlikte olumsuz oy kullanmışlardır.
Bu sonuçtan Gül hükümeti de ardından gelen Erdoğan hükümeti de AKP yönetimi de memnun olmuştur.
O günden sonra ne Erdoğan'ın ne Gül'ün "keşke 1 Mart tezkeresi geçseydi" anlamına gelecek bir yaklaşımı olmuştur. Kuşku yok ki, Erdoğan da Gül de AKP tabanı başta olmak üzere Türk kamuoyunun eğilimiyle ters düşmemeye özen göstermişlerdir.
Bu nedenlerle Türk kamuoyundaki ABD karşıtlığı azaltılmak isteniyorsa bunun yolu Türk liderlerin ABD yanlısı söylem geliştirmeleri değil, Washington'un izleyeceği politikalardır.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|