|
Karla don!
Üstünde Amerikan bayrağı olan don giyilebilir mi? Giyilebilir demişti Amerikan Yüksek Mahkemesi 1960'larda. Kıl payı farkla alınan bu karar Amerika'da özgürlüğün sınırlarını genişleten bir adım olarak karşılanmıştı.
Kar ne güzel yağıyor.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun geçen hafta 13'e karşı 14 oyla aldığı karar da bir dönüm noktası... Laiklik karşıtı düşünceleri de demokrasi kapsamında sokan bu kararla ülkemizde ifade özgürlüğünün sınırları genişlemiş oluyor.
Olumlu bir gelişme...
Kimileri bu karara karşı.
Olabilir, şaşırtıcı da değil.
Bu konuda benim daha çok iki arada bir derede kalanlar ilgimi çekiyor. Yargıtay kararını ifade özgürlüğü açısından bir yandan beğeniyorlar. Ama öbür yandan bu duygularını pek fazla açığa vuramıyorlar.
Ya da tedirginlik ağır basıyor.
Niçin tereddüt ediyorlar ki?
Din devleti kurmak isteyenlerin değirmenine su taşınır diye mi?.. Toplum ve devlet düzenini dine dayandırmak isteyenler hiç eksik olmayacak bu topraklarda.
Ama yenemezler demokrasiyi!
Sözcüklerin özgürce uçuşmasından kimsenin zarar göreceğini sanmıyorum. Demokrasi artık bu ülkede de kendini aykırı düşüncelere karşı özgürlük içinde koruyacak olgunluk ve güce ulaştı, merak etmeyin.
Kar ne güzel yağıyor.
Gemilerin düdük sesleri boğuk boğuk, sanki dipsiz bir kuyudan, bir tuhaf geliyor, Boğaz'ı örten gri tül perdenin arkasından...
"Kar büyük, göz doyuran tanelerle ağır ağır yağıyordu. Yavaşlığında, doluluğunda ve şehrin neresinden geldiği belli olmayan mavimsi bir ışıkta iyice belirginleşen beyazlığında insana huzur ve güven veren güçlü bir yan, Ka'yı hayran bırakan bir zarafet vardı."
Orhan Pamuk'un Kar romanında daha önce okurken altını çizdiğim yerlere göz atıyorum:
"Bu dünyada ne yapıyorum? diye düşündü Ka. İnsan yaşıyor, yıpranıyor, yok oluyor. Bir yandan yok olduğunu, bir yandan var olduğunu düşündü: Kendisini seviyordu, bir kar tanesi gibi hayatının aldığı yolu sevgi ve kederle izliyordu."
141, 142, 163!
Bu sayılar bir zamanlar ülkemizdeki demokrasi ve özgürlük mücadelesinin simgeleriydi. Türk Ceza Yasası'nın bu maddeleri komünizm ve şeriatçılığı yasaklıyordu. Biz de bu maddeler kaldırılmadan demokrasi gelmez Türkiye'ye diye bağırıyorduk.
Kimileri, Marksçılığın ders olarak üniversitelerde okutulmasını, fikir olarak savunulmasını demokratik buluyor, ama siyaset meydanında serbest bırakılmasına karşı çıkıyordu. Tıpkı bugün 'şeriatçılık' alanında olduğu gibi...
Yıllar böyle geçmişti.
Sonra Berlin Duvarı yıkıldı.
Komünizm çöktü.
Yani tehlike olmaktan çıktı.
Ve 141, 142 ve 163. maddeler Turgut Özal zamanında kaldırıldı. Demokrasi adına alkışladık. Ama doğrusu pratikte çok fazla değişen bir şey de olmadı. Çünkü başka rakamlar geldi oturdu demokrasinin başına:
312, 7 ile 8 gibi.
Bu kez Ceza Yasası'yla Terörle Mücadele'nin bu maddeleri yıllar yılı özgürlüklerin tepesinde boza pişirdi.
Ama sonunda onlar da değişti. Şimdi de zihniyet değişiyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararı bu açıdan olumlu bir gelişme, hatta bir dönüm noktası...
Tedirgin olmak gereksiz.
"Kar onda hayatın güzelliği ve kısalığı duygusunu uyandırıyor, bütün düşmanlıklara rağmen aslında insanların birbirlerine benzediğini, âlemin ve zamanın geniş, insanın dünyasının dar olduğunu hissettiriyordu. Bu yüzden kar yağınca insanlar birbirlerine sokuluyorlardı. Kar sanki düşmanlıkların, hırsların, öfkelerin üstüne yağarak onları birbirlerine yaklaştırıyordu."
Ne güzel yağıyor kar...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|