Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Şubat 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İnançlı ve inançsızlar ayrımı ne kadar doğru?


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da yayımlanan "Welt am Sonntag" gazetesine verdiği bir demeç, bir süredir unutulmuş gibi görünen türban tartışmalarını yeniden gündeme getirecek.
Başbakan, Alman gazetecinin "Yasağı değiştirerek yüksekokullarda türbana izin vermeyi istiyor musunuz?" sorusuna, "Evet, bunu araştırıyoruz. Bu adımı vatandaşlara daha çok din özgürlüğü verilmesi açısından doğru buluyorum" yanıtını verdi.
Yasalarda değişiklik yaparak üniversitelerdeki türban yasağını kaldırma girişimleri yeni değil.
Ve işin ilginci bugün "üniversitelerde türban yasağını" içinden çıkılmaz bir sorun haline getiren şey de doğrudan doğruya bu: Yasaları değiştirerek, türbana izin verme çabası!

Türban sorunu
Hafızası zayıf bir toplum olduğumuz için üniversitelerdeki türban yasağının neden yasalardaki bir düzenleme ile kaldırılamadığını bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
10 Aralık 1988 tarihinde ANAP hükümeti, YÖK Kanunu'nda bir değişiklik yaptı. Değişiklik, 27 Aralık 1988 tarihinde yürürlüğe girdi. Değiştirilen madde yükseköğrenim kurumlarında "dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasının serbest" olduğunu söylüyordu.

Kamusal-özel alan
O tarihte Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren, yasayı iptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne götürdü.
Mahkeme, 7 Mart 1989 tarihinde yasayı iptal etti.
İptal gerekçesinde "laiklik" uygulaması ile ilgili genel bir tanım da yaptı. Bugün çok tartışılan "kamusal alan - özel alan" ayrımına dikkat çekti ve "dini inançların hukukun yerine geçerek yasal düzenlemelerin kaynağı ve dayanağı olamayacağını" vurguladı. Söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın başlangıç kısmı ile laikliği düzenleyen ve "değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek" maddesine aykırı olduğuna karar verdi.

Hatırlamıyor mu?
ANAP hükümeti, bunun üzerine YÖK Kanunu'na "yürürlükteki yasalara aykırı olmamak koşuluyla her türlü kıyafetin serbest olduğu" hükmünü ekledi.
Bu değişiklik de Anayasa Mahkemesi'ne gitti.
Mahkeme yasayı iptal etmedi ama eski kararına atıfta bulunarak, "söz konusu serbestliğin sınırını" tayin etti. Türban yine serbest kalamamıştı.
Türban konusu, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına daha sonra iki kez girdi: Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nin kapatılmasına ilişkin kararlara!
Başbakan Erdoğan'ın bütün bunları hatırlamıyor olması mümkün mü?
Sanmıyorum.
İki olasılık var: Ya Başbakan bu konuyla hâlâ ilgilendiğini göstermek ve parti tabanındaki belirli bir kesimi "idare etmek" istiyor. Ya da Başbakan, Anayasa Mahkemesi'nin günümüzün koşullarında daha farklı bir yorumda bulunabileceğini öngörüyor.
Hangisinin doğru olduğunu zaman içinde göreceğiz.

Talihsiz açıklama
Başbakan, Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte bir de şunu söyledi:
"İnançlı Müslümanlarız. Kuran'da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor."
Laik bir ülkenin Başbakanı için en hafif tabiriyle "talihsiz" bir açıklama..
Bir kere Kuran'ın "türban takılmasını emrettiği" tartışılmaz bir gerçek değil.
Birçok din bilgininin yorumu, bunun tam aksini söylüyor.
İkincisi, laik bir ülkenin Başbakanı, siyasal davranışlarını açıklarken dini referans olarak gösteremez, göstermemeli.
Böyle yaptığında toplumda da ikilik yaratmış, türban takmayan kadınları "Kuran'ın emirlerine uymayan inançsızlar" haline getirmiş oluyor.
Başbakan, siyasal çoğunluğuna dayanarak türban nedeniyle okuma olanağı bulamayan genç kızların sorunlarını çözmek isteyebilir, bu normal.
Ama vatandaşlarını "inançlılar - inançsızlar" diye ikiye ayırmak da laik bir ülkenin başbakanının herhalde en son yapacağı şey olmalı.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Melih AŞIK
Türban farkı...
Almanya'nın Welt am Sonntag gazetesine demeç ...
Fikret BİLA
ABD karşıtlığı
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın, Dışişleri Bakan...
Hasan CEMAL
Karla don!
Üstünde Amerikan bayrağı olan don giyilebilir...
Güneri CIVAOĞLU
Lig farkı
Kuzey Irak-İran-Suriye'nin çizdiği bir ateş h...
Can DÜNDAR
Bir insan hikâyesi
Hakan Özkahya, inşaat teknikeriydi.
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciler okulu unuttu
Kar tatiliyle birlikte yarıyıl tatili rekora ...
Hurşit GÜNEŞ
Kör olmak gerek!
Geçen hafta açıklanan en önemli veri tüm vaha...
Sami KOHEN
ABD karşıtı havanın nedenleri
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Anka...
Mehmet Y. YILMAZ
İnançlı ve inançsızlar ayrımı ne kadar doğru?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da y...
Derya SAZAK
Solda yeni platform
CHP'de Sarıgül'ün adaylığını 'Genç Partileşme...
Meral TAMER
Okullarımız reklam panosu o - la - maz!
Bir bu eksikti. Daha doğrusu şöyle diyeyim: İ...
Güngör URAS
Çin'de yapılacak iş çok
Hakkı Çağlar, 17 yıldır Çin'de. Türk işadamla...
M. Ali BİRAND
Yeni bir sürece girdik...
Nihayet beklenilen adım atıldı.

© 2005 Milliyet