|
Cerrah/Guiliani
İstanbul, "New York'laşıyor" Ne güzel değil mi? Değil...
Çünkü 15-20 yıl öncesinin New York'undan söz ediyorum. Cürüm kenti olduğu yıllardan.
Caddeleri, sokakları, uyuşturucu tutkunu gençlerin işgali altındaydı.
Herkes cebinde 20 dolar taşırdı.
Bir apartman kapısı boşluğuna zorla çekilip karnına bıçak dayandığında bu 20 dolar, canını kurtarmak sigortasıydı.
Fazlası olursa, o da giderdi ama 20 dolar, can bedeliydi. Hiç para çıkmazsa, uyuşturucu krizine girmek üzere olan serserinin keskin çeliği içine giriyordu.
"Diğerlerine de ders olsun, kimse sokağa 20 dolarsız çıkmasın" diye.
En işlek caddeler bile tahlikeliydi.
...........
Sinemalarda yanınızdaki koltuğa oturan biri, paltosunun altından bıçağı dayayıp fısıldayarak "cüzdanınızı" istiyordu. Vermemenin sonu, ışıklar yandığında, dehşet haykırışları ve bir kan gölü ortasında oturan ceset olmaktı.
............
Benzin istasyonları, barlar, lokantalar, berber dükkânları, çiçekçiler, pastaneler, sokak çetelerini haraca bağlamanın ötesinde uyuşturucu krizine girenler tarafından da basılıyordu.
............
Otomobiller çalınıyordu.
Parçalara ayrılıp yok ediliyordu.
Taksi şoförlüğü en riskli meslekti.
............
Evler tekrar tekrar soyuluyordu.
............
Sokak gaspları, kapkaççılık, toplumsal salgın hastalık haline gelmişti.
Zehirli kent
Ve New York, o haliyle zehirli kent gibiydi.
New York'tan kaçış başlamış, sonra bu dışa dönük nüfus hareketi göçe dönüşmüştü.
Kentliler, evlerini satıp ABD'nin güvenli bir köşesine kapağı atmak çabasındaydı.
New York üniversiteleri öğrenci yitiriyordu.
New York'ta ekonomi inişe geçmişti.
İşyerleri de, gelirleri düştüğü için çalışanlarının sayısını azaltıyorlardı.
Kirlenme, devlet bürokrasisine, güvenlik güçlerine de bulaşmıştı.
New York'ta ev-dükkân-işyeri fiyatları paraşütsüz inişe geçmişti.
Kiralar düşmüştü.
En güzel taşınmazlar, komik fiyatlara satılıyordu.
Polisin sesi
Güvenlikten sorumlu olanlar ise, "bu denli büyük bir kentin her caddesine, her sokağına polis koyamayız" mesajını veren söylemlerde bulunuyordu.
Ve her şey daha kötüye gidiyordu. New York yaşanmaz hale geliyordu.
Ta ki Rudy Guiliani, kente başkan oluncaya kadar.
Tek bir adam, New York'un kaderini değiştirdi.
Kadife eldiven içinde sıkılı demir yumruk gibi, serserinin, itin, uğursuzun, uyuşturucu çetelerinin beyinlerine indi.
Müthiş sıkı bir disiplinle koca kenti, çelik bir çambere alabildi.
Merkezden başlayarak güvenli daireler oluşturdu. Her kazanılan daireyi, onun etrafındaki daha geniş bir güvenlik dairesi izledi. Son güvenlik dairesi, kentin çevresindeki çemberle buluştuğunda, New York kurtulmuştu.
New York şimdi tanınmayacak kadar güvenli. Ekonomisi patlamalar yapıyor... Gayrimenkul fiyatları ve kiraları, eski düzeyini buldu. Üniversiteleri, dükkânları, lokantaları doldu.
.............
İstanbul'a gelince, 15-20 yıl önceki New York olmanın ürküntü veren sürecinde...
İstanbul'a bir Guiliani gerek...
Guiliani gibi aynı yasalar, aynı olanaklarla farklı bir kent yaratacak adam gerek.
Cerrah Müdür, o adam mı?
Guiliani ne yapmış, iyi araştırmalı.
İleride, "bir Cerrah Müdür vardı, iyi ki vardı" dedirtmek ve kenti kurtarmak şansı hâlâ önünde.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|