|
"Condi" gönül alıyor...
ABD'nin Irak işgalinden sonra, o dönemde Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olan Condoleezza Rice, dost ve müttefik ülkelerin bu politikaya karşı çıkmasına sert tepkisini şöyle dile getirmişti. "Fransa'yı cezalandırmak, Almanya'yı görmezlikten gelmek, Rusya'yı da affetmek gerekir"...
O günlerde ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de, "iki ayrı Avrupa"dan söz ediyordu: İngiltere ve Polonya'nın başını çektiği "yeni Avrupa" ve Fransa ile Almanya'nın yer aldığı "eski Avrupa"... ABD artık "eskimiş Avrupa"ya güvenemiyordu...
Gerçekten o dönemde Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Bush yönetimine karşı aldığı tavır ve Washington'un buna gösterdiği tepki, ilk kez ciddi bir "Transatlantik kriz" yaratmıştı.
* * *
BU kez Dışişleri Bakanı olarak Avrupa'yı ziyaret eden Condoleezza Rice, müttefiklerin gönlünü almaya yönelik konuşmalarında, farklı bir üslup kullandı.
Amerikan diplomasisinin yeni yöneticisi, Paris'teki konuşmasında, geçmişteki görüş ayrılıklarının aşılması gerektiğini, ABD ile Fransa ve Avrupa arasında ortak değerlerin ve çıkarların bulunduğunu, söyledi ve "İlişkilerimizde artık yeni bir sayfa açmak zamanı geldi" şeklinde konuştu.
Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier de benzer ifadeler kullandı, ilişkilerde "yeni bir aşama"dan, daha iyi bir dünya için "birlikte çalışmaktan" söz etti...
* * *
ABD ile Fransa -ve Avrupa- arasında buzlar eriyor mu?
"Condi"nin Avrupa turunda ve özellikle Paris'te söyledikleri, buna Avrupalı liderlerin (Berlin'de Şansölye Schröder'in, Paris'te Barnier'nin) verdiği karşılık "Transatlantik çatlağın" onarılması aşamasına girildiğini gösteriyor.
Yeni görevini devralır almaz Rice'ın Avrupa'ya gelip uzlaşıcı bir üslupla yeni mesajlar vermesi bunun bir işareti. Bir Fransız yorumcusunun deyişiyle "Bayan Rice geçmişten gereken dersleri almış görünüyor. ABD Irak'ta savaşı tek başına götürebileceğini düşünmüştü; şimdi ise barışı ancak dostlarıyla kurabileceğini anlamışa benziyor"...
Rice'ın söylediklerinin Bush yönetiminin "gerçek bir politika değişikliği"nin habercisi olup olmadığını anlamak için, herhalde biraz beklemek gerek. Ancak şimdiden, böyle bir "trend"in belirtilerini görmek mümkün.
Bu, Avrupa ve özellikle Fransa tarafı için de geçerli. Paris, ABD ile esas anlaşmazlığa yol açan Irak sorununda, daha esnek ve gerçekçi davranıyor. Fransız yetkililer Irak'taki seçimlerden memnuniyetlerini belirtirken, Bağdat'taki hükümete destek çıkıyorlar... Fransızlar da, Almanların dediği gibi, Irak'ta olup bitenlerden sonra şimdi istikrarın kurulması için hep birlikte çalışmak gerektiğini düşünüyorlar...
* * *
TÜRKİYE açısından ABD'nin dost ve müttefiklerinin görüşlerini ciddiye alması, daha sıkı işbirliğine girmesi ve Transatlantik anlaşmazlıkların giderilmesi kuşkusuz sevindirici, olur. Avrupa'nın (özellikle Fransa'nın) bazı görüş ayrılıklarına rağmen, ABD ile ilişkilerini canlı tutmaya öncelik veren tavrını da örnek almak lazım...
Rice'ın gezisi münasebetiyle Avrupa'da "sokaktaki adam"ın düşüncelerini nakleden "Guardian"a göre, Antonio Raspaglio adındaki bir İtalyan'ın şu söylediği gerçekten anlamlı: "ABD ile Avrupa'nın birlikte çalışması şart. Aksi halde herkes bundan zarar görür. Eğer evde karı-koca kavgası olursa, yemek yanar"!..
skohen@milliyet.com.tr
|
|