Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Şubat 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamuoyunun güveni böyle zedeleniyor


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "türban" üzerine yeni bir tartışmaya neden olan mülakatı yapmadığını, "onlara röportaj vermedim, o gazeteciyi hatırlamıyorum, derleme haber yapmış olabilirler" açıklamasını hiç yadırgamadım.
Aynı şekilde Welt am Sonntag Gazetesi'nin Yayın Yönetmeni Chiristoph Keese'nin "Röportajı Davos'ta Erdoğan ile yanyana otururken yaptım. Erdoğan metni Cüneyd Zapsu'ya onaylatmamı rica etti. Karşılıklı yazışmalar sonunda metin onaylandı. Bu yazışmalar belgelenmiş durumdadır" şeklindeki feryadını da..
Bu durum biz Türk gazetecilerinin başına çok sık gelir.
Siyasetçi, futbolcu, kulüp yöneticisi, kamu görevlisi, artist, özel şirket yöneticisi hiç fark etmez..
Önce konuşurlar, sonra söyledikleri şeyler beklemedikleri bir tepkiyle karşılanınca, "Ben böyle bir şey söylemedim" diyerek zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmak isterler..

Radikal görüşlerdi ve...
Keese ile Erdoğan arasındaki "anlaşmazlık", Cüneyd Zapsu'nun metni onaylayıp onaylamadığı konusu, bana başımdan geçen eski bir olayı hatırlattı.
O tarihte Ankara'da Yankı dergisinde çalışıyordum.
İktidarda 2. Milliyetçi Cephe hükümeti vardı ve MHP'li bir bakanla makam odasında bir konuşma yapıyordum.
Konuşmanın bir yerinde, şimdi adını tekrarlayıp yeni bir polemiğe girmek istemediğim MHP'li bakan, "bankalar ve sigortaların devletleştirilmesi"nden söz etti.
Oldukça radikal görüşlerdi.
Kendisine bu görüşlerini yazıp yazamayacağımı sordum.
Çekmecesini açtı, bir parti programı ve seçim beyannamesi uzattı. "Yazabilirsin ama kullandığın ifadeleri bu kitaplardan kontrol et, farklı bir ifade biçimi olmasın" dedi.

Tanık olmasa..
Yanımda o günlerde MHP'ye yakın olan gazeteci arkadaşım Avni Özgürel de vardı.
"MHP'nin o yıllarda kullandığı terminolojiye" aşina olduğu için söyleşinin o bölümünün yazılmasında bana yardım etti.
Program ve seçim beyannamesinden ilgili yerleri bulduk, aynı sözcükleri kullanarak bakanın söylediklerini yazdık. Telefonda yazdıklarımızı okuduk ve onayını aldık.
Söyleşi dergide yayımlanınca hükümetin AP'li kanadı tepki gösterdi.
Bunun üzerine bakanın yaptığı yazılı açıklama elime geldiğinde küçük dilimi yutacak gibi oldum: Böyle bir söyleşi yapılmadı, ben böyle bir şey söylemedim!
Patronumuz ve Genel Yayın Müdürü Mehmet Ali Kışlalı'nın gazabından beni koruyan şey Avni Özgürel'in tanıklığı oldu.

Sesini yalanlayan bile var
Meslek yaşamım boyunca bu tür olaylarla o kadar çok karşılaştım ki, şimdi muhabir arkadaşlarımdan yaptıkları konuşmaları banda kaydetmelerini özellikle istiyorum.
Ve buna rağmen, banttaki sesini yalanlayanlarla bile karşılaşabiliyoruz.
Erdoğan ile Keese arasındaki görüşmenin nasıl cereyan ettiğini bilmiyorum. Cüneyd Zapsu'nun metni onaylarken bir atlama yapmış olması da mümkün, gazetecinin unuttuğu bir cümlenin sonradan onay sırasında hatırlanmamış olması da..
Bunlar her gazetecinin ve her siyasetçinin başına sıkça gelebilecek şeyler.
Ama keşke Başbakan "Böyle bir röportaj yapılmadı, o gazeteciyi hatırlamıyorum" demeden önce danışmanlarına konuyu araştırmalarını söyleseydi.
Bir siyasetçi için en önemli şey, kamuoyunun onun söylediği sözlere güven duymasıdır.
Bu tür örnekler en azından bu güveni zedeliyor.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Apoletle sarığın politik sambaları...
SIRTINI "Kışla" parfümlü politikaya dayayarak...
Melih AŞIK
Hatalı paslar...
Birinci gün... Almanya'nın ciddi Die Welt gaz...
Fikret BİLA
Sezer de görüşünü koruyor
Başbakan Erdoğan'ın, Alman Welt am Sonntag ga...
Hasan CEMAL
Türban, şeriat, bölücü derken!
Bazı konular var ki Türkiye'yi geriyor. Huzur...
Yılmaz ÇETİNER
Liderleri tahrik eden yağcılar!
ÜLKELERİNİ yöneten liderler içeride veya dışa...
Güneri CIVAOĞLU
Cerrah/Guiliani
İstanbul, "New York'laşıyor" Ne güzel değil m...
Can DÜNDAR
Sam Amca'nın imaj çalışması
Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak...
Hurşit GÜNEŞ
Ya ABD'de bütçe açığı daralmazsa?
Parite yeniden dolar lehine gelişiyor. Bu gel...
Doğan HEPER
Kim vurduya gitmek!..
Geçen gün TV'de Ceviz Kabuğu programında Orge...
Sami KOHEN
"Condi" gönül alıyor...
ABD'nin Irak işgalinden sonra, o dönemde Ulus...
Mehmet Y. YILMAZ
Kamuoyunun güveni böyle zedeleniyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "türban" üze...
Hasan PULUR
Hakem ve ilaç...
TURHAN Selçuk'un yıllar önce yaptığı bir kari...
Derya SAZAK
Türban ve iktidar
Başbakan Erdoğan'ın Almanya'da pazar günleri ...
Meral TAMER
Tatlıses'in kasedi eşittir Roche'un ilacı!
Uluslararası dev ilaç üreticilerinin Türkiye'...
Yaman TÖRÜNER
New York'ta karla mücadele
Karla mücadele meteorolojinin güvenilirliği v...
Güngör URAS
Yabancılar 'Sabancı' hisselerini kapıştı
Demir Sabancı'nın İMKB'de satışa çıkardığı hi...
Serpil YILMAZ
KKTC'ye ilk resmi uçuş ABD'den
Amerika, KKTC'ye yönelik izolasyonu, 17 Şubat...
M. Ali BİRAND
Köktendinciliğin ilacı AB üyeliği
Genelkurmay Başkanı Org. Özkök ile , Fransız ...

© 2005 Milliyet