|
 |
|
|
Ritz Lokantası'nda saray mutfağı
Yolunuz Londra'ya düşerse Ritz Lokantası'na mutlaka gidin. Burası daha çok otelde kalmayanların yemek yediği bir restoran. Açık anlatımıyla "otel lokantası" değil
Londra'nın göbeğindeki Ritz Oteli binası saray görünümündedir. Bu otelin altındaki, Ritz Lokantası adını taşıyan lokanta daha çok otelde kalmayanların devam ettiği lüks bir lokantadır. Açık anlatımıyla "otel lokantası" değildir. Şimdilerde ünlü şeflerin çalıştığı büyük mutfakları genelde sadece büyük oteller yaşatabiliyor. Lokanta giderlerini oda fiyatına bindiriyor.
Ritz Lokantası "Saray mutfağı"na sahip olmakla övünüyor. Ritz Oteli'ni 1900 yılında otelci Cesar Ritz yaptırmış. Fransız C. Mewes ile İngiliz A. Devis, Paris'teki Hotel Ritz'den ve Londra'daki Carlton Hotel'den sonra Ritz London'u çizmiş. Bu otel Fransız stilinde dekore edilmiş. İçi XVI. Louis stili döşenmiş.
Ritz Lokantası'na görkemli kapıdan giriliyor. Kocaman, spor salonu kadar büyük ve yüksek tavanlı bir salonu var. Avizeler, perdeler, yaldızlı süslemeler, aynalar, resimler ağır mı ağır.
Şimdilerde lokantanın şefi, John Williams isimli önemli bir mutfak virtuozu. Genelde bu tür lokantalara gitmekten çekinilir. Fiyattan korkulur.
Ritz Lokantası'nda 45 İngiliz lirasından 90 İngiliz lirasına kadar seçmeli mönüler var. Şarap listesinden de makul bir marka şarap seçildiğinde, insan servis ve vergi dahil kaç para ödeyeceğini bilerek yemeğe başlayabiliyor. Fiks mönü seçmeden, makul fiyatlı yiyeceklerle de iyi bir yemek yenilebiliyor. Makarna 15, levrek 33, et yemekleri 40 İngiliz lirası.
Ritz Lokantası gibi lokantalara her gün gidilmez. Ama Londra'ya yolu düşen ve imkanı olan bir defa gitmeli ve Ritz'i mutlaka görmeli.
Lokanta konusunda seçenek bol
Londra'da başka güzel lokantalar da var tabii. İşte birkaç örnek.
Le Caprice: Londra'da Ritz'in hemen arkasında (Arlington St., Piccadilly) Le Caprice isminde bir Fransız lokantası var. Bundan 10 yıl önce gitmiştim. 10 yılda kötüye değil, iyiye gitmiş. Mutfağı çok güzel. İyi yemek yenebilecek, canlı, neşeli bir lokanta. Piyano müziği var ama piyanoyu sadece bar tezgahının önünde dikilenler dinleyebiliyor. Fiyatları da makul.
Le Colombier: Le Colombier de bir Fransız lokantası (145 Dovehouse St., Chelsea). Öyle şatafatlı ve pahalı bir lokanta değil. Bistro tarzı bir lokanta. Masalarında örtü yok. Müşterilerinin çoğu İngiliz. Bu nedenle İngilizlerin hoşuna gidecek "İngilizleştirilmiş Fransız mutfağı" var.
Oriel: İngiltere'de bazı lokantalar var ki, yıllardır aynı kaliteyi koruyor. Bunlardan biri de Oriel (Sloan Square). Günün her saatinde gençlerin doldurduğu bir lokanta-kahve... İlla da iki-üç kap yemek zorunluluğu yok. Kahve ve çay içmek de mümkün. Tek bir salata ile masadan kalkmak da. Ama et ve balık yemek isteyen var ise en kaliteli ve lezzetlisini yiyebiliyor. Beyaz şarapta midye haşlaması ile somon ızgarası pek güzel. Kıtır patates kızartmasının tadına doyulmuyor.
Fifth Floor: Londra'da Knightsbridge semtindeki ünlü Harolds mağazasının yanındaki lüks mallar satan Harvey Nichols mağazasının beşinci katında gıda bölümü var. Büyük mağazalar gıda bölümlerinin bulunduğu katta kahve ve lokanta açmaya başladı. Harvey Nichols da bu modaya yıllar önce uydu. Lokanta bölümünde rezervasyonsuz yer bulmak güç ama kahvesinde her zaman boş masa var. Kahve cıvıl cıvıl. Sabahtan akşama kadar müşterilerin biri kalkarken biri oturduğundan mutfak hızlı, servis hızlı, yemekler çok lezzetli. Etin, balığın, sebzenin en tazesi, en lezzetlisi yenilebiliyor. Fiyatlar da makul.
El Blason: El Blason bir İspanyol lokantası. "Tapas bar" denilen, küçük tabaklarda İspanyol işi mezelerin yenildiği bir lokanta (Chelsea, Balclands Tarrace). Bu tür lokantaların iyi yanı küçük tabaklarda masaya getirilen farklı yiyecekleri tatma imkanı. Fiyatı makul. İspanyol yemeklerini sevenlerin hoşlanacağı küçük, sevimli bir mahalle lokantası.
Al Hamra: Londra'da Mayfair'de Shepherd Market denilen bir küçük çarşı bölgesi var. Binaların arasına sıkışan bu bölgede, güzel pub'lar, küçük lokantalar bulunuyor. Bizim Sofra lokantamız da burada. Sofra'nın hemen arkasında Al Hamra ismini taşıyan bir Lübnan lokantası özel yemekleriyle ilgi görüyor. Özel yemekleri ne? Bizim bildiğimiz humus, patlıcan salatası, döner, şiş... Ama gerçekten farklı ve lezzetli hazırlanıyor. Küçük seramik tabaklarda masaya getirilen humusun ve patlıcan salatasının tadı çok çok farklı... Servis güzel. Hamur tatlıları ağır şekerli değil. Kuru ve az şekerli.
Floridita: Bu kadar lokantadan sonra bir de gece kulübünden söz edeyim. Kapısından bakarak ne olduğu pek anlaşılamayan bir gece kulübü bu. İsmi Floridita (Soho, Wandour St.) Lokanta bölümü de var. Alt katı koskocaman bir salon. Gece orkestra Küba müziği yapıyor. Orkestranın sahne almadığı saatlerde disko Küba müziği devam ediyor. Pistte insanlar devamlı dans ediyor. Yemek yeme mecburiyeti yok. Sadece içki içilerek de oturma, müzik dinleme, dans etme imkanı var.
|
|
|

|