
|
|
|
 |
|
|
Editörden
IMF ile samba mı yapmalı, oryantal mi?
MURAT SABUNCU
Uluslararası piyasalar 2002'nin sonlarına doğru iki ülkeye kilitlendi. Bu ülkeler Türkiye ve Brezilya idi. Bu iki ülkenin ortak özelliği her ikisinde de bir hafta arayla seçim yapılacak olması her ikisinde de iki 'aykırı' liderin şanslı durumda olmasıydı. Ülkeler Brezilya ve Türkiye, liderler Lula da Silva ile Tayyip Erdoğan'dı. Piyasaların 'korktuğu' olmadı her iki lider de seçimlerden sonra IMF ile çalışmaya, iç ve dış borçlarını ödemeye devam etti.
Lula seçildikten sonra kendine ilginç bir ekonomi takımı kurdu.(*) Ekonomi Bakanı Antonio Palocci, Sao Paulo bankacılık çevrelerinde iyi tanınan ve güven duyulan bir tıp doktoruydu. Merkez Bankası'nın başına getirilen Henrique Meirelles, First Boston Bank'da, bankanın uluslararası ticari ilişkilerinden sorumlu bir üst düzey yöneticiydi. Ekonomi yönetimine büyük bir gıda şirketinden Luiz Fernando Furlan ve Brezilya Tarım İşletmeleri Konseyi'nden Roberto Rodriguez de alındı.
Lula, kamu harcamalarını azalttı, faiz dışı fazla oranlarını artırdı. Emeklilik yaşını yükseltti, maaşlarına vergi getirdi. Ülkedeki açlığı önlemek, herkesin üç öğün yemek yiyebilmesi için 'sıfır açlık' adlı bir girişim başlattı. Ayda 16 ile 80 dolara geçinen yaklaşık 54 milyon aileye makbuzlar dağıtıldı. Bu makbuzlarla bu insanların en azında yemek yiyebilmesi sağlanmaya çalışılırken aynı insanlar ortak istihdam programlarında çalıştırıldı. Ülkedeki muhalefet, bu programla asgari ücretin aylık 60 dolarda dondurulduğu ülkede daha düşük ücretli bir sınıfın yaratıldığı eleştirisini getirdi. Lula başlangıçta aralarından geldiği işçi sınıfının temsilcilerine 'Beni bir süre protesto etmeyin' isteğinde bulundu. Ancak ertelenen tepkiler bir süre sonra patladı. En son Porto Allegre'deki sosyal forumda şiddetle protesto edildi.
Ülkeden muhteşem kızların samba görüntülerinin haber ve fotoğraflarının geçtiği günlerde biz ekonomi gazetecilerinin şansına 'Brezilya – IMF' ilişkilerini incelemek düştü. Brezilya lideri 'samba' yapmadı, 'IMF ile buraya kadar' dedi. 215 milyar dolar borçla, gelişmekte olan ülkeler arasında ciddi bir risk faktörü olarak 'alacaklılarımla kendi anlaşmamı kendim yaparım' diye varoldu. Türkiye ise 'beklemekte' efendim. 3 yıllık yeni anlaşma yapılacak diye açıklama yapan hükümet, IMF'in geçen hafta yaptığı eleştirilere farklı bakanların ağzından farklı açıklamalar yaparak bekliyor. 'Tamam mı, devam mı?' sorusu, tamamsa verilen sözler ne zaman yerine getirilecek konusu havada sallanıyor. Türkiye yine 'oryantal' takılıyor.
*(World Socialist Web Site'dan yararlanılmıştır.)
msabuncu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|