|
 |
|
|
'Avro'mu, 'euro' mu?
DİL, DÜŞÜNCE - Ali Püsküllüoğlu
TDK, Avrupa Birliği'nin para birimi olan "Euro"ya Türkçe karşılık olarak "Avro"yu önermiş. Basında ve televizyonlarda bunun böyle yazılıp söylendiğine rastlıyoruz. Demek ki kimileri, bu sözcüğün "yuro", "yüro", "öro", "oyro" gibi söylenişleri karşısında hiç değilse "avro" olsun, bu söyleyişler teke insin diye düşünüyor. Ama görüldüğü gibi, "avro" ile bu söyleyişlere bir yenisini eklemiş oluyoruz. Yani "avro" da Türkçe değil.
Önce, bu sözcüğün yazılışının tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü basında "Euro" biçiminde de, yani özel ad gibi, "euro" olarak da, yani tür adı gibi yazılışları görülüyor. TDK de bilgisunardaki (internetteki) sözlüğünde, önerdiği karşılığı hem "Avro", hem "avro" biçiminde yazmış; "avro"yu madde başı yapmış. Demek ki özel ad saymıyor.
"Euro" sözcüğü "Europe"tan, yani bir özel addan elde edilmiştir, dilbilime göre "kesik sözcük"tür. Bu para, Avrupa Birliği ülkelerinin ortak para birimidir. Onun "Alman Eurosu", "Fransız Eurosu", "Yunan Eurosu" vb. biçiminde kullanımı söz konusu değildir. O halde bu bir özel addır. Baş harfi büyük yazılır. Bunu, TDK gibi tür adı olarak düşünenlerin gerekçelerini öğrenirsek üzerinde dururuz.
Öte yandan, TDK'nin önerdiği "Avro"nun da üzerinde düşünmeliyiz. Bu da, anlaşılıyor ki "Avropa" (eskiden Avrupa böyle de yazılır söylenirdi) sözcüğünden elde edilmiş bir kesik sözcüktür. Şu var ki, "Avro" da Türkçe olmadığına göre, bunu Türkçe için bir kazanım saymak güçtür. Ayrıca "Avro" yerine "Avru" denmesi de daha yerinde olabilir.
"Euro"nun yazılışı gibi söylenilişinin de teke indirilmesine gelince... Bir zamanlar dile girmesi kaçınılmaz olan kimi yabancı para birimlerinin, "dolar"ın, "mark"ın, "frank"ın, "drahmi"nin vb. yazımlarını korumuş, söylenişlerini Türkçeye uydurmuştuk. Kimi kuraldışılar olsa da, Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu kuralı uyarınca. Onları söylerken, okurken Türkçenin bu kuralına uyuyorduk. "Euro"nun söylenişinde ise kimimiz İngiliz'in, kimimiz Fransız'ın, kimimiz Alman'ın söyleyişine uyuyoruz. Bu değişik söyleyiş biçimlerini kullanmayı sürdürecek miyiz? Onlar gibi söylemek zorunda mıyız? Şimdiden bir önlem almazsak, söylenişi konusunda bir anlaşmaya varmazsak, bu sorun sürüp gidecektir. Öyleyse, yol yakınken, bu söyleyiş biçimini teke indirmeliyiz. Önerim şudur: Bu sözcüğü "Euro" biçiminde yazdığımıza göre, yazıldığı gibi söyleyelim, okuyalım, yani "e/u/ro" diyelim. İlk başlarda, söylemekte biraz zorlanırız ama çıkar yol budur. "Euro" yazıp "avro" diye okumaktan, söylemektense... Üzerinde düşünmemizin yararlı olacağını sanıyorum.
|
|
|

|