|
 |
|
|
Brezilya ile Türkiye'nin durumu aynı değil
Brezilya IMF ile yeni anlaşma yapmamayı düşünüyor. Şu verilere dikkat edelim: Brezilya'nın dış borcunun GSYİH'sine oranı yüzde 30'larda, Türkiye'ninki ise yüzde 55'in üzerinde. Brezilya'nın net kamu borç stokunun oranı yüzde 50'lerde Türkiye'ninki yüzde 70'in biraz altında. Cari fazla veren Brezilya'nın dış finansman ihtiyacı da azaldı
Son birkaç aydır ekonomide oldukça çelişkili bir görünüm var. Bir tarafta uluslararası piyasaların Türkiye'ye olan ilgisi giderek artıyor. Derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin notunu yükseltiyor. Faizler düşüyor, borsa yükseliyor, TL değer kazanıyor.
Diğer tarafta Hükümet bütçe hedeflerini zorlayacak uygulamalar yapıyor, ekonomik reformlar konusunda ayak sürüyor. TCMB tüm dünyadaki merkez bankalarının yaptığı gibi bu konularda uyarıyor. Hükümet ise bu uyarıların bürokratik üsluba uymadığını söylüyor. Zarf mazruftan daha önemli halde. Hem cari açığın GSMH'ye oranının ulaştığı seviye hem de önümüzdeki dönemde yapılması gereken dış borç geri ödemeleri Türkiye'nin dış finansman ihtiyacının önemli ölçüde arttığını ortaya koyuyor. Buna rağmen önümüzdeki üç yıllık dönemde 10 milyar dolarlık dış finansman sağlayacak IMF anlaşması gecikiyor. IMF'den uzun zamandır ilk defa eleştirel sesler yükselmeye başlıyor.
1999'dan bu yana benzer bir kaderi paylaştığımız Brezilya IMF ile yeni bir anlaşma yapmama konusunu düşünüyor. Biz ise IMF ile yeni bir anlaşma yapacağımızı geçen yıl Aralık ayında açıkladık. Peki aynı dönemde benzer süreçleri izleyen iki ülke arasındaki bu esneklik farkı nereden kaynaklanıyor?
IMF başkan yardımcısı Krueger hafta sonunda yaptığı konuşmada küresel ekonomideki istikrarı değerlendirirken yükselen piyasa ekonomilerinin kaydettikleri ilerlemeye rağmen hâlâ borç yüklerinin yüksek olduğunun altını çizmiş. Krueger borç stoku gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 40'ını aşan bu tür ekonomilerin dünya ekonomisindeki iyi konjonktür tersine döndüğünde bunu dengeleyebilecek maliye ve para politikaları uygulayabilecek esneklikleri olmadığı için sıkıntıya düşebileceklerini söylüyor. Bu nedenle de söz konusu ülkelerin, borcun sürdürülebilirliğini artıracak politika ve reformlarla, iyi havalarda hızla damlarını aktarmalarını söylüyor.
Farklılıklara dikkat
Konuşmada Brezilya ve Türk ekonomilerindeki gelişmeler de önemli bir yer almış. Krueger her iki ülkenin de son dönemde önemli bir başarı sağladığını söylüyor. Konuşmada kullanılan her iki ülkeye ait verilere baktığımızda bazı farklılıklar ortaya çıkıyor. Brezilya'nın dış borcunun GSYİH'ye oranı yüzde 30'larda, Türkiye'ninki ise yüzde 55'in üstünde. Brezilya'nın net kamu borç stokunun oranı yüzde 50'lerde Türkiye'ninki ise yüzde 70'in biraz altında. Son olarak cari fazla veren Brezilya'nın dış finansman ihtiyacı azalırken geçtiğimiz yıl GSMH'sinin yüzde 5'inden fazla açık veren Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı artıyor. Bu göstergeler iki ülke arasında kırılganlık bakımından temel farklar olduğunu ortaya koyuyor.
Krueger'in konuşmasında her iki ülke ile ilgili olarak geleceğe dönük yaptığı değerlendirmede de ilginç farklılıklar var. Brezilya ekonomisinde hala kat edilecek yol olduğu ancak programın rayında gittiğinin altı çizilirken, ekonomide kırılganlıkların azaldığı ve sağlam politikaların devamının önümüzdeki döneme ilişkin iyi bir işaret olduğu söyleniyor.
Kuşkucu bir ton var
Krueger bundan önceki konuşmalarında sürekli övdüğü Türkiye'yi bu konuşmada ilk defa biraz kuşkucu bir tonla değerlendiriyor. Türk ekonomisinde kaydedilen gelişmenin umduğu gibi kalıcı olup olmadığından emin olmak için daha alınması gereken yol olduğunu ve ekonominin sağlamlaşması için mevcut politikaların daha birkaç yıl sürdürülmesi gerektiğini söylüyor.
Dünya ekonomisinde havalar oldukça iyi gidiyor. Bazı ülkeler bu havadan yararlanıp evlerinin çatısını hızla sağlamlaştırmışlar. Bazıları ise, iyi hava nedeniyle damın akmadığını unutup, bunu kendilerinden menkul sanıp, güneşin altında yatmışlar.
Biz uzun bir süredir ikinci gruptaki ülkelere benziyoruz. Çatıdaki zafiyetleri unuttuk, iyi hava nedeniyle olana bakıp, çok övünüyoruz ama gerekenleri yapmıyoruz.
Birinci grupta yer alan ülkelerin artık IMF programından çıkma lüksü var. Kötü havaları düşünmeden, hep havaların iyi gideceğine güvenen ülkelerin ise böyle bir esnekliği yok. Dünya ekonomisinde iyi havaların devam etmeyeceğine dair endişeler artıyor. Şimdi övünme değil, gerekenleri hızla yapma zamanı.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|