Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Şubat 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB sürecini, hükümetin keyfine bırakamayız

Önümüzdeki 10 yıl içinde kim bilir kaç hükümet, kaç baş müzakereci gelip geçecek? AKP'nin tıkandığı yerde, her kesime düşen görevler var


Türkiye Odalar Birliği TOBB ile yeni kurulan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV'ın dün İstanbul'da düzenlediği 40 kişilik yuvarlak masa toplantısından çok yararlandım. Bu vesileyle Levent'teki TOBB Plaza'yı da görmüş oldum.
Konumuz, Avrupa Birliği ile müzakere sürecine ilişkin hazırlıklardı. Tartışma, TEPAV Direktörü Prof. Güven Sak'ın moderatörlüğünde şu 4 ana başlık altında yürütüldü:
1) AB ile üyelik müzakereleri nedir? Süreç nasıl işler?
2) Üyelik müzakereleri iş dünyası açısından neden önemlidir?
3) Üyelik müzakerelerinde dahili müzakereler çok önemlidir. İç müzakerelerde muhtemel ihtilaflar için uzlaşma - çözüm mekanizması geliştirilebilir mi?
4) Avrupa Birliği müzakere sürecine özel sektör nasıl katılmalıdır?
Masanın etrafında kimlerin olduğundan da biraz söz edeyim: AB'ye geçen yıl tam üye olan 10 ülkenin müzakere süreçlerine katılmış Brüksel Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ali Bayar, İKV Başkanı Davut Ökütçü ve İKV Genel Sekreteri Şebnem Karauçak, TOBB başkan yardımcıları Halim Mete ve Mehmet Balduk, TEPAV baş ekonomisti Hasan Ersel, TÜGİAD Başkanı Murat Saraylı, AB Genel Sekreterliği Ulusal Program Dairesi Başkanı Nilgün Arısan Eralp, eski AB daimi temsilcisi büyükelçi Nihat Akyol, Ziya Müezzinoğlu, Prof. Mükerrem Hiç, Haluk Kabaalioğlu...

Özel sektör mızıkçı
Dört saate yakın süren toplantıdaki konuşmalardan bende kalan izler ana hatlarıyla şöyle:
  • AB konusunda 2 aydır adım atamamakla eleştirilen hükümetin işini zorlaştıran, sadece bürokrasi ve AKP içindeki rakip kanatlar değil. AB'den müzakere tarihi alınıncaya kadar güç birliği yapan iş dünyamız da şimdi parça parça. Ve her kesim, hükümeti kendi çıkarları doğrultusunda farklı bir noktaya çekiştirmeye çalışıyor. Tabii bunu yaparken de "benim için" değil, "vatan için" teması ön plana çıkıyor. Herkes "benim konumu sona bırakın" diye birilerinin kapısına gidecek olursa, önümüzdeki dönem 70 milyon kişi Ankara'ya doluşacak demektir.


  • AKP'deki atalet
  • AKP hükümeti, kurulduğundan bu yana hiç kimsenin ayağına basmadığı sürece iyi gitti. Ama birilerinin ayağına basma mecburiyeti hasıl olduğunda tıkandı. Dolayısıyla sorun hükümetin motivasyonu kaybetmesi olmayabilir. Hükümet, sadece AB konusunda değil, her konuda çekimser kalıyor ve kimsenin ayağına basmaya cesaret edemiyor.
  • Türkiye hem siyasi, hem de ekonomik olarak çok hassas dengeler üzerinde giden bir ülke. Bu yüzden de her zaman bir yanlış adımla işlerin ters yüz olması, AB treninin yeniden kaçması mümkün.
  • Esas tuzaklar ekonomik değil, Kıbrıs ve insan hakları gibi siyasi konulardır. Siyasi pürüz noktalarında ise sadece AB'de değil -hatta AB'ye fırsat kalmadan kendi iç kamuoyumuzda maraza çıkartmak için bekleyen ve bu uğurda güç birliği yapabilecek bir koalisyonun mevcudiyetini unutmamalıyız.


  • Önce iç kamuoyu
  • Tarım ve çevre gibi çok büyük paralar gerektiren en çetrefil konularda bile AB ile bir noktada buluşabiliriz, müzakereleri genç uzmanlarımız halledebilir. Biz aslında kendi insanımızla müzakere edip, onları AB ile bundan sonraki süreçteki sancılar için ikna etmeliyiz. Prof. Bayar'a göre halkımızın bilgisizliği ve cehaletinin sonucu olan % 70'lik AB desteği, uygulamalar başlayınca 2 yıla varmaz % 70'lik AB aleyhtarlığına dönüşecektir.
  • 17 Aralık'ta başlayan süreçte devletin artık eskisi gibi davranma lüksü de yok, hakkı da yok. Siyasi iradeyi, sürekli sapmayacak bir noktaya getirecek mekanizmaların ortaya çıkartılması lazım. AKP'nin tıkandığı yerde her kesime düşen görevler var. Önümüzdeki 10 yıl içinde kim bilir kaç hükümet, kaç baş müzakereci gelip geçecek? AB sürecini hükümetin keyfine bırakamayız.


  • mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Arap dünyasında değişim
    EL CEZİRE, hükümetlerin emrindeki Arap TV kan...
    Çetin ALTAN
    Balon patlatmayı sevenler ve uzayın kahkahası
    FRANSA'nın Avrupa Birliği İşlerinden Sorumlu ...
    Melih AŞIK
    Sinüzit teşhisi
    Geçenlerde şakaklarımda bir uyuşma belirdi. D...
    Fikret BİLA
    Enerji soruları
    Enerji Bakanlığı'nda başlayan soruşturma vesi...
    Hasan CEMAL
    AKP de doğum yapar mı?
    Erkan Mumcu'nun kültür uyuşmazlığı diyerek AK...
    Yılmaz ÇETİNER
    Tavuk, ayakkabı, ceket hırsızları yok artık!
    HALKIMIZIN refah düzeyi yükseldikçe... mesela...
    Güneri CIVAOĞLU
    Memleketim
    Erkan Mumcu, "AKP'ye seçenek" için "Şahıslar ...
    Hurşit GÜNEŞ
    Cari açığın finansmanı?
    Hafta başında Radikal gazetesinde çok değerli...
    Doğan HEPER
    Kirada vur deyince öldürmek
    BİR yanlışımız var. Vur deyince öldürürüz. Ve...
    Sami KOHEN
    KKTC lehinde bir "ilk"...
    BUGÜN, Kıbrıs Türklerinin çoktan beri bekledi...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Türkiye uçsa ve farklı bir coğrafyaya otursa...
    Alaaddin gibi yolda yürürken bir sihirli lamb...
    Hasan PULUR
    Borazan, hava parası, yolsuzluk...
    Daldan dala atlamak hoş oluyor; bazı okurlar ...
    Derya SAZAK
    Sağda yeni arayış
    CHP kurultayı ardından solda yeni oluşumdan s...
    Meral TAMER
    AB sürecini, hükümetin keyfine bırakamayız
    Türkiye Odalar Birliği TOBB ile yeni kurulan ...
    Yaman TÖRÜNER
    Hâlâ borç ödeme için borç alınıyor
    Bütçe gelirleri yeterince artırılamıyor.
    Güngör URAS
    Durum 'çok çok iyi' imiş (!)
    Biz farkına varamıyoruz. Boşuna üzülüyoruz......
    Serpil YILMAZ
    Amman'da nöbet tuttu
    Irak'ın Basra kenti yakınlarında, devrik lide...
    M. Ali BİRAND
    Mumcu, yeni bir seçenek olabilir
    Erkan Mumcu uzunca bir süre önce yapması gere...

    © 2005 Milliyet