Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Şubat 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Oyuncaksız çocuklar ülkesi


TOPLUM sorunlarına belirli ve beylik yaklaşımlar ötesinde, yeni ve değişik aranışların uzantılarını getirme merakı, kaç kişide var dersiniz?
Döküldüğü kalıbın içinde nasırlaşmaya öylesine alışmış ki beyinlerimiz; elektronik bir renk titreşiminin radarlı sondajlarını, hiç mi hiç yaratamıyoruz düşünce dünyamızda.
Değişik değişik köşelerde yan yana dizilmiş, aynı boy takunyalar veya tuğlalar gibiyiz. Alışılmışın ötesine taşan ne bir fantezi, ne bir paradoks, ne bir değişik sentez kıpırtısı, ürpertebiliyor dimağlarımızın görünmez derisini...
***
Bunun bir nedeni de sanırsam çocuklarımızın oyuncaksız yetişmiş olması.
Kırk bir milyonda kaç kişinin çocukluğu; oyuncaklarla, çocuk dergilerinin, insandaki yaratıcı güdüyü nadaslayan ortamından geçmiştir?
Bizde oyuncak, zengin çocuklarının lüksü olarak bilinir. Bu inanış bir ölçüde doğru, ama bir ölçüde de yanlış. Köy dünyası çocuklarındaki bıçak ve tabanca merakı da, zengin kent çocuklarındaki oyuncak merakından daha ucuz bir merak değil...
***
Pille yürüyen oyuncak traktör; yan yana uyumlu dizilince ilginç resimler çıkan küpler; oyuncak evler kurmak için yapılmış renkli tahtalar; toplumsal yaşamımıza bıçak ve tabanca kadar giremedi maalesef...
Bunun eksikliğini de bir inceleyen çıkmadı.
***
Yaratıcı düşünce ile geniş ufuklu görüşlerden ve hayal gücünden yoksun, bağnaz düğümlerle; dürüm dürüm dürülmüş, dar ve kuru bir oluşumun katılığında, tek boyutlu saplantıların tutsağı olarak kalmamızın özünde; oyuncakların evrensel dilinden kopuk oluşumuz da var...
***
Davuldan armonikaya atlayamıyorsak; olmadık yerlerde her fırsatta koyun ve deve kesmekten kendimizi alamıyorsak; matematik, fizik, kimya ve laboratuvarlarla, dünyadaki sanat birikimleri bize pek çekimli gelmiyorsa; bunun bir nedeni de çocukluğumuzun penceresiz geçmesi...
Elimde olanak bulunsa bütün Anadolu kasabalarında, çocukların parasız yararlanacakları oyuncak merkezleri kurardım. Parti yöneticisi olsam, her parti merkezinin yanında bir oyuncak salonu açar, bu oyuncaklar için bağış toplardım.
Oyuncaktan geçerek okula giden çocuk başka olurdu.
Politikacılarımızdan kaçı amatör filmciliğe, müzisyenliğe, ressamlığa, akvaryumculuğa veya fotoğrafçılığa eğilimli ki? Bütün bu hobiler insanın gönül dünyasını sulayan ve taze tutan uğraşlar...
***
Yirmi birinci yüzyılın evleri miniskül birer elektronik oyuncak merkezi olacak. Postanenin aracılığı olmadan; dünyadaki dilediğin yer ve kişiyle dilediğin an, hemen ilişki kurabileceksin. Dilediğin kütüphanedeki dilediğin kitabı, dilediğinin an, evindeki ekrandan okuyabileceksin. Dilediğin eğitim merkezinden dilediğin eğitimi izleyebileceksin. Dilediğin yemeği yarım dakikada pişirebileceksin. Yani bir anlamda hem evde, hem dünyanın her yanında aynı anda olacaksın.
İşte size otuz-kırk yıl içinde gerçekleşecek bir dünya... Böyle bir dünyada yetişecek çocuklar, bizim tanıdığımız insan tipinin çok dışında olacak...
***
2020 yıllarında yüz on milyonluk Türkiye böylesi bir aşamaya hangi asansörle yaklaşacak?
Asmak, kesmek, vurmak, kırmak, öldürmek edebiyatının kanlı sarasında ezile hırpalana geçen kuşaklar; yirmi birinci yüzyılın tılsımlı mayasını ne zaman oluşturacaklar içlerinde?
Kırk yılda davul çalıp, deve kesmekten, sibernetiğe atlayabilecek miyiz?
***
Elli yaş politikacısı, kırk yıl önceki İsmet Paşa'dan ne kadar ileriye gitti ki; kırk yıl sonraki insanlarımız, şimdikilerden çok daha değişik bir mucizenin yaratıcısı olabilsinler?
Bu soruların cevaplarını, insan malzemesi yetiştirmekteki çabalarımızda bulabiliriz. İki yüz bine yakın çocuk üniversite kapılarında birikip kaldı bu yıl... Önümüzdeki yıllarda bu sayı daha da artacağa benzer...
Ve biz hâlâ daha cop, tabanca, zincir, bıçak, sopa ve dükkân yağmasıyla ilkel nutuklar fırdöndüsünde; olağanüstü mahkemelerden medet umarak, sözde çağdaş olmaya uğraşıyoruz.
Ve hâlâ külahımızı önümüze koyup doğru dürüst düşünmeye yanaşmıyoruz... Çünkü düşünmeye alışık değiliz biiir, geleceği düşünmeye hiç alışık değiliz, ikiii...
***
Çocukluğumuzun oyuncaksız geçmesi; oyuncaklı dünyalara ulaşmamızı engelliyor boyuna...

Not: 29 yıl önce yazılmış bir yazı... "Politika"dan...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Kerbela, Şiiler, Aleviler, Sünniler
İMAM Hüseyin ve arkadaşları 10 Muharrem günü ...
Çetin ALTAN
Oyuncaksız çocuklar ülkesi
TOPLUM sorunlarına belirli ve beylik yaklaşım...
Yasemin CONGAR
ABD'yi eleştirmek, kendimizi kandırmak
Elimde 1249 sayfalık bir kitap: "The Torture ...
Faik ÖZTRAK
2004 yılında farklı bir enflasyon eğilimi
Yeni yöntemle ve 2003 yılı baz alınarak hesap...
Hasan PULUR
Elbette Mahmut Esat Bozkurt devri kapandı!!!
YARGITAY Başkanı Osman Şirin haklıdır; hatta ...
Ece TEMELKURAN
Şahsım hakkında suç duyurusudur!
Wall Street Journal gazetesinde, Robert L. Po...
Yaman TÖRÜNER
Sahte banknot mu dediniz?
Geçenlerde Engin Ardıç Akşam'da ciddi bir yaz...
Güngör URAS
'Kar ödeneği' bekliyorlar
İstanbul'a iki gün kar yağdı, bir hafta kar y...

© 2005 Milliyet