|
Elbette Mahmut Esat Bozkurt devri kapandı!!!
YARGITAY Başkanı Osman Şirin haklıdır; hatta "Mahmut Esat Bozkurt'un devrini kapattık" vecizesine gecikmiş bir tespit olarak da bakabiliriz.
Avrupa kapılarında sürünen, bizi alın diye yalvaran, ha bire kırmızı çizgiler çekip sonra çizdiği çizgileri silen, Kıbrıs'ta "Ver de kurtul"a razı olan, askerlerinin kafasına çuval geçirilip tutuklanan bir Türkiye'de, elbette Mahmut Esat Bozkurt devri bitmiştir.
Çünkü, Mahmut Esat Bozkurt, "Türkiye'nin bağımsız bir devlet" olduğunu Uluslararası Adalet Divanı'na kabul ettiren bir büyük devrimcidir.
***
YIL 1926, Cumhuriyet kurulalı üç yıl olmuş, memleket yoksul, memleket yıllar süren savaşlardan bitap, lakin bağımsız bir devlet olmanın gururunu yaşıyor. İşte bu yılın 2 Ağustos günü Ege Denizi'nde Fransız "Lotus" gemisi ile Türk "Bozkurt" gemisi çarpışırlar, çarpışmada "Bozkurt" batar sekiz Türk ölür, Fransız gemisi Türk kaptan ve birkaç tayfayı kurtararak İstanbul'a gelir.
Soruşturma açılır, hem Türk hem de Fransız kaptan tutuklanır.
***
FRANSIZ hükümeti, kaptanın tutuklanmasına itiraz eder, konuyu La Haye'deki Adalet Divanı'na yansıtır, Fransızlar, Türkiye'nin kaptanı yargılayamayacağını, Türkiye ise yargılanacağını söylemektedir.
***
KONU uluslararası bir hale gelince, Cumhurbaşkanı Atatürk, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'u çağırır, bilgi ister. Mahmut Esat Bozkurt, olayı anlattıktan sonra şöyle der:
"Paşam, La Haye Adalet Divanı'na gidelim, kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben hakkımızdan eminim, müsaade ederseniz davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem memlekete bir daha dönmem. Fakat kazanacağız.
Hem Adalet Divanı'na gitmeden Fransızların dediğini yapacak olursak, Fransız devletinin tehditleri karşısında boyun eğmiş olacağız. Bu da onlara diğer meselelerde aynı tehditleri öne sürme cesaretini verecektir. Halbuki La Haye Adalet Divanı'na gidersek, davayı kaybetsek dahi, şeref ve haysiyetimiz zedelenmez; zira milletlerarası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil, bilhakis büyük şereftir."
Atatürk çok memnun olur:
"Güle güle git, kazanacaksın. Kazanmasan da memleket seni bağrına basacaktır." (x)
***
YÜKSEK Adalet Divanı kararını verir:
"Türkiye her bağımsız devlet gibi davranmış, devletler hukuku ve Lozan Antlaşması'na aykırı hareket etmemiştir."
***
ATATÜRK'ün dediği çıkar, memleket Mahmut Esat'ı bağrına basar, soyadını da Atatürk verir: Bozkurt!
***
ADALET Divanı, Türkiye'nin davranışını "Her bağımsız devletin tutumu" diye değerlendirir.
Ya şimdi?
Yargıtay Başkanı Osman Şirin, "Mahmut Esat Bozkurt devri kapanmıştır" derken haksız mı?
Her kapanan devir, yeni açılan bir devrin kapısıdır.
Göreceğiz!
——-
(x) Bozkurt-Lotus Davası, Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu, Doç. Dr. Enver Bozkurt, Yrd. Doç. Dr. M. Akif Kütükçü, Yrd. Doç. Dr. Yasin Poyraz; Nobel Yayın Dağıtım.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|