|
Direniş ve bilinç
SEKA işçilerinin İzmit direnişini izliyor musunuz? Geçen hafta belirttiğimiz gibi, işçi sınıfı tarihinde bir gurur sayfası halinde yerini alacak olan bu direniş son haftada ilginç ve düşündürücü bir aşamaya geldi.
Direniş, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın (şu anda sonuçlanmış da olabilir) bırakacağı birikim bakımından önem taşıyor.
Televizyon ekranlarında görmüş olabilirsiniz. Polis müdahalesine karşı kapıyı kaynaklayarak kendilerini mekanik atölyesine kapatan işçiler, battaniyelere sarılarak geceyi geçirdiler. Aralarında, doğal olarak, namaz kılanların görüntüleri de ekrana yansıdı.
İşçilere yemek getiren ve fabrikanın yemekhanesinde konaklayarak direnişi destekleyen kadınların çoğunun başı örtülüydü. Bu örtü, çoğu ailede örneği bulunan ve bir inançtan kaynaklanan samimi yaşam biçiminin gereği olan geleneksel "başörtüsü" idi. Son günlerde "türban" adıyla bir simge haline getirilmek istenen "şeriat örtüsü" değildi.
Namazında niyazında olan bu adamlar, başörtülü bu kadınlar, büyük olasılıkla AKP'ye oy vermişlerdi. Oy verdikleri iktidar bugün karşılarında; direnişçilerin ve destekçilerinin üzerine biber gazı ve copla gidiyor.
Şimdi, çok yönlü düşünmek gerekmiyor mu?
Bu insanlar, namazla, türbanla, iftar sofralarıyla siyaset yapanlara yine oy vermeyi sürdürecekler mi? Yoksa, dini inançlarını siyasetten ve ekonomik gerçeklerden ayrı tutma bilincini sergileyecekler mi? Din sömürüsüyle siyaset yapmanın artık prim getirmeyeceğini gösterebilecekler mi?
İzmit direnişi bu bakımdan ayrıca önemli.
Bir şımarıklık
Önce Beyaz Saray'ın yarı resmi sözcüsü gazeteciden, sonra Pentagon'un üçüncü adamından (en hafif sözcükle) saygısızca iki çıkış geldi.
Neymiş efendim?
Hükümet kamuoyundaki Amerikan karşıtlığını önlemeliymiş, yoksa fena olurmuş.
Hani, Başbakan Tayyip Erdoğan, kendi bürokratlarının yolsuzluklarını adeta savunurcasına, onları "makamlarının şımarttığını" söylemişti ya... Şimdi, "Ya bu Amerikalıları kim şımarttı?" diye sormanın tam zamanı.
Kim şımartacak?
Bunlar Tayyip Erdoğan şımarığı.
Daha milletvekili bile değilken Amerika'da Bush ile yaptığı görüşmenin içeriği öğrenilebilirse, Amerikalıların bu şımarıklığının nedenleri anlaşılır.
Bir şiir
Dizelerimiz Hilmi Yavuz'un "hurufî şiirler"inden (YKY, Aralık 2004):
"sen bir kurdun yalnızlığı / gibi kurdun yalnızlığı / harfler ki, dağbaşlarıdır; / sözler, bulutların ördüğü hâle..."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|