|
Irak'ta demokrasi oyunu
Iraklı Kürt lider Celal Talabani'nin sözlerini anımsıyorum. 2003 yılı Mayıs ayı. Saddam rejimi daha yeni yıkılmış. Kendisiyle Bağdat'ta görüşürken Ankara'ya şu mesajı göndermişti:
"Türkiye bizimle iyi geçinsin. Kürtler, Bağdat'ta iktidar ortağı oluyor. Ama belki daha önemlisi, bizim tek laik güç olmamız. Şiiler ve diğerleri bizim gibi değil, laiklikten hoşlanmıyorlar."
İki yıl geçmiş.
Talabani'nin biraz da ince alay kokan bu mesajında gerçek payı yok değildi.
Nitekim, Irak'ta seçimler yapıldı ve beklendiği gibi Şiiler kazandı. Oyların yüzde 48'ini aldılar. Ekim ayına kadar yeni anayasayı yapacak olan 275 sandalyeli Kurucu Meclis'te 140 üyeleri var. Başbakan adayları da önceki gün açıklandı:
İbrahim Caferi.
Bizim basında 'Dava Partisi lideri' olarak geçiyor. Türkçe, İslam'a Davet Partisi anlamına geliyor. Irak'taki en büyük, en köklü iki partiden biri. Öteki Şii partisi, Irak İslam Devrimi İçin Yüksek Konsey (SCIRI) adını taşıyor.
Her iki partinin lider kadroları, İbrahim Caferi dahil Saddam'lı yılları İran'da, sürgünde geçirmişler. SCIRI'nin silahlı gücü olan Bedr Tugayları, Tahran'daki molla rejiminin vurucu gücü olan Devrim Muhafızları tarafından eğitilmiş... İslam'a Davet Partisi lideri İbrahim Caferi'yle Bağdat'ta 2003 yılı Kasım ayında görüşmüştüm.
1947 Kerbela doğumluydu. Musul'da tıp okumuştu. "Saddam'ı 1991'de devirebilirdik" demişti. "Amerika'nın ihaneti mi?" deyince, yanıtsız bırakmıştı sorumu.
Amerika'dan hoşlanmadığı her halinden belliydi Caferi'nin. Irak'ta özellikle İslam'a Davet Partisi'ni hedef alan ve korkunç 'Şii katliamları'na sahne olan her iki dönemde de Amerika vardı. Saddam 1980'de İran'a saldırırken arkasına Amerika'yı almıştı. Caferi aynı yıl yeraltına girmiş, İran'a kaçmıştı.
Amerika 1991'deyse Şiilerle Kürtlerin Saddam'a karşı isyanlarını önce destekleşmiş, sonra geri çekilmişti. Kuzey'de Kürtleri korurken, Bağdat ve Güney Irak'ta Saddam'ın Şii katliamlarına seyirci kalmıştı.
Caferi, Amerika konusunda fazla konuşmak istememişti. "Tarihi artık tarihe bırakalım" demekle yetinmişti.
Bu arada Türk askerinin Irak'a şu ya da bu şekilde gelmesine karşı çıkmıştı.
O tarihlerde, anayasayı yapacak olan bugünkü Kurucu Meclis'in nasıl seçileceği tartışılıyordu Irak'ta.
Şiiler seçimden yanaydı.
En yüksek ruhani otorite sayılan Büyük Ayetullah Ali Sistani bunun için fetva yayınlamıştı. İbrahim Caferi'den edindiğim izlenime göre, seçimle değil atama ile belirlenecek bir kurucu mecliste üstü örtülü Amerikan ağırlığından kaygı duyuyordu Şiiler...
İslam'a Davet Partisi lideri Caferi'yi devlet ve İslam konusunda sıkıştırmıştım. Fazla açık vermemişti. Ilımlı gözüküyordu.
Şu sorumdan rahatsız olmuştu:
"İran'dakine benzer bir rejimden yana mısınız?"
Bu sorumu yanıtsız bırakmıştı Caferi. Sadece din-devlet ve demokrasi konusunun ülkeden ülkeye değiştiğini söylemekle yetinmişti.
İbrahim Caferi daha sonraki açıklamalarında, devlet düzeni açısından İslam'ın tek olmasa da, referans kaynaklarından 'bir'i olacağını söylemeye başladı.
İbrahim Caferi'nin o zamanki suskunluğuna karşılık, İslam'a Davet Partisi'nin Bağdat sorumlusu, 49 yaşındaki inşaat mühendisi Abdülkerim Neyzi, demokrasiden yana olduklarını, ancak din - devlet işlerinin arasına duvar çekilmesine kesin karşı olduğunu örnekleriyle bana anlatmıştı.
İslam'la demokrasi..
İslam'la devlet...
Bunlar bugün Irak'ın gündemindeki en önemli konuyu oluşturuyor. İbrahim Caferi'nin önceki gün Şiiler tarafından ortak başbakan adayı olarak ilan edilmesinden sonra, 'laik cephe'den ilk tepki geldi. Laik Şiiler adına şimdiki Başbakan İyad Allawi ile Kürtler adına Başbakan yardımcısı Barham Salih ortak bir açıklamayla dediler ki:
"İbrahim Caferi eğer İslam konusunda katı olmayacağı ve Batı demokrasisinin değerlerine bağlı kalacağı sözünü vermezse kendisini desteklemeyiz."
Bu ne mi demek?
Caferi esnek davranmazsa, Başbakan olamaz demek. Yeni Irak siyasetindeki ilk kutuplaşma ve kriz işareti demek.
Çünkü, başbakan olabilmek için yeni mecliste üçte iki oy gerekiyor ki, Şiilerde bu yok. Allawi'nin yüzde 13 oyla 40 milletvekili, Talabani - Barzani'nin Kürt blokunun yüzde 25 oyla 75 milletvekili var.
Bir başka deyişle:
Yüzde 48 oyla 140 sandalyesi olan Şiiler kendi başlarına başbakanı da, hükümeti de seçemiyorlar. Caferi'nin başbakanlığı için Kürtler ve Allawi'nin laik Şiileri ile uzlaşmaları gerekiyor İslamcı Şiilerin.
Evet, Irak'ta siyaset gitgide ilginç hale gelecek. Ama şimdilik bilinemeyen, 'demokrasi oyunu'nun sınırları ve nereye kadar oynanabileceği...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|