|
Mona Lisa'nın türbanı
Londra'nın Türk mahallesinde bir bakkal... Tezgâhta bakkal ile çırağı... Dükkâna bir İngiliz müşteri giriyor. Bakkal, çırağını dürtüyor: "- Oğlum baksana turist geldi".
***
Bizzat tanık olunmuş bu sahne, göçmenlerin Batılıları kendi evlerinde turiste dönüştürdüğünün belgesi...
1960'ların ilk konuklarının torunları şimdi ev sahibinin eskimiş koltuğuna yerleşirken Avrupa kamuoyundan çığlıklar yükseliyor.
Time dergisinin "Türbanlı Mona Lisa" kapağı bu paniği simgeliyor.
Kapaktaki başlık ise sorunu özetliyor: "Avrupa'nın Kimlik Krizi: Çokkültürlülük öldü mü?"
***
Aralık başında Amsterdam gezisi dönüşü bu sütunda çokkültürlülüğün kalesi sayılan Hollanda'nın "Maalesef modelimiz çöktü" itirafına yer vermiştim.
"Hoşgörü efsanesi"nin iki bıçaklık canı olduğu anlaşılmıştı. Bir film yönetmenine yönelik vahşi saldırı ırkçılığı hortlatmış, camiler yakılmıştı.
Bir Hollandalı profesör, "'Tolerance' (hoşgörü) sandığımız şey, meğer 'ignorance'mış (kayıtsızlık)" diye itirafta bulunuyordu.
***
20. yüzyıl Batı'nın büyük zikzaklar çağı oldu. 1960'ların nihilist, protest kuşağı 80'lerdeki çocuklarına, dağılmış aileler, mutsuz kitleler, uyuşturucu ve intihar batağı bıraktı.
Ve Batı, inançsızlığın panzehirini dine dönmekte buldu.
Garbın ateist gettolarından, Doğu Bloku'nun kilise enkazlarından, Çin duvarının ardından yeniden çan sesleri yükseldi. Lakin teşvik edilen "dine dönüş" sırasında, hesapta olmayan bir din daha tırmandı: İslam.
***
Avrupa'nın yükselen milliyetçilik ve Hıristiyanlık dalgası içinde dışlanan ve kimlik krizine düşen göçmenler de aradıkları barınağı kendi dinlerinde buldu.
Karşılıklı tırmanışın yarattığı gerilim, 11 Eylül'ün din kostümlü terörüyle tam bir çatışmaya dönüştü.
Avrupa, sorunu "dışlananların tepkisi" olarak görüp kucaklayıcı tedbirler almak yerine, gelişmelere "Medeniyetler çatışması" mührünü vurdu. Böylece, hafızasında korkunç anılar bırakan "genetik ayrımcılık"ın yerine "kültürel ayrımcılık"ı koydu.
Böyle yapmakla İslama da "Yeni Haçlı seferleri karşısında mazlumların yegâne sığınağı" unvanını bahşetti. Müslümanlığa yönelim hepten arttı.
***
Batı iyice korktu.
Panik, baskıyı getirdi.
Çokkültürlülük adına yıllar yılı teşvik edilen -ve Türkiye gibi AB adaylarına zorla kabul ettirilen- ana dilde yayınlar, dersler, kültür koruma programları "Entegrasyonu zorlaştırıyor" gerekçesiyle iptal edildi.
Avrupa kendi değerlerinden vazgeçti. Sorunlara çare olarak sunulan din, bizatihi bir sorun olarak karşısına dikildi.
Şimdi iki büyük din de birbirine karşı güvensizlik içinde büyüyor.
Türkiye'de misyonerlik faaliyetlerinin yarattığı korku ile Batı'da Müslüman nüfusun artma endişesi birlikte gelişiyor ve ırkçılığı tetikliyor.
Ve herkes yaklaşan tehlikeyi seziyor: 21. yüzyıl, bir dinler çatışmasına gebe görünüyor.
***
Peki bu gidişat nasıl durdurulur?
Geçen hafta çokkültürlülüğün bir başka kalesi sayılan Avustralya'daydım. Avrupa'da çöken modelin orada hâlâ ayakta olduğunu gözledim.
Bunun sırrı neydi?
Birkaç gün bunu yazacağım.
can.dundar@e-kolay.net
|
|