|
 |
|
|
Tam Aziz Nesin'lik
Birşey çok net belli oldu.
Bizler mankafayız.
Ve mankafalara da mankafa gibi davranılır.
Ve bunları ciddiye alıp yazmak bile zul ama...
İçimde kalacağına.
İçlerinde kalsın...
Bez getirin
Olan bir tek Cafer'e olacak.
Oldu da...
24 saatte ne hale getirildi.
Birileri konuşturdu.
Birileri de susturdu.
Cafer'den başka futbolun içindeki herkesin dava açması gerekirken, görürsünüz, davayı da Cafer açacak.
Ve Serhat'a (Ulueren) açacak.
Evet, olan ona olur.
Bir de belki Serhat'a.
Biz mankafalar da kös kös...
Değer mi ?
Bu ülkenin futbolunda şaibe, her kulübünde de "şaibeli"ler var.
Federasyon, mederasyon da bunu temizleyemez.
Yemez.
Haluk Ulusoy bile hiç utanmadan, sıkılmadan bizim dönemimizde olsaydı üstüne giderdik diyor ya...
Yuh...
Ona değil.
Bize.
Size...
Bir Fransız'a, bir İtalyan'a mankafa bile olsa bu kadarını yapamazsınız.
İsyan ederler.
Mankafaysak da...
Derler.
Bu adamların evlerinde karıları, çolukları çocukları da mı yok ?
Hadi karıları tırsıyor diyelim.
Çoluk çocukları da mı "Ne biçim adamsın be sen baba" demiyorlar.
Şu Ankaragücülü yönetici mesela.
Ne kıvırdı ama...
Bir saatliğine in olmak için...
Değer mi Allah aşkına ?
Allah kimseyi onun durumuna düşürmesin.
Oku bakiim!
Veya bağlanıp Mars'tan gelmiş gibi vıdı vıdı yapan, aklı başında denilen Federasyon'un Ufuk'u.
Veya "Dört sene niye bekledi" diyen sayın Bakan.
Ve Ersun...
Duygular kağıda yazılır tabii.
Ama kağıttan okunmaz.
Kadını seviyorsan, seviyorum dersin.
Benim her hafta dediğim gibi.
Kağıda seviyorum diye yazıp, sonra ilk defa görmüş gibi heceleyerek okumazsın.
Birileri eline vermişti belliki.
Yanında da değillerdi...
Okuyamadı...
İçinin en yandığı anda bile.
İçindekileri dışarı içinden geldiği gibi çıkartamıyorsa eğer...
Şu işe bak
Teşviki veren Fenerbahçeli ama Fenerbahçe değil.
Alan Ankaragücülü ama Ankaragücü değil.
Mesela arabaları Malatya'ya yollayan Galatasaraylı ama Galatasaray değil.
Alanlar da Malatyalı ama Malatya değil.
Evet, bizler mankafayız.
Büyük bir tiyatro sahnesinde herkes senaryoda kendisine biçilen rolü oynuyor.
Sufleleri kaçıran.
Rolünün dışına çıkan da...
Kısa keselim.
Heeey, sizler!
Bırakın laga lugayı da hiç olmazsa bir milat yapın.
Bugün 25 Şubat 2005.
Bundan sonra olmasın.
Aranızda anlaşın.
Bir kere de bir "hayırlı şike" yapın.
Bu da tam senlik
MERTER Güngören Fatih Koleji ve Bahçeşehir Süleyman Demirel İlkokulu'nun minik öğrencileri federe olduktan sonraki ilk maçlarını oynamak için bir cuma Bayrampaşa'da sahaya çıkı yorlar. Birinin forması koyu mavi, diğerininki açık mavi. Hakem kardeşler(kardeşmişler) "Forma değiştirin" diyorlar. Nuh diyip peygamber demiyorlar ve diskalifiye ediyorlar sekiz-on yaşındaki çocukları.
Küçükler evlerine dönüyorlar.
Sonra pazartesi forma değiştirip Zincirlikuyu'da oynuyorlar.
Bu iki kardeşten hakem olsa ne olur olmasa ne olur Allah aşkına
Kim bunlar?
Voleybol seçimlerini kaybeden Tanju Argun ve yönetimiyle tesadüfen bizim Sermet'in ve Ayşegül'ün yerinde karşılaştık.
Onlar maaile bir U masada.
Ben de sap başıma küçücük barda...
Argun başarılı bir yöneticiydi, düzgün bir yönetimi de vardı. Ama kaybetti....
Aynı Lütfi Arıboğan gibi.
Türkiye'yi, çapsız genel kurullar yönetiyor.
Seçilenin bir sonraki seçimde kendisini seçecek olanları seçtiği tek ülke herhalde Türkiye.
70 milyonluk Türkiye'nin kaderini çoğu ne idüğü belirsiz 200 - 300 kişi çiziyor.
Bu tip çoğu ne idüğü belirsiz adamlardan oluşan çapsız genel kurullar çapsız adamlar seçiyorlar.
Ve Türkiye'de işler iyi gitmiyor.
Basketbolu, voleybolu, futbolu, vesairesi.
Veya CHP'si, veya bilmemnesi...
Al birini vur ötekine...
Bilgin'den
BU köşecik aldı başını, gidiyor.
Gidecek tabii.
İç ten.
İçimden...
Taaa içimden ...
Alışılmadık.
O bile alışamadı hala.
Tribünlere oynamayı seviyorsun diyor.
* * *
Bizim erkekler attığı dayağı anlatır.
Onlar erkek ya...
Ben, yediğimi...
Hikayesi doğrudur ama yenenin..
* * *
Dün lerin birinde...
Bir özel üretim sağdan direksiyonlu X-Type Jaguar'ın içinde...
Londralı, bastıkça basıyordu gaza.
Beni dinlemedi ...
Beş - on mahalle bitirimi çevirdiler.
Benim tarafa gelip...
Cam zaten açık.
Öyle bir iş koydular ki bana...
Dayanamadım sonunda...
Altı üstü bir canım vardı..
- "Direksiyon bende mi ulan bilmemnesini bilmemne yaptığımın çocukları.. ?"
- "Aaaa, bilmemne çocuğunun arabasının direksiyonu da yok."
Ve fena giriştiler.
Ve fena dayak yedim...
Özel üretim bi kadın
Her erkeğin eğer şanslıysa karşısına hayatında bir kere çıkan o özel kadınlardan biri benim de karşıma çıkdı..
Özeldi hem de çok... Farklıydı hem de çok. Onla beraber olmamak bile heyecan vericiydi.
Hayatında vazgeçilmezler vardı, vazgeçmedi, vazgeçemedi..
Hesapta en özeli, en paylaştığı, en herşeyi, en filanı, en falanı bendim.
Doğrusu her zaman zarifti, kibardı, asildi...
Yüzüme ne diyecekti ki....
Hesapta kendine göre seviyordu.
Bence sevmiyordu
İnandıramadı....
Ve vazgeçtim.
* * *
İçim yanıyor tabii.
Yüreğim de...
Onla sizin bizler gibi bir biz olma şansım bence minicik 100'lük bir Coraspin'in 100'de 1'i kadar bile değildi..
euieu
Yırtmak istiyordum...
Gazladıkça da gazlıyordu.
Direksiyon da bende değildi...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|