|
Şubat acıları
Cüce şubat, kıyıcıdır.
Coşkun Kırca'yı toprağa verdi.
Kırca, Türk siyasetinin entelektüel ender isimlerinden biriydi. Diplomat kökenliydi.
Gazetecilik de yapmıştı.
Onu ilk kez tanıdığımda, CHP'nin "harika çocuğu" diye anılıyordu.
Çatı katındaki araştırma bürosunun parlak uzmanları arasındaydı.
Tarihi Ankara Palas salonlarındaki bir baloda smokinler içindeydi.
Gelip geçen CHP kodomanları ona uğruyorlar, iltifat yağdırıyorlardı.
Karşı masadaydım.
CHP'nin ünlü bir kodomanı eğildi. Kırca'nın başını avuçları içine aldı. "Bu küçük kafaya, parti grubu büyüklüğünde beyin nasıl sığıyor?" diye sordu.
Kırca, onun elini okşamakla yetinip gülümsemişti.
Grup sözcüsü
Gerçekten...
Coşkun Kırca, kürsüye sık sık CHP Grup Sözcüsü olarak çıkıyordu. Müthiş hatipti. Kültür düzeyi yüksekti.
Ancak...
Dinleyenlere "hakaret" sınırına varacak kadar küçümseyen söylemleri nedeniyle, çok tepki alırdı.
Geçen hafta yazmıştım... Merhum Hüdai Oral, nasıl "En kısa zamana, en fazla kelimeyi, en net ve en anlaşılır telaffuzla sığdırıyor" ve "ılımlı bir üslupla polemik yapıyor" idiyse, Kırca da tam tersiydi.
Kürsüye ağır ağır yürürdü, ağır konuşurdu.
Zaman zaman hardal lezzetinden kırmızı bibere geçtiğinde, söyleminin etkisinin tadını çıkarırcasına susardı.
Bir söylem gladyatörü gibi tribünlere bakardı.
Provokatifti.
O konuşurken, çoğu kez milletvekili sıralarından ses çıkardı.
Hele... Satır aralarında ya da açık açık verdiği "Şimdi gerçeği anlatacağım ama gene anlayamayacaksınız" mesajı, çileden çıkarıcıydı.
Zemberekler boşanırdı.
Coşkun Bey için "bir konuyu kürsüden en iyi savunan ama üslubu nedeniyle kırmızı oyları çoğunluğa geçirten hatip" gibi iğnelemeler de yapılırdı.
Ne olursa olsun... Fikirlerine taraftar ya da karşı olunsun... Sohbetini de, kürsü konuşmalarını da dinlemek zevkti.
"Çırak" gazetecilik yıllarımda bu keyfi çok kez yaşadım. Daha sonraları, yıllar içinde çok kez aynı mekânları, aynı yemek masalarını paylaştık.
Sohbetlerimiz oldu. Kültürünü, hafızasını, zekâsını gıpta ile izledim.
Bazı fikirlerini, çizgilerini hiç paylaşmasam da, kalitesine saygı duydum.
Türkiye siyasetinin kaybıdır Coşkun Kırca.
Kırıcı olmuştur, dostlarını da üzmüştür. Ama böyle bir kayıptan sonra her şey gerilerde kalıyor.
Vehbi Bey'i anmak
Ve dün, şubatın bizlerden alıp toprağa verdiği merhum Vehbi Koç'u andık.
Nakkaştepe'deki duası, onun dostlarını, saygı yumağı halinde bir araya getirdi. Geçen yıla göre iki eksik vardı: Merhum Sakıp Sabancı ve Coşkun Kırca... Özellikle Sakıp Bey, bu anma toplantılarında hazır bulunmayı hiç aksatmazdı. Vefalı dosttu.
Vehbi Koç'u 9 yıl önce kaybetmiştik.
Ama her şey sanki o yaşıyormuşçasına, onun ilkeleri ve onun düzeni, sadeliği içinde gerçekleşti.
Duahanlar uygar ve tertemizdi.
Dua, ne çok kısa, ne uzundu. Tam kararında...
Holding Başkanı Mustafa Koç'un konuşması da öyle. Dedesininki gibiydi.
Vehbi Koç'un bütün isteği, bu dünyadan göçtükten sonra da, Koç Holding'in bir kurum halinde sapasağlam ve büyüyerek sürmesiydi.
Bu isteğinin gerçekleştiği, her yıl açıklanan rakamlarla kanıtlanmakta.
Nur içinde yatsın.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|