Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Şubat 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Atatürk'ün ölümü...


"SON Padişah Vahideddin"in sonunu geçen cumartesi günü Yılmaz Çetiner'in kitabından anlattık...
Cenazeyi kaldıracak, Şam'a nakledecek para yok, neyse ki, dargın olduğu için cenazesine gelmeyen, yeğeni halife Abdülmecit, oğlu Ömer Faruk Efendi'nin ricasıyla Fransa'dan bir miktar para gönderir, ama bu defa Padişah'tan alacaklı esnaf villayı basar, cenaze tek atlı bir arabayla kaçırılır.
Elbette, hazin bir hikâyedir bu...
***
YA Atatürk'ü kaybettiğimiz 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Saray'ı ne haldeydi?
Merak etmez misiniz?
O halde okuyun...
"Atatürk'ün vefat ettiği gün Dolmabahçe Sarayı'nın içi adeta bir ibret manzarası gösteriyordu. Bizler üzüntümüzden kahrolurken, aziz arkadaşımız Salih Bozok kanlar içinde yatarken (x) saray aniden boşalıvermiş, birkaç arkadaş acımızla ve derdimizle baş başa kalmıştık. Tıpkı tarihte gördüğümüz gibi, bir yanda padişahın hasıra sarılmış cenazesi, diğer yanda ise kılıç alayı töreni hazırlıkları gibi bir hava esiyordu.
Aziz Atatürk ölüm döşeğinde, sakin ve hareketsiz, çenesi bağlanmış yatıyordu. Onu öylece bırakıp sarayı terk edenler, açılacak olan yeni döneme göre durumlarını sağlamlaştırmaya koşuyor ve bununla uğraşıyorlardı."
***
DOLMABAHÇE Sarayı böyleydi de Ankara nasıldı:
"Ankara'da cumhurbaşkanı seçimi, yeni Bakanlar Kurulu'nun atanması vardı, bütün cumhurbaşkanları memurları Ankara'ya çağrılmışlardı, zavallı Hasan Rıza Soyak yapayalnız bırakılmıştı, sarayı ne arayan, ne soran kalmıştı.
Bu acı manzara karşısında isyan etmemek mümkün değildi."
***
İSYAN edenler, Ankara'yı ararlar, "bu acı durumun" Başbakan Celal Bayar'dan durdurulmasını isterler.
Bir saat sonra, cenazenin kaldırılması görevi orduya verilir. Üniformalı subaylar Atatürk'e saygı nöbeti tutmaya başlarlar.
***
KİMDİR bunları anlatan?
"Atatürk'ün sırdaşı", halk arasında "Atatürk'ün fedaisi" denilen Kılıç Ali'dir.
Kılıç Ali'nin Atatürk'e bağlılığını ve sevgisini anlatmak için şu örnek verilir.
Bir akşam Park Otel'de yemek yenirken, birden elektrik kesilir, bir iki dakika sonra gelir, görülen şudur: "Kılıç Ali ve arkadaşları, ellerinde tabancalarla Atatürk'ün üzerine abanmışlardır, bir suikast yapılacaksa, Gazi değil, onlar ölecektir."
***
İŞTE bu Kılıç Ali'nin, Atatürk'ün ölümünden sonra Dolmabahçe Sarayı'nda görüp yazdıkları bunlardır. (xx)
Biz bunları bugün kendilerini hiç iktidardan düşmeyecekmiş gibi sanan bazılarına ibret olsun diye yazıyoruz.
Oysa şair diyor ki:
"Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?"
———-
(x) Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok ölüm haberini alır almaz tabancasıyla intihara teşebbüs ettiyse de kurtarıldı.
(xx) İş Bankası Yayınları.

h.pulur@milliyet.com.tr
Yazarın eski yazılarına ulaşmak için tıklayınız






Taha AKYOL
Sosyal bilim ödülleri
TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) bu yıl sosy...
Çetin ALTAN
Dışında ve içinde olduğumuz sorunlar
Biz Hindistan'da doğsaydık, Hindistan'daki so...
Yasemin CONGAR
Bush ve Avrupa
"Dudak bükmenin demokrasiye yararı yok."
Faik ÖZTRAK
Rekabet gücü kayıt dışı istihdamla korunuyor
Geçen hafta yayımlanan 2004 yılına ait hane h...
Hasan PULUR
Atatürk'ün ölümü...
"SON Padişah Vahideddin"in sonunu geçen cumar...
Ece TEMELKURAN
Amerikan karşıtı ırkçılık
'Rus Salatası'nın, Amerikan filolarının kıyıl...
Yaman TÖRÜNER
Roche soruşturması ve düşündürdükleri
Geçen haftaki bir yazımı Roche soruşturmasına...
Osman ULAGAY
ABD, Türkiye'yi ne zaman vuracak?
Son zamanlarda hortlayan bir modaya uyarak Tü...
Güngör URAS
Vanlı Nuriye kazanıyor, 10 kişi yiyor
Antalya'da "Grow Fide"nin 6 bin metrekarelik ...

© 2005 Milliyet