Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Şubat 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Roche soruşturması ve düşündürdükleri


Geçen haftaki bir yazımı Roche soruşturmasına ayırmış ve Roche'un neden aklanması gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. Sanıyorum, bütün medyada Roche'u savunan tek kişi ben oldum. Bu yazım üzerine, lehte ve aleyhte çok sayıda ileti aldım. Bunlardan bazıları doğrudan Roche olayı, bazıları ise sağlık sistemimizdeki bozukluklar hakkındaydı.
Roche soruşturması bize sadece sağlık sistemimizdeki değil, adalet sistemimizdeki bozuklukları da gösterdi. Anlaşılan, iddia makamı yeterince hazırlanmamıştı. Okuyucularımdan M. N. Doğan'ın dediği gibi: Firma yetkilileri süklüm püklüm toplanmış, nezarette tutulmuş, iddialar basında çarşaf çarşaf yayımlanmış, insanlar suçlu gösterilmiş, sonra da salıverilmişti. Bir iddia varsa, ciddi ve hazırlık safhasında gizli olmalıydı. Yargının görevi önce içeri atmak, sonra soruşturma yapmak olmamalıydı. Doğan devam ediyor: Basın yeterince tarafsız değil ve olaylar uzman olmayan kişilerce değerlendiriliyor. Olaylara sadece "toplumu coşturma" amacıyla yaklaşılıyor, yargısız infaz yapılıyor, insanlar suçsuz çıkınca da "Haber değeri yok" diye olaya yer verilmiyor. Batı'da, birinin tutuklanması işin sonu gibidir.
Ellerine kelepçe vurulmadan önce, insanlar medeni bir biçimde davet edilerek, soruşturmanın gizlice ve insan onurlarını zedelemeden yapılması gerekirdi. İnsanların suçlu gibi toplanıp sonra da "Pardon" denilmesi kurumlara ve sisteme olan güven ve saygıyı yok ediyor.
Geçtiğimiz cumartesi günü, Adalet reformuyla ilgili olarak Avrupa Birliği Komisyonu'nun hazırlattığı son raporu konu eden yazım çıktı. Roche soruşturması da gösteriyor ki, Batı standartlarına ulaşabilmemiz için daha çok fırın ekmek yenilmesi gerekiyor.
Okuyucularımdan M. Büyükyazıcı, Roche soruşturması sırasında, yalnız Roche'un değil, ilaç firmalarının tümünün bazı doktorları yurtdışında yapılan kongrelere götürüp götürmediklerinin ve eczanelere promosyon amaçlı ilaç verip vermediklerinin araştırılması gerektiğini söylüyor. Bence, bu çeşit özendirmeler Sağlık Bakanlığı'nın yönlendirmesi altında pekala yapılabilmelidir. Ne de olsa, bizde ilaç reklamı yapılmasına izin verilmiyor.
Okuyucularımdan B. Barut ve diğer birçoğu perakende eczacılığı savunan iletiler göndermiş. Kısaca, benim savunduğum eczane zincirleri sisteminin, sermaye babaları tarafından istendiğini söylüyorlar.
Eczacıların savunmalarının birçoğu benim görüşlerime uymuyor:
A) Depocu ve eczanelerin toplam kâr payı sadece % 30-40. Eczane zincirleri oluşursa, indirim oranı yüksek olacak ve bunlar çok daha fazla kar edecekler. (Haklısınız, ama o zaman, hem depo karının kalkması hem de toptan alım nedenleriyle ilaçlar ucuzlatılabilecek.)
B) Devlet eczacılara parasını zamanında ödemiyor. Üstelik eczacılar veresiye ilaç da satıyorlar. (Eczane zincirleri oluşursa, veresiye kalkacağı ve devletten olan alacağın ödenme zamanı bilineceği için ilaçların ucuzlatılabileceğini varsayabiliriz.)
C) Eczaneler denetimi kolay yapılan ve her şeyin faturayla girip çıktığı yerlerdir. (Doğru, zaten öyle olması lazım. Ama, bazı pahalı ilaçların hastane doktorları tarafından yazıldığı, fakat hastane tarafından kullanılmayıp eczaneye iade edildiği ve bu ilaçların parasının devletten tahsil edilmesinden sonra tekrar satıldığı iddialarına ne dersiniz?)
Bu konular daha çok tartışılır. Tartışılmalı da. Düzelinceye kadar.

ytoruner@milliyet.com.tr

Yazarın eski yazılarına ulaşmak için tıklayınız






Taha AKYOL
Sosyal bilim ödülleri
TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) bu yıl sosy...
Çetin ALTAN
Dışında ve içinde olduğumuz sorunlar
Biz Hindistan'da doğsaydık, Hindistan'daki so...
Yasemin CONGAR
Bush ve Avrupa
"Dudak bükmenin demokrasiye yararı yok."
Faik ÖZTRAK
Rekabet gücü kayıt dışı istihdamla korunuyor
Geçen hafta yayımlanan 2004 yılına ait hane h...
Hasan PULUR
Atatürk'ün ölümü...
"SON Padişah Vahideddin"in sonunu geçen cumar...
Ece TEMELKURAN
Amerikan karşıtı ırkçılık
'Rus Salatası'nın, Amerikan filolarının kıyıl...
Yaman TÖRÜNER
Roche soruşturması ve düşündürdükleri
Geçen haftaki bir yazımı Roche soruşturmasına...
Osman ULAGAY
ABD, Türkiye'yi ne zaman vuracak?
Son zamanlarda hortlayan bir modaya uyarak Tü...
Güngör URAS
Vanlı Nuriye kazanıyor, 10 kişi yiyor
Antalya'da "Grow Fide"nin 6 bin metrekarelik ...

© 2005 Milliyet