Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Şubat 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD, Türkiye'yi ne zaman vuracak?

Son zamanlarda hortlayan bir modaya uyarak Türkiye'yi ve bu arada dünyayı 'kurtarmaya' soyunan yazarınız, şubat ayında yazılarına ara verdiği süre içinde de boş durmadı, dünya siyasetini belirleyen güç odaklarının nabzını tutarak can alıcı sorulara cevap aradı. Bu soruların başında da Amerika'nın Türkiye'ye ne zaman saldıracağı sorusu yer alıyordu. Dikkat buyurun, ABD'nin Türkiye'ye saldırıp saldırmayacağını tartışmıyoruz artık, yalnızca bu saldırının zamanlamasını tartışıyoruz. ABD yönetiminin kimi temsilcilerinin ve yönetimin borazanlığını yapan kimi Amerikalı gazetecilerin Türkiye'ye ve AKP hükümetine yönelik uyarı mesajları da bu saldırı hazırlığının habercileri.
Bu heyecan verici girişten sonra sorduğum soruya ciddi bir cevap vereceğimi ve ABD'nin Türkiye'ye ne zaman saldıracağını açıklayacağımı umanları belki biraz düş kırıklığına uğratacağım ama lafı daha fazla uzatmadan yazıya niye böyle girdiğimi itiraf edeyim: Bu giriş paragrafını, ABD'nin her gün başka bir ülkeye saldıracağını vehmedenlerle ve bu vehimleri yaratacak her şeyi yaptıktan sonra "Türkler neden bizi sevmiyor" diye yakınan Amerikalılarla biraz dalga geçmek için yazdım.

ABD'nin gücü
ABD'de Bush yönetiminin 11 Eylül saldırısı sonrasında izlediği politikanın öncelikli amacı ABD'nin her istediğini yapmaya muktedir bir süpergüç olduğunu dünyaya göstermekti. ABD'nin Avrupalı dostlarının itirazını göz ardı ederek Irak'a saldırmasının temel amacı da buydu bence. Irak'ta işler beklendiği gibi gitseydi ve kısa sürede, makul bir maliyetle ABD'nin istediği gibi bir yeni rejim kurulabilseydi bu bütün Ortadoğu için bir örnek oluşturacaktı. Irak'tan sonra sıranın kime geleceği sorusu da ciddiye alınabilecek bir soru haline gelecekti.
Bu köşenin sürekli okurlarının anımsayacağı gibi, bizim başından (yani Irak saldırısı öncesinden) beri gerçekçi bulmadığımız bu iddialı projenin gerçekleşmesinin olanaksız olduğu daha ilk aşamada, yani Irak serüveninde ortaya çıktı. Bu serüven için şimdiye dek yaklaşık 200 milyar dolar harcayan ve 150 bin kişilik bir askeri gücü Irak'a bağlayan ABD'nin başka bir ülkede, örneğin İran'da, Irak'takine benzer bir serüvene kalkışmasının daha da büyük bir çılgınlık olacağını aklını tamamen yitirmemiş olan Amerikalılar bile anladı. Bu arada, kimilerinin dev aynasında gördüğü ABD'nin rekorlar kıran iç ve dış açıklarını orta vadede stratejik tehdit olarak gördüğü Çin'in ve Japonya'nın ABD Hazine kâğıtlarını alması sayesinde finanse edebildiğini de unutmamak gerekiyor. Ekonomisini taşıma suyla çeviren ve ele muhtaç haliyle dünyaya hükmetmeye çalışan, parasının kaderi yabancıların insafına terk etmiş bulunan bir emperyal güç görünümünde ABD.
Buna karşılık dünyaya korku salma konusunda hayli başarılı oldu Bush yönetimi. Amerikalıların "terörle savaş" gerekçesiyle, işkence dahil neler yapabileceğini bütün dünya gördü, Bush yönetiminin saldırgan söylemi de ABD'nin her an yeni bir ülkeye saldırabileceği korkusunu yarattı. Kimileri de bu korkulardan yola çıkarak senaryolar yazdı ve bu ortamda Türkiye dahil pek çok ülkede ABD'ye karşı tepkiler tırmandı. Şimdi kendi yarattıkları bu sonuca bakıp tepki gösteriyor ABD yönetimi ve yönetimin borazanı olan yazarlar.

Avrupa'ya zeytin dalı
Aslında Bush yönetimi, tek başına dünyaya hükmetme hevesinin sonunda kendini batıracak bir serüven olduğunu anladı ve Başkan Bush bu nedenle Avrupa'ya geldi. Bush, Avrupa'da yaptığı konuşmalarda Avrupa Birliği'nin önemini ve Amerika ile Avrupa arasındaki işbirliğinin vazgeçilmezliğini vurguladı. Dünyaya bakış açıları hayli farklı olan ABD ve AB'nin bir anda tam bir uyum içine girmeleri beklenemez ama Bush'un bugün sergilediği uzlaşmacı tavırla iki yıl önce Fransa ve Almanya'yı "eski Avrupa" diye niteleyen Donald Rumsfeld'in yaklaşımı arasında büyük bir fark olduğu ortada.
Sonunda ABD yönetimi de gerçekleri görmeye ve gücünün sınırlarını anlamaya başladı galiba. Bizde ise aslında Bush'un 'Neo - Con' (Yeni Muhafazakâr) takımının yanıltıcı propagandasına alet olan ve ABD'yi olduğundan güçlü gösteren komplo senaryoları hâlâ pek revaçta. Bush'un gerçekçiliğe dönme eğilimi zayıflar ve 'Neo - Con'ların sapık fikirleri bir kez daha öne çıkarsa buna en çok bizim komplocular sevinecek herhalde.

En büyük kumar dolarla oynanıyor
Şu anda dünyanın en büyük kumarı doların değeri üzerinde oynanıyor. Yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir dolar rezervinin üzerinde oturan Asya ülkeleri büyük bir tedirginlik içinde doların ani ve yüksek oranlı değer kayıplarına uğramasını önleme çabasında. Yapılan bir hesaplama, ABD dolarının % 10 değer yitirmesi ve bunun ABD Hazine kâğıtlarında da % 10'luk bir düşüşe yol açması halinde, bunun Asya ülkelerinin toplam GSYİH'sinde % 6'lık muazzam bir düşüşe yol açabileceğini gösteriyor. Geçen hafta ünlü uzmanların da katıldığı bir danışma grubu oluşturan Asya ülkelerinin yetkilileri, bu ürkütücü olasılığı önlemek için neler yapabileceklerini tartışıyor.
Ancak dev boyutlardaki dış açığını kapatmak için dünyadaki toplam tasarrufların % 80'inden fazlasına el koyan ABD'nin iç ve dış açıklarını kapatacak ciddi adımlar atmaya niyetli görünmemesi Asya ülkelerini büyük bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Doların yeni değer kayıplarına uğramasını önlemek için bu ülkelerin dolara yatırım yapmaya devam etmesi, yani risklerini daha da büyütmesi gerekiyor.

oulagay@milliyet.com.tr

Yazarın eski yazılarına ulaşmak için tıklayınız






Taha AKYOL
Sosyal bilim ödülleri
TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) bu yıl sosy...
Çetin ALTAN
Dışında ve içinde olduğumuz sorunlar
Biz Hindistan'da doğsaydık, Hindistan'daki so...
Yasemin CONGAR
Bush ve Avrupa
"Dudak bükmenin demokrasiye yararı yok."
Faik ÖZTRAK
Rekabet gücü kayıt dışı istihdamla korunuyor
Geçen hafta yayımlanan 2004 yılına ait hane h...
Hasan PULUR
Atatürk'ün ölümü...
"SON Padişah Vahideddin"in sonunu geçen cumar...
Ece TEMELKURAN
Amerikan karşıtı ırkçılık
'Rus Salatası'nın, Amerikan filolarının kıyıl...
Yaman TÖRÜNER
Roche soruşturması ve düşündürdükleri
Geçen haftaki bir yazımı Roche soruşturmasına...
Osman ULAGAY
ABD, Türkiye'yi ne zaman vuracak?
Son zamanlarda hortlayan bir modaya uyarak Tü...
Güngör URAS
Vanlı Nuriye kazanıyor, 10 kişi yiyor
Antalya'da "Grow Fide"nin 6 bin metrekarelik ...

© 2005 Milliyet