|
 |
|
|
Vanlı Nuriye kazanıyor, 10 kişi yiyor
Antalya'da "Grow Fide"nin 6 bin metrekarelik seralarından birindeki sebze fidanlarını otomatik olarak sulayan robotu, önündeki renkli düğmelere basarak kumanda eden ufacık bir kız dikkatimi çekti. Fidelerin özelliğine göre önündeki düğmelere basarak su ve gübre karışımını ayarlıyordu. Başında renkli bir beysbolcu kasketi, sırtında rengarenk bir mont vardı. Adını sordum. Robotu durdurdu. "Adım Nuriye" dedi. Nereli olduğunu merak ettim. Vanlı imiş... "Van'ı bilmem. Ben üç yaşında iken babam bizleri alıp Antalya'ya gelmiş" deyince, babasının ne iş yaptığını sordum. "Babam inşaatlarda çalışır. İlk geldiğinde Antalya'da işler çok iyiymiş. Ama şimdilerde işler durdu. İş buldukça çalışıyor" dedi.
Konuyu değiştirmek için, işinden memnun olup olmadığını, kaç para aldığını sordum.
"İşimden memnun olmaz olur muyum? Ben ilkokulu bile bitiremedim. Böyle bir işi başka nerede bulabilirim. Üç yıldır burada çalışıyorum. Sigortalıyım. Servisle eve gidip geliyorum. Yemek bedava. Sekiz saat çalışıyorum. Bu ay yövmiyeme patron zam da yapmış..." cevabını alınca takılmak istedim... "Çeyiz parası olarak çok paran birikti demektir." Güldü... "Ne para biriktirmesi amca? Bu parayla on kişi besleniyor..." Şaşırdığımı görünce anlattı...
Göç edenler çok çocuklu ve işsiz
"Babam işlerin iyi olduğu yıllarda kazandığı parayla Güllü Mahallesi'nde iki gözlü gecekondu almıştı. Biz o iki gözlü gecekonduda on nüfusuz. Babam her gün iş bulamıyor. Annem bizlere bakıyor. Benden büyük bir ağabeyim var. Askerden geldi. İşsiz. Benden küçük yedi kardeşim daha var... Benden başka eve düzgün şekilde para getiren yok... Ama Allah'a şükür benim işim var... Ben iyi para alıyorum."
Vanlı Nuriye, bunları güler yüzle, yakınmadan, olağan şeylermiş gibi anlatıyordu. On sekiz yaşındaki bu genç kızın kendine güvenine, hayata bakışına, gücüne hayran oldum...
Serayı birlikte gezdiğimiz Bilkent Üniversitesi İşletme mezunu Ozan Ünal'a Nuriye'nin kaç para aldığını sordum. "Üç yıldır çalıştığına ve yaptığı işe göre eline her ay 350 - 400 milyon TL geçiyordur" dedi.
Okumuş kızlar - manken kızlar
Geçen cuma sabahın erken saatinde İstanbul'dan Antalya'ya gidecek uçakta koltuğumu bulup oturduktan sonra, ön kapıdan uçağa girenleri izlemeye başladım. Ellerinde, omuzlarında bilgisayar çantaları, siyah giysili genç kızların bolluğu dikkatimi çekti. Türkiye'de pırıl pırıl yeni bir kuşak var. İyi eğitim görmüş, iyi kuruluşlarda iş imkanı (veya şansı) elde etmiş genç kızlar, yönetici, danışman veya denetleyici olarak çalışıyor... İş seyahati yapanların çoğu onlar...
Bu genç kızlardan çalıştıkları kuruluşlar memnun ki, onlara sorumluluk veriyor, iyi ödemeler yapıyor. Uçağa binen genç kızların giyimi, kuşamı, duruşu, oturuşu beni etkiledi. Antalya'ya iş için gittikleri belliydi.
Uçağın hareket etmesi beklenirken ön kapıdan rengarenk giysiler içinde bir başka tür genç kızlar girmeye başladı... Saçları sarıya boyanmış, ağızlarında çiklet, göğüsleri ve göbekleri açık, ellerinde cep telefonu, "seviyeli birliktelikleri" ile gazete sayfalarından tanıdığımız manken kızlar "arz - ı endam" eyledi. Sabah sabah, diğer erkek yolcular gibi, benim de içim açıldı, gözlerim şenlendi... Herhalde onlar da "iş seyahati" yapıyordu.
Akşamın geç saatinde uçakla Antalya'dan İstanbul'a dönerken o gün beni etkileyen üç farklı genç kız tipini düşündüm... Siyah giysiler içinde ellerinde bilgisayar, iş seyahati yapan genç kızlar... "Seviyeli birliktelik (!)" peşindeki manken kızlar... Ve de geliriyle on kişinin yaşamını sürdürdüğü Vanlı Nuriye...
guras@milliyet.com.tr
Yazarın eski yazılarına ulaşmak için tıklayınız
|
|
|

|