
|
|
|
 |
|
|
"Bizi bir orkestrayı izler gibi izliyorlar"
Şefler Şampiyonası'na katılan milli takımın kaptanı Eyüp Kemal Sevinç "Bizi gördüklerinde Türkiye'den yepyeni bir şef jenerasyonunun geldiğini anlıyorlar. Yurtdışındaki yarışmalarda sergilediğimiz performansı görenler çok şaşırıyor. Bizi sanki bir orkestrayı izler gibi seyrediyorlar" diyor
ASLI ÇAKIR
İstanbul Uluslararası Mutfak Günleri devam ediyor. Beylikdüzü'ndeki TÜYAP-Fuar ve Kongre Merkezi'ndeki organizasyonun en ilgi çeken bölümlerinden biri Şefler Şampiyonası. Dünyanın Şefleri Yarışması ve Türkiye'nin Altın Şefleri Yarışması olmak üzere bir uluslararası bir de ulusal yarışma olacak bu şampiyonada.
Şampiyonaya bu yıl Türkiye ile birlikte Ukrayna, İtalya, Yunanistan, Malta, Azerbaycan, Sırbistan, İngiltere, Rusya, Kıbrıs, Kazakistan katılıyor. Geçen yıl ilki düzenlenen bu şampiyona yarın akşam sonuçlanacak.
Uluslararası yarışmada bizi temsil edecek gruplardan biri Türkiye Aşçılar Milli Takımı. 28 kişilik bu takım bizi bir süredir yurtdışında da temsil ediyor. Takım 23 yaşın altındaki şefler, 23 yaşın üstündeki şefler ve pasta şefleri olmak üzere üçe ayrılıyor. Biz de şampiyonayı ve bu vesileyle Türk mutfağını ve şeflerini milli takımın kaptanı Eyüp Kemal Sevinç ile konuştuk.
Biz beyaza alışığız, hadi belki renkli bir şeylere. Simsiyah olmak nereden çıktı?
İlla beyaz giyineceğiz diye bir şart olmadığını göstermek istedik. Siyahı seçmemizin nedeni ise bize yakışması, bizi daha yakışıklı göstermesi.
Bu yarışmada etnik yemekler dışındaki bölümler, uluslararası mutfak örnekleri olacak. Yine de siz "Madem Türkiye adına yarışıyoruz, yapacağımız yemeğe bizden bir şeyler katalım" diyor musunuz?
Elbette illa bir Türk ürünü kullanmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Mesela kuzu filetosunu tarhana ile kaplıyoruz ve çok farklı bir tat oluyor. Balığın altına buğday ezmesi kullanıyoruz. Bakla püresini dana etinin yanında veriyoruz. Tahin pekmezli bir tatlımız var.
Böyle bir uluslararası yarışmanın en önemli kriterleri nelerdir?
Yarışmada dört ana kriter var: Biri lezzet, biri işçilik ki bu kendi içinde zamanlama ve ürünü değerlendirme gibi bölümlere ayrılıyor. Ayrıca hijyen ve sunum üzerinden değerlendirme yapılıyor. Bizim en avantajlı olduğumuz konu çok seri çalışmamız.
"Hepimiz İngilizce biliyoruz, ikinci dili bilenler de var"
Seriliğinizi neye borçlusunuz?
Birbiriyle çok iyi anlaşan bir grubuz. Ayrıca çok antrenman yapıyoruz. Yurtdışındaki yarışmalarda bizim sergilediğimiz performansı görenler şaşırıyor. İzleyenler bizi bir orkestrayı izler gibi izliyorlar.
Türk takımı deyince insanların aklına ilk ne geliyor?
Yeni bir şef imajı geliyor. Yaş ortalamamız çok düşük. 25-26 civarında. Birçoğumuz üniversite mezunuyuz. İngilizce biliyoruz. İkinci dili bilenler var. Yetenekliyiz, yeni şeyler deniyoruz. Türkiye'den yeni bir jenerasyonun geldiğini gösteriyoruz herkese.
Birçok yabancı şefle sohbet ediyorsunuz. Türk yemekleri için ne diyorlar?
Yemeklerimizi tattıklarında genel anlamda sağlıklı buluyorlar. Lezzet anlamında da Batı mutfağı ile ölçüşemeyecek kadar üstün olduğumuzu kendileri söylüyor. Bunları tatmadan önce de bildikleri döner ve kebap. Bir de rakıyı biliyorlar.
"İtalyanları makarnada geçince herkes çok şaşırdı"
Tipik özellikleri olan ülkeler var mı?
Ruslar yemek dekorasyonu konusunda çok ileri. Fransız şeflerin kendilerini çok beğenmiş bir havaları var. İtalyan şefler çok sıcak. Almanlar ise çok disiplinli çalışıyor ve çok ayrıntılı, garantili işler çıkarıyorlar. Onlar da soğuk başlangıçlar konusunda çok ileriler. İngilizler ise yemeklerden çok yarışmaları güzel yapabiliyorlar. Bir de İsveç'ten çok iyi şefler çıkıyor.
Yarışmalarda başınıza ilginç şeyler geliyor mu?
Ben 1996'da katıldığım yarışmada makarna bölümünde İtalyanları geçip birinci olmuştum, herkes çok şaşırmıştı. Benzeri bir olayı Malta'da yaşadık. Çin yemekleri yarışmasına bizden Mehmet Uzuner katıldı. Altın madalya kazandı. Çinli aşçı zamanı aştığı için dereceye bile giremedi. Herkes şoke oldu. Jüridekiler "Çinli olmadığı halde Çin mutfağını bu kadar güzel yapan birine ilk kez rastlıyoruz" dediler.
Rakı dondurması ile ünlü şef
Ülkemizin tanınan şeflerinden biri olan Eyüp Kemal Sevinç 29 yaşında. Özellikle rakı dondurması ve likör bardağında sunduğu çoban salatasıyla ünlü. Bu etkinlikte Türkiye Aşçılar Milli Takımı'nın kaptanı ve jüri üyesi olarak görev alıyor. Ayrıca gelen şeflerle ilişkileri de o kuruyor. Artık Türkiye'deki yarışmalara katılmıyor. Zaten 10 yıldır yarışıyor. İlk ödülünü 18 yaşında almış. Şimdiye kadar 100'den fazla yarışmaya girmiş, 90'a yakın ödülü var. "Koyacak yerim kalmadı. Artık kendimi böyle geliştiriyorum. Uluslararası arenada jüri üyeliği yapıyorum. Ayrıca hâlâ yurtdışındaki önemli yarışmalara katılıyorum" diyor.
"Böyle bir yarışmamızın olmaması gururumuza dokunuyordu"
Yalçın Manav (Mutfak Profesyonelleri Derneği Başkanı)
Yalçın Manav, bu şampiyonayı da düzenleyen Mutfak Profesyonelleri Derneği'nin 1996 yılından beri başkanı. Dernek de aynı yıl kuruldu. Ondan önce 1967'den beri Turizm Bakanlığı'nda çeşitli görevlerde çalıştı.
Biz geçen yıl bir ilki gerçekleştirdik. 70 milyonluk bir ülkeyiz. Böyle bir yarışmaya ihtiyacımız vardı. Milyona ulaşmayan nüfusuyla Malta'da bile böyle bir yarışma yapılıyor. Bizim de gururumuza dokunuyordu. Dünyanın üç büyük mutfağından biriyiz diyoruz ama daha böyle bir yarışmamız yoktu.
Şu anda elimizde Osmanlı-Türk mutfağıyla ilgili 2 bin reçete hazır. Ama kitabı çıkaramıyoruz.
"Eskiden aşçıya kız vermiyorlardı şimdi en popüler meslek"
Topu topu üç tane aşçılık okulumuz var. Madem bu kadar önemli bir mutfak, niye 20 tane yok! Eskiden aşçılara kız vermiyorlardı, şimdi ise en popüler meslek aşçılık. New York'ta bir French Cullinary var, yılda 25 bin dolar alıyor öğrencilerinden. Şimdi zenginlerin çocukları, moda diye bu işe merak sardı. Gidiyor French Cullinary'e, geliyor burada restoran açıyor. Gençler oraya gideceklerine, burada öğrensinler, 25 bin değil 15 bin dolar olsun, para da ülkemizde kalsın. Hem de akşamüstü anasını-babasını görsün.
|
|
|

|
|