Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mart 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eğlenilecek kadın mı? Evlenilecek kadın mı?

Aynı konuşmalar, fotokopi görüntüler... Bazı kadınlar çok sıkıcı canım!


Kadınların en fazla yakındığı şeylerden biri de erkeklerin yaptığını düşündükleri şu ayrım olsa gerek: "Evlenilecek ve eğlenilecek kadın" ayrımı.
İyi de, böyle bir ayrım pek de mantıksız değil doğrusu. Düşünsenize yeni bir kadın türü var artık, "mutasyona uğramış metropol kadınları"... Sahiden tam bir "mutant şov". İşte asıl eğlenilecek ama evlenilmeyecek kadın bunlar olmalı. "Tatlım, haftada en az iki kere yemeğe 'in' bir mekana gidelim,
alışverişimizi şuradan ve buradan yapalım, selülitlerim arttıkça, kilo alıp verdikçe tamire gideyim, manken gibi güzel görüneyim..." Niyeyse?
Sanayi artığı gibiler.
Hele solaryumda geçirdikleri fazla zaman yüzünden su ve doku kaybına uğrayan, ölü derisi gibi kupkuru ve kara kara olan ciltleriyle, "birlikte yaşlanmak" için fazla zaman yokmuş gibi iç daraltıcı bir sınırlama koymuş oluveriyorlar erkeklere. Ki, evlenmek "bir yastıkta kocama" meselesiyse, onlar erken kocadıkları için bitişik yastık hep boş kalıyor.
Bir de asıl ayrımı kendi kendilerine dayattıkları bu sanayi ve fabrikasyon modelleri yüzünden yaşadıklarını bilseler... Aynı konuşmalar, fotokopi görüntüler, duygularını sadece öğrendikleri bir-iki kelimeyle ifade etmeleri, ezbere sosyal etkinlik çabaları... Çok sıkıcı canım...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
"Eğlenilecek kadınlar" işte bu hakiki rengini kaybetmiş, kendiliğinden iki cümle kurma konusunda özürlü ama "He he, hadi dans edelim, beraber takılalım, arkadaşlarla parti yapalım, ben nasıl da popüler ve aranan eğlenceli bir kadınım, evlenmek mi asla, merak etme sana hiç zorluk çıkarmam..." diye diye mütemadiyen ruhsuzlaşan kadınlar... Çok eğlenceli ve geçici... Lunapark macerası gibi... Ama hayatını bir lunaparkta geçiremezsin ki...
Elbette evlenilecek kadınlar da eğlenceli olur. Ama onlar erkekleri kaprisleriyle, nazlarıyla, işveleriyle zora koştukları için sonsuz eğlenceli olur...
Yoksa, "Aman, hiç merak etme, ben öyle kıskançlıktı, hesap sormaydı gibi şeyleri hiç yapmam" diyerek erkeğin hayatını kolaylaştırdığı ölçüde onu elde edeceğini zanneden kadınlar duruma uyanana kadar, erkekler kadınları eğlenilecek ve evlenilecekler diye ayırmaya devam edecekler...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
E, isteyen eğlence olur, istemeyen canının istediğini yapar. Kategorize olmak istemeyen orijinal olur, değil mi ama ya!
İyi oyunlar herkese...

Biraz da istatistik

İstediğim gibi bir ilişkim olmuyor çünkü...
Sorun bende. İlişkiyi yürütmeyi beceremiyorumYüzde 47.17
Doğru düzgün erkek yok!Yüzde 35.85
Doğru düzgün kadın yok!Yüzde 16.98


1 soru 1 cevap

Erkek: Senin türün ne?
Kadın: Leopar! Ham yaparım ha!


Öptüm sizi

Tulûhan Tekelioğlu'nun TGRT'deki programına konuktum salı günü. Yıllar öncesinden seksi pozlarıyla hatırladığım Güngör Bayrak şimdi çok değişmiş. Her sözü tekerleme ve şarkı sözü gibi olan Selami Şahin, bir de Gümüş yani Songül Öden de vardı... Bu programda, izlerken de, konuk olduğumda da beni rahatlatan bir şey var. Tekelioğlu'nun rahatlığından kaynaklanıyor sanırım. İnsanı yormayan, bir dakika sonra meydan savaşı olabilir diye gerilim yaşatmayan, "rahat", bir o kadar da "kendinden emin" bir şey... Kendine keyifli bir mola zamanı yaratma gibi... İnsana iyi geliyor, öpelim de hep iyi gelsin...
Songül Öden'i seyrediyor musunuz? "Gümüş"ü yani... Tescilli güzel delikanlımıza köyden gelin diye getirilen... Cengiz Semercioğlu'nun bir yazısında Kanal D'deki bu diziden ve Songül'den bahsettiğini okuyunca özellikle beklemiştim dizinin başlamasını. Ne kadar doğru bir seçim olduğunu yazmıştı Cengiz yanlış hatırlamıyorsam... Songül Öden'i görünce Cengiz'in yazdıkları aklıma geldi. Kocaman kocaman şahane gözleri, öyle güzel bir ağzı var ki... Dizide onu seyretmeye bayılıyorum. Abartmadan, insanın gözüne gözüne sokmadan, oynuyor işte... Bana fena halde Julia Roberts'ı hatırlatıyor. Songül Öden'i daha çoook seyrederiz herhalde... Parlayıp gidecek tiplere hiç benzemiyor. Öpelim de nazar değmesin.

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Onu bir kıza sarılmış eğlenirken buldum!"
Kısa zamandır bir sevgilim var ve tabii bizde de sorunlar başladı. Geçen gece şirketin partisi vardı. Ben ondan sonra katıldım. Gittiğimde de onu bir kıza sarılmış eğlenirken buldum. Sinir oldum, nasıl yapar yaa! Beni görünce hemen yanıma geldi ama ben sadece "Demek öyle!" dedim ve o daha ağzını açar açmaz yanından hızla uzaklaştım. Tabii o da bütün gece yanıma yanaşamadı. Fakat sürekli peşimde döndü durdu. Bir kere de gelmek için cesaretini topladı ama gene ben arkamı döndüm, eğlenmeme baktım. Ertesi gün beni aradığında "Kıskanıyorum ben, sakın yapma bir daha" dedim. Ohh be! İstediğim her şeyi söylüyorum! Hoşuna gittiğini hissettim. İlk defa onunla gerçekten sevgili olduğumuzu hissettim. Erkekler kıskanılmaktan meğer ne kadar hoşlanırmış... Siz de, fikirleriniz de harikasınız. Oyunlar hem işe yarıyor hem de terapi oluyor bana... Sonunda canımın istediğini söyleyince işlerin daha da yolunda gittiğine sayenizde uyandım! Sevgiler...
Bahar Ö.

* * *

Bahar'cım, ne kadar da kolaymış değil mi? Ama dikkat et, çok çabuk affetme...

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
Ödüllerin hakimi kim olacak?
"Çıplak fotoğrafım var dememe gerek yoktu"
"Bizi bir orkestrayı izler gibi izliyorlar"
'Doktor' Murat ve bilgisayar oyunları
"Jennifer Lopez sahneye çıkmadan önce sprey bronzlaştırıcı kullanıyor"
Aklınızın kalitesi
İş kadınını tayyörden kurtarmaya çalışıyor
Kanada'da eğitim fırsatı
Bugün Açık Radyo'yu açın
Sinemada uzay yolculuğu
Soğuk hava sınırlarımıza dayandı
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Mani oluyor gördüklerim





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet