Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mart 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Coşkun Kırca'nın ardından

Coşkun Kırca Türk toplumunun ilginç ve özgün bir beyniydi. Yakın zaman tarihi, belgelere inilerek araştırıldıkça onun büyüklüğü çok daha iyi anlaşılacaktır

Fax: (0312) 427 20 64

Sert bir ifade ve ustalıkla seçilmiş kelimelerle, irticalen tebliğini sunuyordu. Zaten hayatta yazılı metin okuduğunu gören olmamıştır. Konuştuğu zaman kullanacağı yazılı metinlerin esasını önceden okuyup depolayan bir hafızası olduğu aşikardı. TBMM'de yaptığı konuşmaları ve kullandığı ibareleri muhalif milletvekilleri bile alkışlardı. Coşkun Kırca'yı ilk defa "laiklik" konulu bir seminerde dikkatle dinledim. 25 yıl önceydi. Laiklik üzerine söz eden binlerce insanımıza göre özgün ve önemli bir yanı vardı; adamakıllı tarih, bilhassa Avrupa tarihi ve dinler üzerinde bilgi sahibi olduğu anlaşılıyordu. Sağlam hukukçu mantığı, mugalatayla geçinenleri susturacak kadar kuvvetliydi. Bu yönüyle yurtiçinde ama daha çok yurtdışında ve diplomatlar arasında çekinilen ve saygı duyulan bir kişiydi. Dışişlerimiz halen bu hukukçu büyükelçinin yetiştirdiği memurlarla önemli sorunların üstüne yürüyebilmektedir. Nitekim, 1974 Kıbrıs çıkarmasından sonra Coşkun Kırca'nın Ecevit ekibiyle CHP'deki siyasi çekişmesinin dumanı henüz tüterken, kendisinin Kıbrıs müzakerelerine memur edilmesi hem onun tartışılmaz değerinin hem de diğerlerinin devlet adamı sorumluluğunu gösterir. Hukukun nasıl bir mantıki düşünme sanatı olduğunu ve gerçekten sonsuz bir eğitim gerektirdiğini, Coşkun Kırca'nın kaleme aldığı layihalar ve verdiği mütalaalar öğretmiştir.
Yabancı dil eğitimine önem veren, ünlü bir eğitimci babanın, Mehmet Ali Haşmet Kırca'nın oğluydu. Fransızcadaki ustalığı döneminin Galatasaraylıları arasında efsanevi düzeydeydi; bu dili ne kadar zengin ifadelerle konuşup yazdığını biliyoruz. Ama asıl önemlisi bu ustalıklı Fransızcayı Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşma metinlerinde ne kadar dikkatle kullandığını, karşı tarafa boşluklardan istifade imkanı vermediği malumdur. Şurası bir gerçektir; Cevdet Paşa'dan sonra Türkiye'de pekin ifadeli kanun metni kaleme alabilen çok az hukukçu yetişmiştir; Coşkun Kırca bunların arasında başta gelenidir.
Onun hukuki statüsünü bir mimar ustalığıyla kaleme aldığı en kalıcı eser ise Galatasaray Üniversitesi'dir; bu üniversite kurulurken yakın çalışma arkadaşı ise ülkemizin ünlü hukukçusu Yiğit Okur'dur. Galatasaray Üniversitesi az sayıdaki seçkin öğrencisi ve eğitim düzeninde patlama veya sulandırmalara müsaade etmeyen bir kuruluş kanunu ile hayata girdi ve şayet akıllı insanlar gayret ve işbirliği içinde olursa, "devletin üniversitesinin de mükemmel olabileceği" görüldü. Hiç şüphesiz ki Galatasaraylılar, Coşkun Kırca ve iki yakın arkadaşı Yiğit Okur ile İnan Kıraç'a çok şey borçludur.
Son yıllarda bozulan sağlığına rağmen; sadece büyük bir iştahla okumakla ve yeni yayınları izlemekle kalmazdı, günlük yazıları ve konferanslarıyla yurtiçi ve dışında yoğun bir mesai yürütürdü. Bu zaman darlığı içinde bir eski büyükelçi ve politikacıdan beklenmeyecek fedakarca bir didinmesi daha vardı; üniversitenin hazırlık sınıflarındaki Galatasaray talebelerine diplomatik ve hukuki Fransızcanın inceliklerini öğretiyordu. Batı medeniyetinin iki önemli ve üstün unsurunun filoloji ve müzik olduğunu tekrarlardı. Tabii müzik öğretmek Galatasaray Üniversitesi'nin işi değildir ama bilim dili olarak Fransızcayı öğretmekteki bu gayret; hukuk talebesinin sadece Fransızcasında değil, Türkçelerinde de kendini gösterdi. Galatasaray Üniversitesi'nin talebeleri Fransızcayı da Türkçeyi de çok iyi kullanan genç aydınlardır. Özellikle Hukuk Fakültesi'nin ülkemizdeki akademik boşluğu dolduracak kadroları yetiştirmekte bir öncü olduğu açıktır.
Kırca hayatı boyu dışişlerinin ve üniversitenin yorulmak bilmeden çalışan mensuplarındandı. Günlük politik gelişmeleri isabetli yorumlaması, mantığı kadar geniş bilgisinin eseridir. Galatasaray Üniversitesi'nin başkanı olduğu Strateji Merkezi'ndeki toplantılarda idari kararlar hemen alınır ve Coşkun Kırca'nın piyasadaki yüzeysel yorumcularınkinden çok uzak ve nitelikli, dış politika yorumlarını dinlerdik. Coşkun Kırca, Türkçeyi iyi kullanan bir sütun yazarıydı ve diplomasi dünyasını Türk okuyucusuna isabetle taşıyabiliyordu.
Galatasaraylılar okullarının ve memleketin bu büyük evladını son yolculuğuna yolladılar. Kurucusu olduğu seçkin kurum Galatasaray Üniversitesi'nin her köşesinde ama en çok emeğinin geçtiği Hukuk Fakültesi'nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında ve politikada Coşkun Kırca ismi hep hatırlanacaktır. Ve yakın zaman tarihi, belgelere inerek araştırıldıkça, Coşkun Kırca'nın kişiliği daha çok anlaşılacaktır. Hiç şüphesiz Türk toplumunun ilginç ve özgün bir beyniydi. Bu tip aydınlar artık Batı'da daha az yetişiyor; ama bizde herhalde gençlerden böyle hukukçuların yetişmesi gerekir.

PAZAR
Dünyanın dibine düştüm
"Afla dışarı çıkmasından korkuyorum ama ölsem ifademi değiştirmem"
O bir müzik misyoneri
Bu Beckham'lar artık çok sıktı
"Kadınlara özel 50 drajelik mutluluk ilacı"
Plaza şişmanlarına katılmamak elinizde
Sözleşmeli şıklık
İstanbul'da tarihi tadım
"Almanya'ya gitmesem Hasan jonglör olacaktı, oysa şimdi hapiste"
Meme kanserinde plastik cerrahinin yeri
Bu gömlekleri ünlüler tasarladı
Hayvanseverlerin yeni dergisi
Favorim ekşili ufak köfte
Coşkun Kırca'nın ardından
"Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin"
"Pîrî" edebiyat denizine yelken açıyor
Güneşe uçan adam





Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2005 Milliyet