Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Mart 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mastır, doktora ihtiyaç mı, kaçış mı?


Yüksek lisans ve doktora yapan öğrenci sayılarında büyük bir artış var. Son on yılda neredeyse üçe beşe katlandı. Bu duruma, ilime bilime olan ilgi arttı diye sevinmeli miyiz? Yoksa gençlerin hayata atılmalarını erteleyen bir cankurtaran simidi gibi mastıra, doktoraya sarılmalarına üzülmeli miyiz?
Olaya çok yönlü bakmamız gerekiyor. Madalyonunun neresinde durduğunuz çok önemli. Bu hızlı artışı ciddiye alanlar da var. Bilim ayağa düşürüldü diye tepki gösterenler de.
Dün ortaokul, lise, üniversite diploması ne idiyse, bugün de mastır o oldu. Doktora yapanların sayısı yüz binlere ulaştığında, o da bu kervana katılırsa hiç şaşırmayın. Çünkü şimdiden sinyalleri gelmeye başladı.
Doktora programını her üniversite uygulayamıyor. YÖK'ün izni gerekiyor. Hem akademik kadroların hem de bilimsel altyapının yeterli bulunması halinde öğrenime başlama müsaadesi veriliyor. Ama pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da ciddi anlamda yeterlilik sorunu yaşanıyor. Özellikle Anadolu'daki bazı üniversiteler ile vakıf üniversitelerinin pek çoğu bu konuda tartışmalı durumdalar. 8-10 köklü üniversite dışında hemen her üniversite bu konuda diğerini eleştiriyor. O üniversitenin bizden çok daha fazla eksiği varken, ona doktora izni veriliyor da bize neden verilmiyor diye veryansın ediyorlar.
Ama kim kime dum duma bir ortamda sözler hep havada kalıyor. Hangi üniversitenin doktora eğitimi yeterliliğine sahip olduğunu ne araştıran var ne de soruşturan!..

Öğrenciler ne diyor?
Üniversite yönetimleri biz daha iyiyiz yarışı yapadursunlar, öğrenciler bu işe nasıl bakıyor biraz da onu sorgulayalım.
Yüksek lisans ve doktora öğrencilerini ikiye ayırmak gerekiyor. İlk dilimde araştırma görevlisi olarak üniversitelerde kadrolu olarak görev yapanlar var ki, bunlar, işlerini fazlasıyla ciddiye alıyorlar. Üniversite hocalığının hele hele asistanlığının ne kadar meşakkatli ve düşük ücretli bir iş olduğunu bile bile, sırf bilime olan ilgileri nedeniyle her türlü sıkıntıya katlanıyorlar.
İkinci bölümde ise yüksek lisans ve doktora programlarını dışarıdan takip edenler bulunuyor. Bunlardan pek çoğu neden bu programlara başladığının farkında bile değil. Kimi askerlikten kaçmak için, kimi öğrenciliğin tadını daha fazla çıkarmak için kimi de yapalım, ileride mutlaka bir faydası olur beklentisiyle bu programlara devam ediyor.
Bu konuda beni çok rahatsız edenler ise neden yaptıklarını bilmeden mastır ve doktoraya devam edenler. Kendilerine bir hedef koyup bu hedef doğrultusunda yüksek lisans yapsalar hiçbir diyeceğim yok. Ama hele bir yapalım, bakarsınız lazım olur dediklerinde tepem atıyor.
Boşa giden emeklerine mi yanarsınız, heba olan yıllara mı? Ama nedense onlar bunun hiç hesabını yapmıyorlar.
Yüksek lisans ve doktorada aradığını bulamayıp yarıda bırakanlar ya da hevesleri kırılanlar da yok değil. Hoca aynı hoca, dersler aynı ders, lisans eğitiminden farklı olan bir şey yok diyenlerin sayısı da giderek artıyor.
Özetin özeti: İngiltere gibi bu işin ticaretini yapan ülkeler dışında yüksek lisans ve doktora çok ciddi bir eğitim süreci gerektiriyor. Türkiye'de ise taşlar henüz yerli yerine oturmadı. Ehliyetli sayısını artırır gibi doktoralı sayısını artırmaya yönelik projeler, derin yaralar açabilir. En başta da bilime olan saygınlığı azaltabilir!..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Değişim, ulus-devlet ve İslam
GELİŞMİŞ ülkeler arasındaki yarışta bile "gi...
Melih AŞIK
Etiyopya fıkrası
Başbakan Erdoğan bugün 5 günlük bir gezi için...
Fikret BİLA
100 bin mağdur
Enerji Bakanlığı soruşturması nedeniyle yansı...
Hasan CEMAL
Irak'ta dönüm noktası!
Irak dün en kanlı gününü yaşadı. Bağdat'ta po...
Güneri CIVAOĞLU
Mizah gibi
Dün uçakta, hem Süleyman Demirel'e hem Erbaka...
Can DÜNDAR
1 Mart'ın yıldönümünde...
Tarihi 1 Mart tezkeresinin reddinin 2. yıldön...
Abbas GÜÇLÜ
Mastır, doktora ihtiyaç mı, kaçış mı?
Yüksek lisans ve doktora yapan öğrenci sayıla...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizliği nasıl çözeceğiz?
Son üç yıldır işsizlik oranı azalmıyor. Nüfus...
Sami KOHEN
Nükleer tartışma
İran'ın nükleer programını sadece enerji üret...
Derya SAZAK
Ekonomide riskler
Milliyet Business'ın 'Şubat krizi'nin dördünc...
Meral TAMER
Dünya entellekt havuzuna Türkiye'den katkı
Mühendislikten ekonomi ve finansa, oradan da ...
Güngör URAS
Dolar 1.00 YTL olabilir mi? Olur (!)
Dün akşam üzeri iç piyasa kapanırken dolar 1....
Serpil YILMAZ
İran ve stratejik yalnızlık
Panel başlığı "Nükleer Tartışma: İhtiyaçlar, ...
M. Ali BİRAND
Türkiye sustukça AB memnun...
Geçen hafta Brükseldeydim.Başkan Bush'un NATO...

© 2005 Milliyet