|
 |
|
|
Türkiye'nin gülen yüzü
Milliyet İzmir Buluşmaları'nın ikincisi yapıldı. Yazarlar, şu ortak görüşte birleşti: İzmir, Batı'ya en yakın kent. Bu nedenle AB'ye giden yol da bu kentten geçiyor
BANU ŞEN Milliyet
Milliyet İzmir Buluşmaları'nın ikincisi Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nde yapıldı. Toplantıya Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Y. Yılmaz ile yazarlar Güneri Cıvaoğlu ve Osman Ulagay konuk oldu. Milliyet yazarları, "Nasıl bir İzmir, nasıl bir Türkiye ve nasıl bir dünya?" konulu panelde işadamlarıyla İzmir'i konuştu, soruları yanıtladı, görüş alışverişinde bulundu. Toplantıya Vali Yusuf Ziya Göksu ve 100'ün üzerinde işadamı katıldı.
Avrupa'dan farksız
Açılış konuşmasını Doğan Gazetecilik Ege Bölge Temsilcisi Bülent Zarif yaptı. Zarif, Milliyet İzmir Buluşmaları'nı her ay gerçekleştirmek istediklerini söyledi, "İzmir'i, Ege'yi seviyoruz. Ege'nin, İzmir'in sesini bu buluşmalarla tüm Türkiye'ye duyurmak istiyoruz" dedi.
Güneri Cıvaoğlu, İzmir'in, Batı'ya en yakın kent olduğunu belirtti. Türkiye'nin her konuda genel çizgisini İzmir'den görmenin mümkün olduğunu kaydeden Cıvaoğlu, "Bu nedenle seçim gezilerine İzmir'den başlarım. Zira İzmir, Türkiye'nin ne durumda olduğu ve nereye gittiği konusunda en iyi bilgiyi verir" diye konuştu.
İzmir'in geçmişte duraklama dönemi yaşamasına rağmen son yıllarda yol bağlantılarıyla sanayi, ticaret, kültür ve turizm alanındaki yerini aldığını ifade eden Güneri Cıvaoğlu, "İzmir, AB'ye en büyük desteği veren kentlerden biri. Ben burada Avrupa'yı hissediyorum" dedi.
Önemi daha da arttı
Osman Ulagay, AB'ye giriş sürecinde İzmir'in öneminin çok büyük olduğunu vurguladı. Ulagay, Türkiye'nin AB yolundaki hedefine ulaşması halinde dünyanın gözünde bambaşka bir ülke olacağını bildirdi, şöyle devam etti:
"Özellikle 11 Eylül sonrası çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin AB yolunda mesafe alması çok önemli. Türkiye yavaş yavaş pazar ülkesi olmaktan çıkıp, AB ülkesi olarak görülüyor. Türkiye hedefe giden adımları doğru atmazsa kendisine destek veren Avrupa ülkelerini de aldatmış olacak. Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeyenleri haklı çıkaracak. 17 Aralık sonrası tereddütleri aşmalıyız. AB; artık hukuk, sağlık, eğitim gibi konularda herkesin imrendiği bir yaşam tarzını yaygınlaştırmak istiyor. İzmir, AB'nin bu ölçüsüne uyuyor. Ekonomisi kayıt altında, eğitim ve sağlıkta insana yatırım yapılıyor, jeotermal ve doğalgaz ile çevreye duyarlılık gösteriliyor. AB sürecinde İzmir'in önemi artıyor."
Mehmet Y. Yılmaz da, Türkiye'nin sorunlarına karşı Milliyet ailesi olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını söyledi. Yılmaz, bu tür etkinliklerle Türkiye'nin her köşesine gitmeye çalıştıklarını belirtti.
Kıbrıs, Ermenistan, AB
Konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Civaoğlu, Kıbrıs, sözde Ermeni soykırımı ve AB ile ilgili sorular üzerine şöyle dedi: "Türkiye'nin Kıbrıs konusunda AB ve ABD ile ilişkilerinde rüzgara karşı yürümeme politikası izlemesi gerekiyor. Büyük bir sürpriz olmaza KKTC Başbakanı M. Ali Talat, cumhurbaşkanı seçildiğinde ABD'yi de ihmal etmeden bir sistem oluşturacak. Ermenistan'da sonuca gitme gerekliliği var. Fransa ve ABD'deki Ermeni cemaatleri büyük paralar kazanıyor. Bu ülkelerle iyi ilişkiler kurarak buna dur denmeli."
Kökü Özal'a dayanıyor
"İzmir neden yatırım alamıyor?" sorusunu ise Osman Ulagay yanıtladı. Ulagay, "Bunun kökü Özal dönemine dayanıyor. İzmir'in siyasi tercihi Özal'ı küstürmüştü" diye konuştu. Ulagay, Teşvik Yasası'yla ilgili soru üzerine, "Teşvik, iktidarların kendilerine yakın çevrelere ulufe dağıtmak için kullandıkları bir yöntem. Teşvikle ekonomik aktivite artırılmaz" karşılığını verdi.
Aynı soruyu Mehmet Y. Yılmaz, "Kağıt üzerinde bakıldığında kentler arasında haksız rekabet olabilir. Ancak, ben de tevşiklerin sonuç vermeyeceğini düşünüyorum" diye yanıtladı. Yılmaz, yabancı sermaye ile ilgili soruya karşılık ise, "AB'ye girdiğimizde de yabancı sermayenin akacağını düşünmüyorum" dedi.
Sesimizi duyuralım
VALİ Yusuf Ziya Göksu: Milliyet'in tiryakisiyim. Bu buluşmaları bir köprü olarak görüyorum. Ne kadar sıklıkla olursa İzmir için o kadar iyi. İzmir'e geldiğimden bu yana sorunların yeteri kadar Ankara'ya taşınamadığını gördüm. Oysa, İzmir'in sorunlarına herkesin sahip çıkması gerek. Bunun için de takım oyunu şart. Örneğin, Efes Oteli yıllardır kapalı. Her gün görev edindim. Sabah ilk iş Emekli Sandığı'nı arıyorum. 'Ne oldu, ne olacak?' diye soruyorum. Ağlayalım ki, meme versinler. Bu konuda Milliyet yazarlarından da yardım istiyoruz.
Hep birlikte sorgulayalım
ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kasalı: İzmir, 2004 yılında vergi tahakkuku ve tahsilat artışında rekor kırdı. Vergi tahakkuku ülke genelinde yüzde 7 artış göstermesine rağmen İzmir'de tam yüzde 37 arttı. İzmir ayrıca, Türkiye'nin Sorunlarına Çözüm Konferansı'nda en gelişmiş kent seçildi. İzmir, Avrupa kenti olduğunu ispat etmesine, tüm bu birinciliklerine, rekorlarına rağmen bugün hala bir yerlerde değilse bunun nedenlerini hep birlikte sorgulamalıyız.
|
|
|

|