Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
7 saniyelik sabır...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Şehir merkezindeki kavşaklarda bulunan trafik lambalarının yanına, bundan birkaç yıl önce, hem akışı kolaylaştırıcı, hem de sürücü ve yayaları istim üstünde tutan bir icat eklediler. O kavşakta hangi kimlikle bulunuyor olursanız olun, renkli ışıklarla paralel çalışan, bekleyeceğiniz veya hareket halinde kalabileceğiniz süreyi gösteren ve geriye sayan bu lambaları hepiniz biliyorsunuz. Trafiğin bilinçli müşterisi için, basit bir mesaj veriyor bu ışıklı sayaçlar. Diyor ki meselâ: "Sevgili yayalar. Karşı kaldırıma geçmek için, bu kavşakta 35 saniye bekleyeceksiniz." Ve başlıyor sayılar küçülmeye, 34, 33, 32... Siz beklemeye başladığınızda, araç sürücülerine de eşzamanlı olarak şu mesaj yollanıyor: "Sayın sürücüler, kavşağa olan yakınlığınızı, hızınızı, trafiğin yoğunluğunu da dikkate alarak gözden kaçırmayınız ki, bu kavşaktan bu yeşil ışıkta geçebilmeniz için 35 saniyeniz vardır." Ve yine sayılar başlıyor küçülmeye, 34, 33, 32...

* * *

Yayalara kırmızı ışığın yandığı ilk saniyelerde, araç yoğunluğu bir hayli fazla oluyor haliyle. Kırmızıdan fırlayan araçlar, artan bir ivmeyle önünüzden geçiyorlar.
Hemen arkasından, kırmızı ışığı hiç görmeyen, mütevazı bir hızla seyreden grup geliyor. Ve en arkaya da son saniyeleri iyi değerlendirip, kırmızıya yakalanmadan canını karşıya atmak isteyen bıçkın sürücüler kalıyor.
Bu arada kurallara saygısı olan yayalar, öbür kaldırıma geçmek için sıralarını beklemektedir...
Kendini kırmızı, yeşil, hatta hiçbir renkle bağlı saymayan bazı olgunlaşmamış ruhlar, her şart altında ve kesintisiz olarak karşıdan karşıya geçmeyi zaten sürdürmektedirler.
Bu resmin dikkatlerden kaçan son birkaç karesinde ise, toplumsal bir çelişkinin aceleci oyuncuları yer alır; Bunlar, bir süre sonra beklemekten sıkılıp, geri sayma işleminin son 7 saniyesi geldiğinde kendilerini yolun ortasına atanlardır. O ana kadar neden beklemişlerdir? Ya da neden son saniyelerde boşalmış bir zemberek zarafetiyle davranmayı marifet sanmaktadırlar. Keşke bunun cevabı, "hayatı ve zamanı ciddiye alan bir ulusun çocukları olarak geliştirilen basit ve içgüdüsel bir refleks" olarak verilebilseydi.
Mamafih, ortada içgüdüsel bir davranış olduğu doğrudur. Ama bunun canlılar hiyerarşisinde, insandan daha ilkel ölümlüleri çağrıştırdığı da muhakkaktır.

* * *

Hani her yere zamanında giden bir millet olsak. Bu ülkede toplantılar hep zamanında başlasa, randevulara titizlikle uyulsa şaşırmayacağım.
Her işe zamanında başlayan, başladığını zamanında bitiren, bitirdiğinin zamanında kıymetini bilen, kıymetini bildiğini zamanında koruyan, koruduğunu zamanında yenileyen, yenilediğini zamanında geliştiren insanlar olsak gam yemeyeceğim. 7 saniye bile beklemeye tahammülünüz yok. Bu gayet açık...
Buna rağmen neden herkes bir yerlere zamanında gidemiyor? Neden sürekli gecikiyoruz? İşte bunu anlayamıyorum!

ege@milliyet.com.tr



EGE
7 saniyelik sabır...
Pişman olmak farkında olmak
Atatürk'te tarihi gün





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Nihat Demirkol
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2005 Milliyet