Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Durul Gence
O bir müzik misyoneri

ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde caz tarihi dersleri veren Durul Gence, öğrencilerine kendisini misyoner olarak tanıtıyor. Gence "Cazı ve müziği daha anlaşılır hale getirme görevini üstlendim" diyor

YAPRAK ARAS

Türkiye'de müzik denince akla ilk gelen isimlerden biridir Durul Gence. 50 yıldır elinden düşürmediği bagetleriyle sayısız müzisyenle çalışan Gence bu aralar kendini öğrencilerine adamış durumda. ODTÜ ve Hacettepe'de caz dersleri veren Gence, Gence Yuva'daki öğrencilerine de trampet çalmayı öğretiyor.
Gence'nin son günlerdeki bir diğer heyecanı ise alacağı ödül. Kavaklıdere Rotaract Grubu'nun yarın Ankara MEB Şura Salonu'nda düzenleyeceği gecede Gence'ye de 50. Sanat Yılı ödülü verilecek. Biletler çoktan tükendi ama Gence'yi her perşembe Ankara Sheraton Oteli'nde dinleyebilirsiniz...

Davulla ilk tanışmanız nasıl oldu?
Babam Ankara'daki orduevinde çalışıyordu. Ben de oradaki müzisyenlerin birinden piyano dersleri alıyordum. O bana davul çalmayı öğretmek istiyor ama ben "Piyanist olacağım" diyorum. Kendisi çalışırken bazen gösteriyor. Derken ben o yıl Deniz Harp Okulu'na girdim ve piyanist olmak için orkestra seçmelerine katıldım. Ama benden önce çalan piyanistlerin performanslarından tırstığım ve davul çalanların ne kadar zayıf olduğunu gördüğüm için bir anda ağzımdan "Davul çalacağım" sözü çıktı.

Çalabiliyor muydunuz ki?
Evet çünkü müzisyen abimin anlatıklarına o kadar dikkat etmişim ki, ilk defa davulun başına geçtiğim halde çok başarılı oldum. Beni gerçekten davul çalıyor zannedip davulcu olarak seçtiler.

O zaman buna doğuştan gelen bir yetenek diyebilir miyiz?
Öyle demekten başka çaremiz yok. Çünkü ben bile kendime şaşırdım. Daha sonra Somer Soyata ve arkadaşları olarak devam ettik. Türkiye'nin gençlerden oluşan ilk orkestrası ve vokal grubuyduk. Daha sonra ODTÜ'de okurken Ankara Koleji mezunlarıyla Sweaters isimli grupta çaldım. En az Deniz Harp Okulu grubu kadar başarılı bir gruptu. Şu anda AB genel sekreteri olan Murat Tamer o grubun piyanisti, yine büyükelçi olan Burak Gürsel de gitaristiydi.

"Hastalığım davul çalışımı engelleyecek derecede değil"
ODTÜ ve Hacettepe'deki caz derslerinizde öğrencilerinize kendinizi misyoner olarak tanıtıyormuşsunuz...
Evet, misyoner belirli bir görevi üstlenmiş insan demek. Ben de cazı ve müziği daha anlaşılır hale getirme görevini üstlendim. Müzikten ve cazdan nasıl daha fazla zevk alabileceğimizi insanlara öğretmek zevkli bir şey.

Hastalığınız davul çalmanızı nasıl etkiliyor?
Bende minimal düzeyde Parkinson var. İlk başta çok etkiledi ama tedaviye başladığımdan beri çalışımı çok etkilemiyor. Çok rahat olduğumu söyleyemem ama istediğimi çalabilecek durumda olduğuma, dinleyicileri etkileyebilecek lezzette çalabildiğime şükrediyorum.

Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Yaşayan bir şeyler bırakmak istiyorum. Birkaç CD yapabilmek kısmet olursa iyi olur.

"Davulun markası olan Ludwig'i adım sandılar"
Ekşi Sözlük'te sizin için "Davul çalarken şarkı söyleyebilen üstün insan" demişler.
Üstün insanlık mıdır bilmiyorum. Zor bir iş ama bu işi yapan başka kişiler de var. Örneğin, uluslararası şöhrete sahip Phil Collins. Üstün değil de yetenekli diyelim.

Davul çalarken başınıza ilginç olaylar da gelmiştir bunca yılda...
Davulun önünde markası olan Ludwig yazılıydı. Bir gece güzel bir solo yaptım bir yerde. Bunun üzerine bir adam ayağa kalktı ve "Bravo Ludwig" diye beni tebrik etti. Adımı Ludwig sanmış.

Gence Yuva'nın mini trampet takımı Guinness'e aday
Gence Yuva nasıl gidiyor?
İyi gidiyor. Şu anda 70 öğrencimiz var. Onlara küçük yaştan müzik sevgisi aşılamaya çalışıyoruz. Çevre bilinci, coğrafya bilgisi ve bir de İngilizceye çok ağırlık veriyoruz. Ayrıca 20 kişilik bir minik trampet takımımız var. "Guinness Rekorlar Kitabı"na girmek için dünyanın en minik trampetçileri olarak müracaatta bulunduk, onu araştırıyorlar. İsimleri de Mini Drum-Core.

Sizin kadar başarılılar mı?
Göz kamaştırıcı derecede. Yani çocuklar aslında farklı müzik aletlerini çalabilecek yaşta değiller ama onlara okulda oldukları süre içinde en rahat çalabilecekleri vurmalı çalgıları çalmayı öğretiyoruz. Ama bunu trampet takımı kurarak ve onlara trampet çaldırarak daha gösterişli, daha çarpıcı bir hale getirmeye çalışıyoruz.

PAZAR
Dünyanın dibine düştüm
"Afla dışarı çıkmasından korkuyorum ama ölsem ifademi değiştirmem"
O bir müzik misyoneri
Bu Beckham'lar artık çok sıktı
"Kadınlara özel 50 drajelik mutluluk ilacı"
Plaza şişmanlarına katılmamak elinizde
Sözleşmeli şıklık
İstanbul'da tarihi tadım
"Almanya'ya gitmesem Hasan jonglör olacaktı, oysa şimdi hapiste"
Meme kanserinde plastik cerrahinin yeri
Bu gömlekleri ünlüler tasarladı
Hayvanseverlerin yeni dergisi
Favorim ekşili ufak köfte
Coşkun Kırca'nın ardından
"Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin"
"Pîrî" edebiyat denizine yelken açıyor
Güneşe uçan adam





Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2005 Milliyet