Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara yorgun mu?


AB çevrelerinden, Türkiye'nin yorulduğu yönünde eleştiriler geliyor. Bu eleştiriye içeriden katılanlar da var.
Ankara yorgun mu sorusu 17 Aralık sonrasındaki süreçte Ankara'nın yeni adımlar atmadığı gerekçesiyle gündeme getiriliyor.
Son olarak AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Schmit, Ankara'da bu eleştiriyi yineledi. 17 Aralık'tan sonra Ankara'daki atmosferin iyi olmadığını, Türkiye'de yorgunluk gözlemlediklerini söyledi.
Türkiye'nin hâlâ başmüzakereciyi belirlememiş olması da bu eleştirilere kaynaklık ediyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise Ankara'nın yorgun olmadığını, başmüzakereci tayininin son iş olduğunu söyleyerek, yanıt verdi.
AB ne bekliyor da Ankara'yı yorgun görüyor, bakılacak olursa ortaya şu çıkıyor...
AB'nin, Türkiye'nin müzakere hazırlığında; başmüzakerecinin, müzakere heyetlerinin belirlenmesinde, mevzuatın karşılıklı çevrilmesinde gecikmeden rahatsız olduğunu, Türkiye'nin zaman kaybetmesine üzüldüğünü söylemek gerçekçi sayılmaz.
AB'nin acilen beklediği ve üzerinde durduğu Türkiye'nin bir an önce Gümrük Birliği'nde Güney Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde ek protokolü imzalamasıdır. Nitekim Lüksemburglu Bakan Schmit'in vurguladığı da bu olmuştur. Türkiye, 3 Ekim'de masaya oturmak istiyorsa hemen bu protokolü imzalamalıdır, Ankara söz vermiştir, bu sözünü tutacaktır, diyerek, asıl beklentiyi ifade etmiştir.
Türkiye'nin beklenen ek protokolü imzalamayışı ise yorgunluktan kaynaklanmıyor. Ankara, Kıbrıs konusunda ortak bir çözüme varılması beklentisini halen koruyor. Eğer böyle bir çözüm olursa, AB'nin beklediği protokolü daha rahat biçimde imzalayacağı ortamın doğacağını hesaplıyor.
Lüksemburg'un dönem başkanlığında Kıbrıs konusunda Rumları evet demeye razı edecek bir gelişme doğrusu beklenmiyor. Ankara, yılın ikinci yarısında İngiltere'nin dönem başkanlığına umut bağlamış durumda. İngiltere'nin garantör devlet sıfatıyla da Kıbrıs sorununun çözümüne ağırlık koyacağını tahmin ediyor.
Böyle bir çözüme ulaşmadan protokolü imzalaması halinde iç kamuoyundan ağır ve yoğun eleştiri alacağı kaygısı söz konusu. Bu nedenle bir bekleme dönemi içinde demek yanlış olmaz.
Başbakan Erdoğan'ın, Papadopulos'a çay davetinin, "Ben, Karamanlis, Papadopulos ve Mehmet Ali Talat"ı kapsadığını açıklaması da bir başka bekleme dönemine işaret ediyor gibi. Nisanda KKTC'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine. Ankara, Talat'ın Denktaş yerine cumhurbaşkanı olacağını kestirdiği için KKTC'de Denktaş'sız dönemi de bekliyor olabilir.
Bütün bunlar birlikte düşünüldüğünde, hem AB, hem Türkiye açısından asıl sorunun Kıbrıs olduğu söylenebilir.
Hem Türkiye ve Türk tarafının içine sinecek, hem de Rumları ikna edecek bir çözüme ulaşmak ve bundan sonra beklenen imzayı atmak hükümetin hedefi.
Ancak, imzadan önce böyle bir sonuca ulaşmak kolay görünmüyor.
Yoksa yorgunluk asıl sorun değil...

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din dersleri ve cemaatler
DİN sadece bir itikat değil, aynı zamanda sos...
Çetin ALTAN
Bir "mizah müzesi" kurulsa...
TV programlarında emekli büyükelçilerin, emek...
Melih AŞIK
Mart'ın yıldönümü
Irak'a asker göndermeyi öngören "tezkere"nin ...
Fikret BİLA
Ankara yorgun mu?
AB çevrelerinden, Türkiye'nin yorulduğu yönün...
Hasan CEMAL
Irak'ta Kürtler mi anahtar oluyor?
Yeni bir siyasal yapılanmanın eşiğindeki Irak...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı
Almanya Parlamentosu'na da "24 nisan 1915'in ...
Abbas GÜÇLÜ
Yüksek lisans, doktora ne için yapılıyor? (2)
Yüksek lisans ve doktora ne için yapılıyor? H...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik dengeler kalıcı hale geldi mi?
2001 mali krizinin iki boyutu vardı. Biri, ço...
Nail GÜRELİ
İşçi kimliğini arıyor
İzmit'te SEKA işçileri... İstanbul Cevizli'de...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da demokrasi rüzgârı
ORTADOĞU'da sıra şimdi kimde? Suriye'de mi? İ...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu Suriye gezisi yanlış amaçlara hizmet edebilir
Tarihsel olayların ardından bakıp da "Şöyle o...
Hasan PULUR
Uyuşamayız, yollarımız ayrı...
ORHAN Veli'nin, "Ciğercinin Kedisi" ile "Soka...
Meral TAMER
İlaç devleri, silah lobisinden bile cömert!
Uluslararası ilaç devlerinin rekabete tümüyle...
Ece TEMELKURAN
Yok Ülke Çok Ülke
Ben, bu ülkeyi yürek paralayıcı bir sevgiyle ...
Osman ULAGAY
İzmir'in dertleri ve AB süreci
Geçen yıl Türkiye'deki vergi geliri tahsilatı...
Güngör URAS
Odalarla üyelerden çok adaylar ilgileniyor
Ticaret ve sanayi odalarında, borsalarda seçi...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Kıbrıs'a ambargoyu kaldıracak
Türkiye hareket etmekte geciktikçe, Gümrük Bi...

© 2005 Milliyet