Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak'ta Kürtler mi anahtar oluyor?


Yeni bir siyasal yapılanmanın eşiğindeki Irak'ta Kürtler anahtar oyuncu mu oluyor? Irak özel temsilcisi Büyükelçi Korutürk'ün başkanlığındaki bir heyetin Kuzey Irak'a yaptığı son ziyaret buna bir işaret mi?
Bir başka deyişle:
Ankara'yla Kuzey Irak arasında yeni bir sayfa mı açılıyor?
Olabilir.
Ama bu bakımdan, Irak'ta cumhurbaşkanı olması beklenen Celal Talabani'nin bizim medyadaki mesajlarında pek bir yenilik olduğu söylenemez. Kurnazlığı ve oynaklığıyla ünlü Kürt lider daha önce söylediklerini tekrarlıyor.
Kendisiyle iki yıl önce Bağdat'ta iki kez görüşmüştüm. Birincisi Saddam'ın yıkılmasından bir ay sonra, ikincisi Kasım 2003'te.
Her ikisinde de Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını, yeni Irak'ta laik bir devlet düzeni istediklerini, Türkiye'nin kendileri açısından büyük önemini çok iyi bildiklerini belirtmişti.
Aslında Talabani 1990'larda da pek farklı konuşmazdı. Her fırsatta Öcalan'a da çatardı, Türkiye'yle Irak Kürtlerinin ilişkilerini bozduğu için... Washington da Talabani'nin böyle konuşmasını telkin ederdi. Çünkü Türkiye'yle Irak Kürtlerinin kötü olmasını istemezdi.
Oyun kabaca böyleydi.
İlgili bütün tarafların malumu olan bu oyunda, birçok ince ayar gerektiren konular, karşılıklı kuşku ve güvensizlikten kaynaklanan bıçak sırtı dengeler hiç eksik olmadı.
Bugün de eksik değil.
Ayrıca, dışa karşı söylenenlerle kafaların arkasında yatan senaryolar da genellikle farklı olurdu.
Bugün de farklı değil.
Onun için sorulabilir, Celal Talabani yine Türkiye'nin duymak istediklerini mi tekrarlıyor diye...
Bir bakıma öyle.
Bir bakıma değil.
Öyle, çünkü Talabani'nin söyledikleri Ankara'nın duymak istediği şeyler. Ne kadar çok tekrarlanırsa, ilgili tarafların o kadar angaje olacaklarını düşünüyor Ankara herhalde.
Diplomatik bir oyun...
Ama bu açıklamalar aynı zamanda Celal Talabani'nin bugünkü bakış açısını da yansıtıyor. Feleğin çemberinden ve bunca badireden geçerek bugünlere gelmiş olan Talabani, Türkiye'yle kötü olmanın Kürtler açısından hiç de akıl kârı bir iş olmadığının bilincinde...
Şu da söylenebilir:
Iraklı Kürt lider, bu bölgede realpolitik neyse, geçmişte olduğu gibi yine onun gereğini yapıyor.
Ama değişen bir şey var.
Ankara da bunu görüyor.
30 Ocak genel seçimleriyle birlikte yeni bir yapılanmanın eşiğine gelmiş olan Irak'ta Kürtler anahtar rolüne soyunuyorlar. Şu nedenlerle: (1) Şiilerle birlikte yeni hükümeti kurmaya hazırlanıyorlar. (2) Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Talabani'nin oturması kesin gibi. (3) Hem hükümet işlerinin yürütülmesinde, hem yeni anayasanın yapılmasında Kürtlerin elinde veto kartı var. (4) İslam-siyaset ilişkilerinde laikliği savunan bir çizgi izliyorlar.
Kısacası:
Irak'taki iktidar oyununda Kürt kartı ön plana çıkıyor. Ankara da bunu görüyor. Böylece yeni bir 'oyun planı'nın şekillendiği söylenebilir.
Iraklı Kürt lider Mesud Barzani de açıklamalarına eğer özen gösterir, tutumunda Talabani'ye bakarak ince ayar yaparsa, Türkiye'yle Kuzey Irak ilişkileri daha akılcı bir raya oturabilir.
—————————————-
BİR AÇIKLAMA NOTU DAHA
Bir özel yemekle ilgili olarak bazı gazete ve televizyon kanallarında çıkan gerçek dışı haber ve yorumlar konusunda geçen hafta bu köşede bir açıklama yapmıştım. Bu yemeğe kimlerin katıldığını, kimlerin katılmadığını belirtmiştim. Bu kez haftalık bir dergide yine bu yemekle ilgili gerçek dışı yeni iddialar ortaya atıldı. Basın özgürlüğünün içinde saçmalama özgürlüğü de olabilir diyerek geçiyorum.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din dersleri ve cemaatler
DİN sadece bir itikat değil, aynı zamanda sos...
Çetin ALTAN
Bir "mizah müzesi" kurulsa...
TV programlarında emekli büyükelçilerin, emek...
Melih AŞIK
Mart'ın yıldönümü
Irak'a asker göndermeyi öngören "tezkere"nin ...
Fikret BİLA
Ankara yorgun mu?
AB çevrelerinden, Türkiye'nin yorulduğu yönün...
Hasan CEMAL
Irak'ta Kürtler mi anahtar oluyor?
Yeni bir siyasal yapılanmanın eşiğindeki Irak...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı
Almanya Parlamentosu'na da "24 nisan 1915'in ...
Abbas GÜÇLÜ
Yüksek lisans, doktora ne için yapılıyor? (2)
Yüksek lisans ve doktora ne için yapılıyor? H...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik dengeler kalıcı hale geldi mi?
2001 mali krizinin iki boyutu vardı. Biri, ço...
Nail GÜRELİ
İşçi kimliğini arıyor
İzmit'te SEKA işçileri... İstanbul Cevizli'de...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da demokrasi rüzgârı
ORTADOĞU'da sıra şimdi kimde? Suriye'de mi? İ...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu Suriye gezisi yanlış amaçlara hizmet edebilir
Tarihsel olayların ardından bakıp da "Şöyle o...
Hasan PULUR
Uyuşamayız, yollarımız ayrı...
ORHAN Veli'nin, "Ciğercinin Kedisi" ile "Soka...
Meral TAMER
İlaç devleri, silah lobisinden bile cömert!
Uluslararası ilaç devlerinin rekabete tümüyle...
Ece TEMELKURAN
Yok Ülke Çok Ülke
Ben, bu ülkeyi yürek paralayıcı bir sevgiyle ...
Osman ULAGAY
İzmir'in dertleri ve AB süreci
Geçen yıl Türkiye'deki vergi geliri tahsilatı...
Güngör URAS
Odalarla üyelerden çok adaylar ilgileniyor
Ticaret ve sanayi odalarında, borsalarda seçi...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Kıbrıs'a ambargoyu kaldıracak
Türkiye hareket etmekte geciktikçe, Gümrük Bi...

© 2005 Milliyet