Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tarihin ırzı


Almanya Parlamentosu'na da "24 nisan 1915'in Ermenilerin sürgüne uğramalarının 90. yıldönümü bağlamında anılması, Türkler ile Ermenilerin barışmalarına böylece katkıda bulunulması" önergesi verildi. Önerge, kamuoyu araştırmalarına göre ilk seçimde iktidara geleceği öngörülen muhalefetteki CDU/CSU Parlamento grubunun.
önce bir saptama.
Almanya'da 40 bin Ermeni'ye karşın, 2 milyon dolayında Türk var.
Almanya seçimlerinin -neredeyse- sonucunu belirleyecek kadar yüksek sayıda Türk kökenli seçmen nerede?
Almanya'daki Türk dernekleri, sahip oldukları demokratik ağırlığı nasıl devreye koyamazlar?
Ankara'nın böyle bir etkinlik politikası oluşturmamış bulunması vahimdir. Kültür altyapısı sağlam bir büyükelçi olan Mehmet Ali İrtemçelik, Türkiye'nin şansıdır. Ama her şey, onun omuzlarına mı yüklenmeli?
İrtemçelik'in medyaya yaptığı açıklama, dinamik bir tavır.
Ancak... İddialar, böyle bildirilerin ölçeğini çok aşıyor. Kapsamlı bir çalışmayı gerektiriyor.

Soykırım
Önergede, "Alman Meclisi aşağıdaki hususları saptamaktadır" giriş cümlesinden sonra, iddialar sıralanmakta.
Özetle yansıtayım:
- 24 Nisan 1915'te Osmanlı İmparatorluğu iktidarında bulunan Jön Türkler hareketinin emirleriyle, İstanbul'daki siyasi ve kültürel Ermeni elit tabakası (seçkinler) tutuklanmış, zorla ülkelerine gönderilmiş ve büyük bölümü orada öldürülmüştür.
- Sürgün ve katliamların başlangıcını teşkil eden bu olayı, daha sonra tehcir ve toplu katliamlar izlemiştir. Tarafsız çevrelerin hesaplarına göre, 1.2 ile 1.5 milyon arasında Ermeni yaşamını yitirmiştir.
- Savaşın başında Osmanlı ordusunda askere alınan Ermeniler, çalışma taburlarında toplanmış ve çoğunluğu öldürülmüştür. 20. yüzyılın itibarlı tarihçilerinden biri olan Arnold J. Toynbee'nin saptadığı gibi amaç, yol boyunca mümkün olduğunca çok sayıda Ermeni'nin öldürülmesiydi. Ölmeyenler ise, çöldeki kamplarda ölmüşlerdir.
- Katliamlar bu iş için oluşturulan özel birlikler tarafından gerçekleştirilmiştir.
- Osmanlı devleti ile birlikte savaşan Alman devletinin hem siyasi hem askeri yönetimi, bu katliamdan ayrıntılarıyla haberdardı.
Ancak Alman hükümeti Berlin'e gelen bilgilere ve İstanbul'daki Alman Büyükelçilikleri'nin ve konsolosluk raporlarının açıklanmasına sansür koydu.
- Doktor Johannes Lepsius, 7 Ekim 1915'te Berlin'deki gazeteciler birliğinde katliam ile ilgili araştırmalarını anlattığı zaman Alman hükümeti buna sansür koydu.
Alman Silahlı Kuvvetleri de Johannes Lepsius'un Potsdam'da yayımlanan, Ermeni halkının Türkiye'deki durumuna ilişkin rapor dökümanının dağıtımını yasakladı. Metnine el koydu. Osmanlı topraklarındaki Ermenilerin kaderini ele alan Franz Werfel'in ünlü MUSA DAĞI'NDA 40 GÜN adlı romanının yayımlanması bile Türkiye'de yasak. Türkiye'de Ermeni kıyımı tarihi araştırmaları, bu nedenlerle yapılamaz. Ermenilere karşı suç işlendiğinin dile getirilmesi suç sayılıyorsa, bilimsel bir çalışma nasıl yapılabilir?
- Osmanlı İmparatorluğu'nun hukuki devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, bütün bunları inkâr etmektedir. Türkiye'nin bu tutumu AB'nin değerler birliği prensibinin temelindeki BARIŞMA KAVRAMI'yla çelişkilidir. Türkiye, Ermenistan sınırlarını açmalı ve Ermenistan'ın izolasyonu sona ermelidir.
- Parlamento, devlet şiddetine maruz kalmış, öldürülmüş ve sürgüne uğramış Ermenilerin anısı önünde saygıyla eğilir.
Geçmişte bunlar yaşanırken, Alman imparatorluğunun benimsediği yanlış tutumu Parlamento, üzüntüyle karşılar.
Alman Parlamentosu, bu anmayla, hükümetine karşı direnerek sözle ve fiilen Ermeni kadın, erkek ve çocukların kurtulmaları için çaba gösteren tüm Almanları saygıyla karşılar.
- Johannes Lepsius'un yapıtı, bu olayın hafızalardan uzaklaştırılmasına ve unutulmasına engel olmalı ve Ermeni, Alman ve Türk halkları arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için muhafaza edilmelidir.
............
Tarihin ırzına özen gösteren tanıklıklar yarın bu köşede...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din dersleri ve cemaatler
DİN sadece bir itikat değil, aynı zamanda sos...
Çetin ALTAN
Bir "mizah müzesi" kurulsa...
TV programlarında emekli büyükelçilerin, emek...
Melih AŞIK
Mart'ın yıldönümü
Irak'a asker göndermeyi öngören "tezkere"nin ...
Fikret BİLA
Ankara yorgun mu?
AB çevrelerinden, Türkiye'nin yorulduğu yönün...
Hasan CEMAL
Irak'ta Kürtler mi anahtar oluyor?
Yeni bir siyasal yapılanmanın eşiğindeki Irak...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı
Almanya Parlamentosu'na da "24 nisan 1915'in ...
Abbas GÜÇLÜ
Yüksek lisans, doktora ne için yapılıyor? (2)
Yüksek lisans ve doktora ne için yapılıyor? H...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik dengeler kalıcı hale geldi mi?
2001 mali krizinin iki boyutu vardı. Biri, ço...
Nail GÜRELİ
İşçi kimliğini arıyor
İzmit'te SEKA işçileri... İstanbul Cevizli'de...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da demokrasi rüzgârı
ORTADOĞU'da sıra şimdi kimde? Suriye'de mi? İ...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu Suriye gezisi yanlış amaçlara hizmet edebilir
Tarihsel olayların ardından bakıp da "Şöyle o...
Hasan PULUR
Uyuşamayız, yollarımız ayrı...
ORHAN Veli'nin, "Ciğercinin Kedisi" ile "Soka...
Meral TAMER
İlaç devleri, silah lobisinden bile cömert!
Uluslararası ilaç devlerinin rekabete tümüyle...
Ece TEMELKURAN
Yok Ülke Çok Ülke
Ben, bu ülkeyi yürek paralayıcı bir sevgiyle ...
Osman ULAGAY
İzmir'in dertleri ve AB süreci
Geçen yıl Türkiye'deki vergi geliri tahsilatı...
Güngör URAS
Odalarla üyelerden çok adaylar ilgileniyor
Ticaret ve sanayi odalarında, borsalarda seçi...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Kıbrıs'a ambargoyu kaldıracak
Türkiye hareket etmekte geciktikçe, Gümrük Bi...

© 2005 Milliyet