Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu Suriye gezisi yanlış amaçlara hizmet edebilir


Tarihsel olayların ardından bakıp da "Şöyle olmasaydı, böyle olur muydu?" gibi çıkarımlar yapmanın elbette olup bitenleri değiştirmesine olanak yok.
Ancak bunun bir yararı olabilir.
Benzer durumlarla karşılaşıldığında doğru tavır alabilmek için bir "veri" elde edebiliriz.
Irak'a Amerikan bombaları yağmaya başladığı ilk günden beri düşündüğüm bir şey var: Bu savaş önlenebilir miydi?

Olaylar farklı gelişirdi
Eğer Saddam Hüseyin, Amerikan - İngiliz askeri işgalinin kaçınılmaz olduğunu görebilseydi, kaçmak için Amerikan askerlerinin Bağdat'a kadar girmelerini bekler miydi?
Eğer Saddam Hüseyin, Amerikan - İngiliz müdahalesinden önce kendisine değişik ülkeler tarafından el altından yapılan, "Ailen ve yakınlarınla bize sığınabilirsin" tekliflerini kabul etseydi, Irak'a o kadar bomba atılır mıydı? Irak'ta demokratik bir düzenin kurulmasında bugün karşılaşılan güçlükler hafifletilebilir miydi?
Kişisel düşüncem şu: Eğer Saddam, işgalin kaçınılmazlığını görüp Irak'ı terk etmeye razı olsaydı olaylar çok farklı gelişebilirdi.
Bir kere şunu kabul etmemiz gerek: Saddam, aptal bir insan değildi.
Paranoyak bir diktatör olması, Irak'ın askeri gücünün sınırlarını, karşısındaki iki ordunun sahip olduğu olanakların genişliğini ve Irak'taki toplumsal tabanının son derece sınırlı olduğunu bilebilmesine engel değildi.
Saddam eğer bu işgalin kaçınılmazlığını görmüş olsa Irak'ı terk etmeye razı olabilir ve bu haksız savaşın yol açtığı dramlar yaşanmayabilirdi.
Saddam'ın hesabını şaşırtan şey, Avrupa'nın bir askeri müdahaleye karşı olması, askeri girişimin bir Birleşmiş Milletler operasyonu olamayacağının ortaya çıkmış olması ve dünya kamuoyundaki savaş aleyhtarı hava oldu.

ABD bile cesaret etmez
Bir süredir dünya kamuoyu, ABD'nin İran ve Suriye'ye müdahale olasılığını tartışıyor.
ABD'nin, Irak'ta olup bitenlerden ve bugün gelinen noktadan sonra yeni bir "savaş" peşinde olduğunu düşünmüyorum.
Ve hiç kuşku yok ki, Irak belası sürerken, ABD gibi dünyanın en büyük askeri gücüne sahip olsanız bile yeni bir savaşı göze alamazsınız.
Buna ne askeriniz yeter, ne silahınız ve ne de ABD'nin bugün dünya kamuoyunda sahip olduğu "prestij" izin verebilir.
Bunu söylerken, ABD'nin İran'ın nükleer çalışmalarını ya da Suriye'nin bölgede oynadığı "karıştırıcı" rolü de bütünüyle görmezden geleceğini iddia etmiyorum elbette.
Sadece şu anki objektif verilerin böyle bir yeni savaşı mümkün kılamayacağını düşünüyorum.

Halkla dayanışma ama..
Türkiye'den bir grup aydın, 1 Mart tezkeresinin reddedilişinin yıldönümünde "Suriye halkı ile dayanışma" amacıyla Suriye'ye bir gezi düzenledi.
Amaç, Suriye'ye de saldırma hazırlığı yaptığı varsayılan ABD'ye Suriye halkının yalnız olmadığını ve yeni bir savaşa izin verilmeyeceğini göstermek olarak açıklanıyor.
Geziyi düzenleyen aydınların sadece kendi ülkelerinde değil, dünyanın başka yerlerindeki diktatörlerle ve antidemokratik girişimlerle barışık olmayacak insanlar olduğunu biliyoruz.
İyi niyetlerinden şüphe etmemiz için de hiçbir neden yok.
Ancak Suriye gibi demokrasinin hiç uğramadığı bir ülkeye yapılacak böyle bir ziyaretin Esad rejimine destek anlamını taşıdığı gerçeğinin de ihmal edildiğini sanıyorum.
Bu, Esad'ın Suriye'de yaygınlaştırmaya çalıştığı paranoyaya hizmet edecek, sonuçları itibariyle de rejimi güçlendirecek bir girişimdir diye düşünüyorum.
Geçmişte bu tür girişimlerin bölgeyi bir savaşa sürükleyecek yanılsamalara yol açtığını, Saddam'ın elini güçlendirdiğini hatırlatmak istiyorum.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din dersleri ve cemaatler
DİN sadece bir itikat değil, aynı zamanda sos...
Çetin ALTAN
Bir "mizah müzesi" kurulsa...
TV programlarında emekli büyükelçilerin, emek...
Melih AŞIK
Mart'ın yıldönümü
Irak'a asker göndermeyi öngören "tezkere"nin ...
Fikret BİLA
Ankara yorgun mu?
AB çevrelerinden, Türkiye'nin yorulduğu yönün...
Hasan CEMAL
Irak'ta Kürtler mi anahtar oluyor?
Yeni bir siyasal yapılanmanın eşiğindeki Irak...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı
Almanya Parlamentosu'na da "24 nisan 1915'in ...
Abbas GÜÇLÜ
Yüksek lisans, doktora ne için yapılıyor? (2)
Yüksek lisans ve doktora ne için yapılıyor? H...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomik dengeler kalıcı hale geldi mi?
2001 mali krizinin iki boyutu vardı. Biri, ço...
Nail GÜRELİ
İşçi kimliğini arıyor
İzmit'te SEKA işçileri... İstanbul Cevizli'de...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da demokrasi rüzgârı
ORTADOĞU'da sıra şimdi kimde? Suriye'de mi? İ...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu Suriye gezisi yanlış amaçlara hizmet edebilir
Tarihsel olayların ardından bakıp da "Şöyle o...
Hasan PULUR
Uyuşamayız, yollarımız ayrı...
ORHAN Veli'nin, "Ciğercinin Kedisi" ile "Soka...
Meral TAMER
İlaç devleri, silah lobisinden bile cömert!
Uluslararası ilaç devlerinin rekabete tümüyle...
Ece TEMELKURAN
Yok Ülke Çok Ülke
Ben, bu ülkeyi yürek paralayıcı bir sevgiyle ...
Osman ULAGAY
İzmir'in dertleri ve AB süreci
Geçen yıl Türkiye'deki vergi geliri tahsilatı...
Güngör URAS
Odalarla üyelerden çok adaylar ilgileniyor
Ticaret ve sanayi odalarında, borsalarda seçi...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Kıbrıs'a ambargoyu kaldıracak
Türkiye hareket etmekte geciktikçe, Gümrük Bi...

© 2005 Milliyet