|
 |
|
|
İnsanları hatırlamak
Satır Arası / Deniz Sipahi
California eyalet kanunlarına uygun olarak 4 Mayıs 1927'de kurulan ABD Sahne Sanatları ve Bilimler Akademisi, 11 Mayıs'ta toplanarak sanatçılara bir ödül verilmesini kararlaştırır.
Metro Goldwyn Mayer'de sanat yönetmeni olan Cedric Gibbon, bir film makarası üzerine, elinde haçlı kılıç tutan bir şovalyenin taslağını çizer. Film makarasının beş halkası da Oscar Ödülleri'nin verildiği beş ana dalı temsil eder. George Stanley adlı heykeltıraş tarafından 1928 yılında taslağı yapılan heykelin adı, Akademi'nin sekreterinin "Oscar Amcama ne kadar çok benziyor" demesiyle Oscar olarak kalır.
İlk Oscar Ödülü töreni, 16 mayıs 1929'da Hollywood Roosevelt Otel Blassom Room'da yapılır. Gecenin biletleri 10 dolardan satılır ve törene 250 kişi katılır.
Sonrasını biliyorsunuz...
İlk 36 üyesi arasında Douglas Fairbanks ve Louis B. Mayer gibi dönemin ünlü film yayımcılarının da yer aldığı Akademi'nin bugün sanatçı, sanat yönetmeni ve editörlerin de olduğu 5 binin üzerinde üyesi bulunuyor.
Ve her yıl verilen ödüller büyük bir ilgiyle milyonlarca insan tarafından izleniyor ve takip ediliyor.
Yine sabahın ilk ışıklarına kadar süren töreni keyifle izledim.
Oscar'da "En İyi Erkek Oyuncu", "En İyi Kadın Oyuncu", "En İyi Film", "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Senaryo" ödülleri de en büyük ödüller sayılıyor.
Törenler için övgü dolu sözler söyleyebilirsiniz, gerçekten de bu organizasyonu hazırlayanlar öylesine güzel bir şov sahneliyorlar ki aynı heyecan 77 yıldır devam edebiliyor.
* * *
Sizlerin de dikkatinizden kaçmamıştır.
Ödüllerin sahiplerini açıklayan zarflar, her seferinde sinemanın ölümsüz isimleri tarafından açılıyor. Sektöre emek vermiş, başarı kazanmış, nice duayen isim tek tek sahneye geliyor, 30 saniyelik bir konuşma yapıyor.
İnanın ödüller kadar bu sahneler de benim için önemli.
Bu geçmişe, deneyime, bilgi birikimine duyulan saygıyı gösteriyor.
Oscar'ı da anlamlı yapan bu değil mi... Tecrübeyi, başarıyı kanıtlamak...
Geleceği düşünmek kadar geçmişi unutmamak da önemli.
Zaman zaman bu insanları oturdukları yerden çıkartıp, unutulmadıklarını göstermek, onları yeniden alkışlayarak üretken hale getirebilmek... Bir toplumu yücelten işte bu detaylarlardır.
İzmir'de hoşuma giden bir uygulama vardı. "Vefa projesi..."
* * *
Bu kente gönlünü vermiş, iz bırakmış insanların doğdukları, büyüdükleri, yaşadıkları evler, sokaklar, caddelere isimleri verilmişti, plaketler asılmıştı.
Hatta bazıları hayattayken bunlar yapılmıştı.
Aramızdan ayrılanların aileleri de bir kez daha gururlanmışlar, mutlu olmuşlardı. Oscar töreninden buraya geldim.
Ama bu projenin süreklilik kazanmasını ve İzmir için bir şeyler yapmış insanların unutulmamasını istiyorum.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|