Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Mart 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tarihin ırzı (2)


Dün iddiaları yayımlamıştım. Şimdi de "tarihin ırzı" için tanıklıklar:
- 24 Nisan'da İstanbul'da tutuklanan ve sürülen Ermeniler genellikle, Taşnak Partisi'nin yöneticisi sayılacak Ermeni şovenleridir.
Bunlar arasında elbette masumlar yer almış olabilir.
Ancak... O süreçte, devletin üst düzey bürokrasisi, özellikle Dışişleri ve Maliye bakanlıkları, Ermeni ağırlıklıydı. Silahlı kuvvetlerde doktor ve hemşireler arasında da Ermeniler çoğunluktu.
- Rusya ile savaş sırasında, özellikle Doğu Anadolu'da Ermeni yurttaşlar tahrik edilmişlerdir. Büyük Ermenistan iddiasıyla, başkaldırılar olmuştur.
İki taraf arasında karşılıklı ağır kayıplarla sonuçlanan katliam yaşanmıştır. Ermeni yurttaşlar "tehcir" diye adlandırılan toplu halde göçe zorlanmışlardır. Gerek göç koşullarının ağırlığı, gerek yol boyunca zaman zaman saldırılar ve gerek çöl kamplarındaki kötü ortam nedeniyle bir bölümü yaşamlarını yitirmişlerdir. Bunlar çok acı olaylardır. Ancak, yüzyıllarca birlikte yaşandıktan sonra neden bu süreç?
- İttihatçıların iktidardan düşürülmesi sonrasında, onları suçlu konumda tutmak isteyen ve İngilizlerle yakın olan Saray yönetimi Kara Şemsi diye anılan Reşit Saffet'i (Atabilen) "Ermeni olayını araştırmak ve Avrupa'ya bilgi vermekle" görevlendirmiştir. Onun, İttihatçıları "Ermenilerin katil suçlusu" gösteren -kasıtlı- raporunda bile "Çar'ın sürülerine muhbirlik ve kılavuzluk yapan Ermenilerin zulmü anlatılıyor ve tehcir sırasında 200-300 bin Ermeni'nin öldüğü" belirtiliyordu.
Elbette ölüm istatistik olayı değildir ve 300 bin rakamı da büyüktür ama hadise tek taraflı değildi, başlatan da Osmanlı değildi.
-İngiltere, İstanbul'u işgal ettikten sonra, Ermeni kıyımı iddialarını inceledi. 144 sanık saptandı. Aralarında bakanlar, yüksek devlet memurları vardı. İngiliz mahkemelerinde dava açıldı. Bunlar Malta'ya sürgüne gönderildiler. İngilizler, Osmanlı'nın tüm devlet arşivlerini didik didik ettiler, Ermenilere soykırım uygulandığı yolunda kanıt bulamadılar. İngiltere Kraliyet Savcısı "Kanıt yoktur" gerekçesiyle, 144 kişiyi ve dönemi ibra etmiştir.
- Tarihçi Toynbee, saygınlığı olan bir tarihçidir fakat İngiltere Propaganda Merkezi adına çalıştığı da bir gerçek.
- "Katliamlar özel birlikler tarafından yapılmıştır" iddiasına bir başka ırkçı yaklaşıma suç ortağı olmamak için girmiyorum. O dönemde yörede hangi etnisite birlikleri olduğu biliniyor.
- Almanya, elbette olanlardan haberdardı. Ancak Almanya Genelkurmayı bunların yayımlanmasını, açıklanmasını engellemiştir. Amerikan arşivlerinde, "Almanya teşvik etmese de bu olaylardan yararlandığı için suskun kalmıştır" kayıtları var.
- "Musa Dağı'nda 40 Gün" ve benzeri kitapların Türkiye'de yayımlanması yasak değildir.
- Dr. Johannes Lepsius'un dokümanlarının yayımlanmadığı iddiaları doğrudur. Alman Genelkurmayı tavır koymuştur...
Ancak Lepsius'un yazdıkları, kişisel gözlemleri değildi. Lepsius, Praglı bir Museviydi. Yayını için, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Morgentau'dan yararlanmıştı. Morgentau, bir evangelist misyoneri sayılabilir. Ermeni Patrikliği'nden dosyalarla beslenmiştir.
Bir diğer kitabın adı "Mavi Kitap"tır. Ermeni iddiaları bu kitaba dayandırılmıştır. 650 tanık ifadesinden oluşmuştur.
Uzun süre kanıt gibi kabul edilmiştir.
Ancak sonraları tanıklara ait kod adları çözüldüğünde 70'i evangelist misyoner, 50'si Ermeni aktivist, Taşnak Partisi önde gelenleri ve patriklik mensubu çıkmıştır. 30'u hayali kişiler olarak saptanmıştır. Kitabın inandırıcılığı ağır yaralar almıştır.
................
Ne bu satırlar, ne de Ermeni iddiaları, iki taraftan masum insanların, çocukların, kadınların katledilmeleri gerçeğini ve insanlık ayıbını temizlemez.
...............
Son söz:
Almanya, Yahudi kıyımı nedeniyle tarihteki yalnızlığına Türkiye'yi de soykırımcı göstererek ortak arıyor.
CHP'nin Büyükelçi Şükrü Elekdağ'ın projesi ile başlattığı hareket, akılcı ve gerçekçidir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İki Türkiye
AVRUPA Birliği'nin patent kurumu başkanı Türk...
Çetin ALTAN
Rakı
MEĞER bir süredir rakının da sahtesi yapılıyo...
Melih AŞIK
Amerikancı bakış
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İnsan Hakları Rap...
Fikret BİLA
İnsan hakları
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, 2004 yı...
Hasan CEMAL
AKP, yolsuzluk, etik...
Siyasette etik, ahlak... Malum, bu konuda biz...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı (2)
Dün iddiaları yayımlamıştım. Şimdi de "tarihi...
Can DÜNDAR
Siyasetin yeni koalisyonları
Türkiye ilginç bir dönemden geçiyor. Eski siy...
Hurşit GÜNEŞ
Ya giderlerse?
2001 yılında mali krizin nedenleri belli. Car...
Doğan HEPER
Papa kafaları karıştırdı
SON günlerde Papa II. Jean Paul gündemde. Has...
Sami KOHEN
Adım adım değişim...
RASTLANTI mı, yoksa birbiriyle bağlantılı mı,...
Mehmet Y. YILMAZ
Avrupalı oluyoruz, bunlara alışmamız gerek
Basının eleştiri hakkının sınırları konusu, k...
Hasan PULUR
Avrupa yolunda koşar adım!
İSTER Anayasa'yı değiştirin, ister ceza kanun...
Derya SAZAK
Parti, vizyon, lider
Meclis'teki 'ikili' yapının daralttığı siyasi...
Meral TAMER
Ani iklim değişiklikleri kimin işi?
Önce dünyamızı en çok kirleten ülkelerin hang...
Yaman TÖRÜNER
Yapı Kredi kaça gider?
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), elinde...
Güngör URAS
1.2 milyar dolar girdi 870 milyon dolar çıktı
Milliyet Ekonomi'de dün yer alan bir habere g...
Serpil YILMAZ
Maden satıldı Afrika kömürü yasaklandı
Etiyopya'dan, Güney Afrika'ya geçen Başbakan ...
M. Ali BİRAND
AB ve NATO ile pazarlık var...
Belki kamuoyuna yeterince yansımıyor, ancak ş...

© 2005 Milliyet