Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Mart 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupalı oluyoruz, bunlara alışmamız gerek


Basının eleştiri hakkının sınırları konusu, karikatürist Musa Kart'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı "iplik yumağına dolaşmış bir kedi" olarak çizmesi ve bu nedenle 5 bin YTL para cezasına çarptırılması nedeniyle bir kez daha gündemimize girdi.
Bugün Milliyet'te yer alan bir haber ise "ifade özgürlüğü"nün sınırlarının Avrupa hukukunda nasıl algılandığını ortaya koyuyor.
Zamanın Adalet Bakanı Mehmet Ağar'a yönelttiği "faşist" suçlaması nedeniyle mahkûm olan ve öğretmenlikten de atılan İlknur Birol, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtığı davada haklı bulundu.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "ifade özgürlüğünü" düzenleyen 10. maddesi gereğince haksız bulundu ve 9 bin 500 euro tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Barbar, köpek, faşist...
Bu iki olay bana oldukça eski bir davayı hatırlattı.
Avusturya genel seçimlerinin ardından bir televizyon programında Avusturya Liberal Partisi'nin başkanı Peter, 2. Dünya Savaşı sırasında binlerce sivil Yahudi'nin öldürülmesiyle suçlandı. 1975 yılıydı..
İktidardaki Avusturya Sosyalist Partisi'nin başkanı ve Başbakan Kreisky, muhtemel koalisyon ortağı Peter'i savundu ve iddiaları yöneltenleri "mafya yöntemleri kullanmakla" suçladı.
Viyana'da yayımlanan Profil dergisinde Michael Lingens, Kreisky'yi eleştiren bir yazı yazdı. Lingens yazısında Kreisky için şu sıfatları uygun görmüştü: Aşağılık ahlaksız, namussuz oportünist, haysiyetsiz faşist, vahşi, barbar köpek, siyasi ahlakın asgari müştereklerinden yoksun zavallı..
Lingens, bu yazısının sonunda soluğu mahkemede aldı ve 20 bin Avusturya şilini tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Sonu belli!
Lingens davası, daha sonra Avrupa İnsan Hakları Divanı'na kadar gitti..
Divan, Lingens'in sözlerinin "ifade özgürlüğü" kapsamında yer alması gerektiğine karar verdi. Avusturya hükümeti, Lingens'e 284 bin 538 Avusturya şilini ödemeye mahkum edildi.
Kararda, ceza tehdidi altında özgür basın faaliyetinin sürdürülemeyeceğine vurgu yapıldı ve "politikacıya politikacı olarak söylenen sözler şahsa söylenmiş sayılmaz" denildi.
Bu karar da gösteriyor ki, basın özgürlüğünü cezalandırmaya yönelik her yerel karar eninde sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden dönecektir.
Yargıtay'ın nasıl bir karar vereceğini ve Musa Kart davasının nasıl sonuçlanacağını şimdiden bilemeyiz elbette ama hiç kuşku yok, aleyhte bir karar Avrupa'dan geri dönecek..
Tam da burada basın özgürlüğünün sınırlarının nereden geçtiğini konuşmamız gerekiyor.

Bu gazetede hayır!
Bir gazete yöneticisi olarak asgari terbiye sınırlarını aşan eleştirinin bir gazetede yer almasını doğru bulmuyorum.
Lingens o yazıyı benim yönettiğim bir gazetede yayımlamak isteseydi, hiç kuşkusuz buna karşı çıkardım.
Bu bir "sansür" sayılır mıydı? Kanımca sayılmamalı, çünkü sonuç olarak bir gazetede yazı yazan insanlar o gazetenin genel yayın politikası ile bağlıdır. Bununla bağdaşmadığını düşünenlerin orada yazmaya devam etmemeleri gerekir ve bu her iki taraf için de doğal bir haktır.
Ancak Musa Kart'ın karikatürünü yayımlardım, nitekim mahkûm edilen karikatürü Milliyet'te iki kez yayımladık.
Musa'nın karikatürünü yayımlardım, çünkü terbiye sınırlarını aşmadığını, hatta tam tersine çok bilinen bir espriyi tam da yerinde güzel bir çizgiyle yansıttığını düşünüyorum.

Sınırı vicdanlar çizer
İki örneği art arda vermemin nedeni,basın özgürlüğünün sınırlarının esasen gazetecilerin kişisel vicdanlarında yattığını düşünmemdir.
Gazetecinin hesap vereceği merci siyasi otorite değil, kendisinin ve meslektaşlarının vicdanıdır. Mesleğimizin uluslararası geçerliliği olan etik kurallarıdır.
Bunun dışında "cezalandırmaya" yönelik her hareket ve tehdit basın özgürlüğünü zedeler.
Artık Avrupalı oluyoruz, bunlara da alışmamız gerek...

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İki Türkiye
AVRUPA Birliği'nin patent kurumu başkanı Türk...
Çetin ALTAN
Rakı
MEĞER bir süredir rakının da sahtesi yapılıyo...
Melih AŞIK
Amerikancı bakış
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İnsan Hakları Rap...
Fikret BİLA
İnsan hakları
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, 2004 yı...
Hasan CEMAL
AKP, yolsuzluk, etik...
Siyasette etik, ahlak... Malum, bu konuda biz...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin ırzı (2)
Dün iddiaları yayımlamıştım. Şimdi de "tarihi...
Can DÜNDAR
Siyasetin yeni koalisyonları
Türkiye ilginç bir dönemden geçiyor. Eski siy...
Hurşit GÜNEŞ
Ya giderlerse?
2001 yılında mali krizin nedenleri belli. Car...
Doğan HEPER
Papa kafaları karıştırdı
SON günlerde Papa II. Jean Paul gündemde. Has...
Sami KOHEN
Adım adım değişim...
RASTLANTI mı, yoksa birbiriyle bağlantılı mı,...
Mehmet Y. YILMAZ
Avrupalı oluyoruz, bunlara alışmamız gerek
Basının eleştiri hakkının sınırları konusu, k...
Hasan PULUR
Avrupa yolunda koşar adım!
İSTER Anayasa'yı değiştirin, ister ceza kanun...
Derya SAZAK
Parti, vizyon, lider
Meclis'teki 'ikili' yapının daralttığı siyasi...
Meral TAMER
Ani iklim değişiklikleri kimin işi?
Önce dünyamızı en çok kirleten ülkelerin hang...
Yaman TÖRÜNER
Yapı Kredi kaça gider?
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), elinde...
Güngör URAS
1.2 milyar dolar girdi 870 milyon dolar çıktı
Milliyet Ekonomi'de dün yer alan bir habere g...
Serpil YILMAZ
Maden satıldı Afrika kömürü yasaklandı
Etiyopya'dan, Güney Afrika'ya geçen Başbakan ...
M. Ali BİRAND
AB ve NATO ile pazarlık var...
Belki kamuoyuna yeterince yansımıyor, ancak ş...

© 2005 Milliyet