|
Yapı Kredi kaça gider?
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), elindeki Pamukbank hisseleri nedeniyle Yapı Kredi Bankası'nın yaklaşık % 13'ünün sahibi bulunuyor.
Bankanın yaklaşık % 45'i Çukurova Grubu'nun elinde. Hisselerin yaklaşık % 42'si de halkın elinde.
Büyük bankaların borsa değerlerine bakılırsa, kabaca İş Bankası 11 milyar dolar, Akbank 9 milyar dolar ve Garanti Bankası da 5 milyar dolar ediyor. Bu durumda, Yapı Kredi'nin de 6-7 milyar dolar etmesi beklenebilir. Ama, şu andaki borsa değeri 3.5 milyar dolarla, olması gerekenin çok altında.
Öte yandan, Çukurova Grubu'na bankayı bir an önce satması için resmi baskı ve verilmiş süre var. Alıcının ise, sadece KoçUni Credito ortaklığı olması, yani tek alıcı bulunması, Çukurova Grubu'nun pazarlık gücünü iyice azaltıyor.
Bankanın satın alınması durumunda, alıcılar, bankayı aldıkları fiyattan halkın elindeki hisseleri de almak üzere çağrı yapmak zorundalar. Bu, Sermaye Piyasası Mevzuatı bakımından zorunlu.
Ayrıca, Çukurova Grubu elde edeceği gelirle Yapı Kredi'nin elinde bulunan Turkcell'in % 13 hissesini almak istiyor. Böylelikle, borçlarını daha rahat ödeyebilir veya yapılandırabilir hale gelecek. Yani, Çukurova Grubu'na verilecek paranın Yapı Kredi'ye olan borçlarına sayılması grubun işine gelmiyor. Çünkü, bu krediler uzun vadeli ve uygun faizlerle verilmiş ve Çukurova, krediler için yapması gereken ödemeleri de zamanında yaptı.
Sonuç olarak, tarafların menfaatleri şu yönde:
a) TMSF satışın mümkün olduğunca yüksek fiyattan yapılmasını istiyor ki, % 13 pay alacaklarının oldukça yüksek bir bölümünü karşılayabilsin.
b) Çukurova Grubu da doğal olarak, hisselerini olabilecek en yüksek fiyattan elinden çıkarmak istiyor.
c) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da satışın yüksek bir fiyattan yapılmasını ister. Sonuçta, satış iznini onlar verecekler. Yapı Kredi'nin yeterince yüksek fiyatla satılması halinde hem Türk bankacılık sisteminin hem de diğer bankaların değeri yükselecek.
d) Rekabet Kurumu da durumu değerlendirirken, Yapı Kredi'nin olması gereken bir fiyattan satıldığını görmek durumunda. Aksi takdirde, tek alıcılı bir piyasada yeterince "fiyat oluşum olanağı" bulunmadığı nedeniyle satış iptal edilebilir.
e) Hisse senedi yatırımcıları da, ellerindeki değerin üstünde bir fiyat gördüklerinde, çağrı sırasında hisselerini gönül rahatlığıyla devredecekler veya daha da değerleneceğini görerek, hisseleri ellerinde tutmayı yeğleyeceklerdir.
f) Doğal olarak, KoçUni Credito ortaklığı fiyatı mümkün olduğunca aşağıda tutma eğiliminde olacaktır.
Sonuçta, süregelen değerleme (due - diligence) çok önemli.
Öte yandan, yurtdışında bankalar birleştirilirken veya devralınırken para hareketi olmadığını, sadece hisselerin değer ayarlamalarının yapıldığını, Yapı Kredi'de ise, satın alma değeri kadar ve sonrasında da sermaye artışı için fon koyma ihtiyacı bulunduğunu unutmamalıyız.
Ne olursa, olsun Yapı Kredi'nin olması gereken bir değerle satılması gerekiyor. Bu durumda, değerleme fiyatı belli olduğunda, yeni alıcılar ortaya çıkması beklenebilir. Çıkmalıdır da.
ytoruner@milliyet.com.tr
|
|