|
 |
|
|
AB ve NATO ile pazarlık var...
Belki kamuoyuna yeterince yansımıyor, ancak şimdilik sessiz sedasız bir Kıbrıs kavgası yaşanıyor. Bundan önce Avrupalılar ve Amerika Türkiye'nin boğazına basıp masaya oturtmaya çalışırlardı. Şimdi tam tersine, Ankara ayaklanmış durumda. Birkaç yönlü bir manevra ile Kıbrıs dosyasının yeniden açılması ve 3 Ekim öncesinde masaya oturulmasını sağlamaya çalışıyor.
Temel mantık şöyle:
"Kıbrıs hem AB, hem de NATO içinde sorunla yaratıyor. Gelin tekrar çözüm arayalım. Bütün bu sorunların üstesinden gelmenin tek yolu çözümdür. BM Genel Sekreteri yine araya girsin. Tüm AB ülkeleri ve ABD, hem Annan'ı, hem de Papadopulos'u ikna etmeli, baskı yapmalılar."
Kıbrıs'ta çözümü gerektiren sorunlarda iki örgütte yaşanıyor. Biri Avrupa Birliği, diğeri de NATO'da. Türkiye tutumuyla, bu kuruluşlara üye ülkeleri zorlamaya çalışıyor.
1. KKTC, 300 MİLYON DOLARI REDDEDİYOR, TİCARET İSTİYOR
Kıbrıs sorunu çözümlendiği taktirde en çok Avrupa Birliği rahatlayacak. Zira Kıbrıs, birçok açıdan sorun yaratıyor.
En önemlisi, AB Konseyinin önünde bulunan, ancak Rumlar tarafından engellenen, KKTC'nin ekonomik izalasyonunu azaltmaya yönelik paket.
Bu paketin iki unsuru var.
Birinci bölümü, KKTC'ye verilmesi kararlaştırılmış olan 259 milyon ekü (yaklaşık 320 milyon dolar) değerindeki bir kalkınma yardımından oluşuyor. AB'nin "Yeniden Yapılandırma Ajansı" tarafından direkt KKTC'de harcanacak olan bu miktar hazır. Ancak KKTC, paketin ikinci bölümünün bu fona birleştirilmesinde ısrarlı. Yoksa, parayı almayacağını söylüyor.
İkinci bölüm ise, KKTC ile ticaretin direkt olarak, (Rum tarafından geçmeden) ikili yollardan yapılması, hava ve deniz limanlarının trafiğe açılmasını kapsıyor. Bu bölüm KKTC için paradan daha önemli.
Rumlar ise, paranın verilmesi, ancak ticaretin serbest bırakılmaması için bastırıyor ve paketi engelliyorlar. Bu konuda tam bir tıkanma var.
Diğer sorun, Türkiye'nin gümrük Birliğini Kıbrıs'ın Güneyine de genişletmesinden kaynaklanıyor. Ankara bu konuda imza verdi ve kabul etti. Ancak, Gümrük Birliğinin güneye genişletilmesiyle iş bitmiyor. Türkiye'nin Rum Limanlarına uyguladığı ambargoyu da kaldırması gerekiyor. Ankara bunu tamamen karşılıksız yapmak istemiyor. KKTC limanlarının da AB'ye açılmasını arzuluyor. Bundan dolayı KKTC'ye direkt ticareti zorluyor. Rumlar ise, bu iki paketin AB Konseyinden geçmesine çalışıyorlar.
2. NATO'DAKİ SORUNDA GİDEREK BÜYÜYOR
Geçen haftalarda Brükseldeyken yazdığım olay giderek büyüyor.
Türkiye, NATO-AB diyaloğuna açıkça ambargo koymuş durumda. 2002 yılında imzalanan anlaşmanın aynen uygulanmasını istiyor.
Bu anlaşma, AB ile NATO diyaloğu veya işbirliği mekanizmasına Kıbrıs'ı dahil etmemişti. Nedeni de, Kıbrıs'ın o dönemde AB üyesi olmamasıydı. Oysa şimdi üye oldu ve AB tüm çalışmalara Kıbrıs'ın da katılması gerektiğini söylüyor.
Türkiye ise, AB-NATO çalışmalarına Kıbrıs'ın katılmasına kesinlikle karşı çıkıyor.
Bu durum hemen her alanda sorun yaratıyor. AB ile NATO hiçbir konuda diyaloğa giremiyorlar.
Son NATO doruğunda bu konu gündeme gledi. Başbakan Erdoğan yalanlasa dahi, İngiliz kaynaklar Blair'in Erdoğan'a "Bu konuyu mutlaka çözmek gerektiğini söylediğini" açıkladılar.
Eğer çözüm bulunmazsa, bu kuruluşta da gerilim artacak. Türkiye üzerinde baskılar yoğunlaşacak.
İşte Ankara, böyle bir ortamda tüm muhataplarına "Bu sorunların çözülmesini istiyorsanız, BM ve Rumlara baskı yapın, Annan hareketlensin, Papadopulos'ta masaya otursun" diyor. Bir nevi tersten baskı uyguluyor.
Türkiye'nin bu yaklaşımının temel nedeni de, AB ile müzakerelerde rahat etmek. Sürekli Rum ve Yunan şantajı ile karşı karşıya kalmamak.
Başarabilecek miyiz?
Ben kuşkuluyum. Nedeni de, kimsenin bir acelesi olmaması. Sanki bugünkü durum herkesin işine geliyormuş gibi bir hava var.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|


 | Taha AKYOL | | İki Türkiye AVRUPA Birliği'nin patent kurumu başkanı Türk... | |  | Çetin ALTAN | | Rakı MEĞER bir süredir rakının da sahtesi yapılıyo... | |  | Melih AŞIK | | Amerikancı bakış ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İnsan Hakları Rap... | |  | Fikret BİLA | | İnsan hakları Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, 2004 yı... | |  | Hasan CEMAL | | AKP, yolsuzluk, etik... Siyasette etik, ahlak... Malum, bu konuda biz... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Tarihin ırzı (2) Dün iddiaları yayımlamıştım. Şimdi de "tarihi... | |  | Can DÜNDAR | | Siyasetin yeni koalisyonları Türkiye ilginç bir dönemden geçiyor. Eski siy... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Ya giderlerse? 2001 yılında mali krizin nedenleri belli. Car... | |  | Doğan HEPER | | Papa kafaları karıştırdı SON günlerde Papa II. Jean Paul gündemde. Has... | |  | Sami KOHEN | | Adım adım değişim... RASTLANTI mı, yoksa birbiriyle bağlantılı mı,... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Avrupalı oluyoruz, bunlara alışmamız gerek Basının eleştiri hakkının sınırları konusu, k... | |  | Hasan PULUR | | Avrupa yolunda koşar adım! İSTER Anayasa'yı değiştirin, ister ceza kanun... | |  | Derya SAZAK | | Parti, vizyon, lider Meclis'teki 'ikili' yapının daralttığı siyasi... | |  | Meral TAMER | | Ani iklim değişiklikleri kimin işi? Önce dünyamızı en çok kirleten ülkelerin hang... | |  | Yaman TÖRÜNER | | Yapı Kredi kaça gider? Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), elinde... | |  | Güngör URAS | | 1.2 milyar dolar girdi 870 milyon dolar çıktı Milliyet Ekonomi'de dün yer alan bir habere g... | |  | Serpil YILMAZ | | Maden satıldı Afrika kömürü yasaklandı Etiyopya'dan, Güney Afrika'ya geçen Başbakan ... | |  |  | M. Ali BİRAND | | AB ve NATO ile pazarlık var... Belki kamuoyuna yeterince yansımıyor, ancak ş... | |
|
|