
|
|
|
 |
|
|
Naziler arasında 5 Türk öğrenci
Atatürk tarafından madencilik öğrenmek için 1930'larda Almanya'ya gönderilen beş Türk gencinin yaşadıkları Önay Yılmaz'ın yazdığı "Nazilerle Beş Yıl" adlı kitapta anlatılıyor
ÖZKAN GÜVEN
1930'ların başı... Zengin doğal kaynaklara sahip Türkiye'de madenciliğin gelişmesi için Maden Tetkik Arama Enstitüsü kuruldu. Hemen ardından ülke genelinde büyük bir sınav açıldı. Başarılı olanlar yurtdışında eğitim görecek, maden mühendisi olarak göreve başlayacaktı. Galip
Özen, Namık Esmer, Gürbüz Fındıkgil, Muammer Kaymakçalan ve Enver Edigen sınavda başarılı olanlardandı. Almanya'nın köklü üniversitelerinden Bergakademie'de eğitime başladılar.
Öğrenciler eğitim için Freiberg'e gittiğinde Hitler iki yıldır iktidardaydı. Türk öğrencilere başlangıçta kucak açan, onları evlerinde ağırlamak için birbiriyle yarışan Almanlar giderek faşizmin etkisi altına girdi. Beş Türk genci adeta "bıçak sırtında" eğitimlerini sürdürdüler. Sünnetli oldukları için Yahudi sanılıp toplama kampına gönderilmeyle karşı karşıya kaldılar, Yahudilere ilk büyük saldırının yapıldığı "Kristal Gece"yi yaşadılar, Hitler selamı vermedikleri için azarlandılar. Ancak sonunda hepsi de sağ salim dönüp ülkelerinin ilk maden mühendisi oldu.
Bu gençlerden Galip Özen, Milliyet Gazetesi muhabiri Önay Yılmaz'ın kayınpederiydi. Galip Özen'in ailesine bıraktığı mektuplardan yola çıkan Yılmaz, gençlerin yaşadıklarını "Nazilerle Beş Yıl" adlı belgesel romanda anlattı.
Bu romanı yazmaya nasıl karar verdiniz?
Eşim romanın kahramanlarından Galip Özen'in kızı. Kendisiyle tanışma imkanım olmadı. Fakat ona ait mektuplar, fotoğraflar özenle saklanmıştı. Bunların değerlendirilmesi gerektiğini düşündüm. O zamanlar henüz hayatta olan Gürbüz Fındıklıgil ve Namık Esmer ile yüz yüze görüşme imkanım oldu. Ortaya yüzlerce döküman hatta dönemin ayrıntılarıyla anlatıldığı yedi teyp kasetlik bir hatırat çıktı.
Uyum sorunu yaşamışlar mı?
Çok kısa süre içinde yeni yaşamlarına alıştıklarını görüyoruz. Türkiye'de henüz bilinmeyen kayak sporunu öğrenmişler; teniste şampiyonluklar elde etmişler. Kılık kıyafetlerine de baktığımızda dönemin en moda golf pantolonlarını, hatta Alp Dağları'nın yöresel Tirol giysilerini giydiklerini görüyoruz. Sadece yemeklere alışmakta biraz zorluk çekmişler. Türk yemeği özlemlerini fark eden Alman ev sahibeleri, Türk annelerinden yemek tarifleri istemiş.
Çok baskı görmüşler mi?
Muammer Kaymakçalan'nın oğlu Ömer Kaymakçalan bana ilginç bir öykü anlatmıştı. Babasına yıllar sonra evinde pansiyoner kaldığı ve Hitler selamını vermediği için sürekli kendisiyle kavga eden Alman ev sahibesinden bir kart gelmiş. Kartta "O selamı vermemekte haklı olduğunuzu ben ancak şimdi, savaş bittikten sonra anlıyorum ve sizden özür diliyorum" yazıyormuş.
Türk genci ile Nazi kızın büyük aşkı
"Kitapta bir de büyük bir aşk hikayesi var. Türk öğrencilerden Gürbüz Fındıklıgil, Nazi bir kıza aşık oluyor. Gürbüz ve Ursula arasındaki aşk bütün baskılara karşın devam ediyor. Ancak kitapta bu aşk hikayesinin sonunda ne olduğu yok. Kitap öğrencilerin 1941'de trene binerek Almanya'dan ayrılmaları sahnesiyle son bulduğu için devamı kitapta yer almadı. Gürbüz beyden öykünün devamını dinledim. Gürbüz bey döndükten sonra uzun süre Ursula'dan haber alamamış. Umudu kesip 1943'te bir Türkle evlenmiş. Yıllar sonra Ursula'nın hayatta olduğu ve değişen adresler nedeniyle mektupların hiç ulaşmadığı ortaya çıkmış. Bunu öğrenince, bir oğlu dünyaya gelmiş olmasına rağmen karısından boşanmış ve Almanya'ya giderek Ursula ile evlenmiş. Türkiye'ye dönmüşler ve Ursula'nın bir rahatsızlık nedeniyle 1965'te İstanbul'daki vefatına kadar birlikte yaşamışlar."
|
|
|

|
|