Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Mart 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alışveriş yapar gibi seçin sevgilinizi!

Diyelim ki bir mağazada ayakkabı bakıyorsunuz. Nasıl karar verirsiniz? İşte bir sevgili adayını da aynı gözle değerlendirirseniz size yakışanını kolayca buluverirsiniz!


Bana hep sorulan bir şey var: "Onun doğru sevgili adayı olduğunu nasıl anlarım?"
Aslında bunun cevabı o kadar basit ki!
Bir kadının en iyi bildiği şey nedir? Elbette alışveriş yapmak. Pazarlık etmeyi bilmeyenimiz de neredeyse hiç yok.
Benim "pazarlık" konusunda yeni bir icadım var bu arada; diyelim ki çok da beğenmediğim bir şeyi, arada elimin altında bulunsa iyi olur diye almaya niyetlendim. İşte o zaman pazarlık fena kızışıyor. Tam olarak istemediğim için elim hep yüksek olduğundan acımasız bir pazarlık canavarına dönüşüp deli gibi eğleniyorum; kaybedecek bir şey yok ya ucunda. Satıcı inatçı çıkarsa mağazadan çıkmadan önce son söz olarak ona dönüp "Son bir 'ikna indirimi' yaparsanız belki bir daha düşünürüm, çok da istediğim bir şey değil ne de olsa..." diyorum ve adam bu açık sözlü halime alnından süzülen terler eşliğinde rahatlama gülücüğü ekleyip son bir indirim daha yapıveriyor.
Bunu niye yazdım, hani "hangisi doğru sevgili adayı" diye düşünenleriniz kendini alışverişte gibi hissetsin diye elbette.
Diyelim ki bir mağazada ayakkabı bakıyorsunuz... Nasıl karar verirsiniz? Size en yakışan ayakkabıyı bulduğunuzda içinizden "Hah, işte bu tam bana göre!" diye bir şey geçmez mi? Rahat mı, değil mi diye bakmaz, "Nasılsa bir iki defa giydikten sonra ayağıma daha iyi oturur" diye beğendiğiniz şeye yapışıverirsiniz. İşte kendinize uygun bir sevgili adayını da aynı gözle değerlendirirseniz size yakışanını kolayca buluverirsiniz. İnsan bunu hisseder. O almak istediğiniz her neyse size benziyormuş gibi bir histir bu. Sanki hep sizinmiş gibi...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Dedim ya, doğru sevgiliye karar vermek için alışveriş yeteneğinizi kullanın diye, e, buldunuz ama pazarlık etmeden ne aldınız şimdiye kadar? İşte o bulduğunuz sevgili adayıyla ciddi bir pazarlığa girişmek de işin işve ve naz bölümü oluyor. Hani satıcıyla böyle eğlene eğlene konuşuruz ya, "Ay, bir indirim yapmazsan vallahi alaaamaaam" diye, işte bu aday adaylarına da öyle davranmak en alası. "Benim ilgimi çektin ama bilmem ki, bir türlü alsam mı almasam mı diye karar veremiyoruuum..." Karşınızdaki kişide anında "satıcı psikolojisi" uyandıracağınız için, rolleri belirlemiş olursunuz ve elindeki malları sergilerken size binbir dil döken kişiye istediğiniz kadar "başlangıç nazı" yapabilirsiniz. Son bir "ikna indirimi" yaptırabilir, yani size duyduğu isteği belgeleme cümlelerini de söyletebilirseniz, "Hah, işte tam aradığım ayakkabı, elbise, çiçekli bluz" der gibi tam teşekküllü bir gardırop düzmüş olursunuz.
Size uymayan taraflarını bir iki giymeden sonra düzeltirsiniz değil mi? Ne aldık da üstümüze tam uydu ki?
Tabii "indirim günlerinde sakın sevgili bulmaya kalkışmayın" demeyi unuttum. İyisini bulmak daha zor oluyor biliyorsunuz. Niyetiniz bulduğunuza razı olmaksa orasını bilemem...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bazı insanlar iş yapmayı çok iyi bilirler ama ilişkilerine uyarlamak akıllarına gelmez. Onlara da buradan bir çimdik atmış olayım. Hayatta her şey kendine özel değil ya, hepsi birbirine benziyor, arz ve talep tahterevallisi...
İyi oyunlar herkese...

Erkek köşesi!
Bir kadına ilgi duyduğunuzu belli ettiğiniz anda sizinle tıpkı bir alışverişte yaptığı gibi pazarlığa girişecektir. Sakın ola ki ona uydurukçu satıcılar gibi elinizde olanın fazlasını vaat etmeye kalkışmayın, yoksa verdiğiniz ilgiyi eksik bulup sonrasında burnunuzdan getirecektir.

Öptüm sizi
Yasemin Kozanoğlu'nu elimizden kaçırdık sonunda. Kızcağız Amerika'ya yerleşiyormuş. Son hobisi DJ'likti ya bunun, Türkiye'de barlarda o kadar çok sigara dumanı oluyormuş ki, rahatsız olmuş. Tabii bir de Türk erkeklerinin hali de çok sıkmış onu, zira Türk erkekleri barlara "kız düşürmek" için gidiyorlarmış... Peki, kızlar bara ne için gidiyor? "Düşürmek" yanlış kelime elbette, "birbirlerini bulmak için" demek daha doğru. Yasemin'ciğimiz uzaylı ya, elbette bütün uzaylılar gibi o da Amerika'ya gidiyor. Öpelim, uğurlayalım da iyi karşılasınlar, üstünde deney meney yapmasınlar...
İmza günüme beklerim: 5 Mart'ta Beyoğlu D&R'da saat 15.00'te, 6 Mart'ta Erenköy D&R'da yine saat 15.00'te ve 8 Mart'ta İş Kuleleri D&R'da, saat 12.00'de okurlarımı öpeceğim...

1 soru 1 cevap
Kadın: Son bir ikna indirimi istesem...
Erkek: Tek taş pırlanta olsun, peki.


ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"İlhan hanım ben bu adamı ne yapayım?"
Aslına bakarsanız sizi yeni keşfettim. İçimi huzur kapladı. Sanki çözülmeyen bütün karışık ilişkilerin sonu geldi sayenizde. Aslında size sarılıp hüngür hüngür ağlamayı çok isterdim çünkü ilişkiler konusunda çok talihsizim. Çok güzel bir kız olmama rağmen üstelik. Neyse, size bir şey danışmak istiyorum... Bir komiserle tanıştırdı arkadaşlar, 30 yaşında işini eline almış, hali vakti yerinde derler ya, o cinsten. Beni çok beğenmiş. Başta istememiştim, mesafeden mi bilmem (ayrı şehirlerde oturuyoruz) kafam da karışmıştı. Aramızda da yedi yaş var ve ben daha öğrenciyim... Sonuç olarak çok ilgisiz, az arıyor, sonra duygularını hiç belli etmiyor. Görmediğim şeyi ne yapayım diyorum ben de. Tabii bir de mesafe... Ya İlhan hanım, bu adamı ne yapayım? Bir de komiserler çapkın olur diyorlar, sinir oluyorum! Ha bir de şey, bu adamın ciddi bir ilişkisi olmuş benden önce ve kız aldatmış... Sizi çok seviyorum.
Gökçen E.

* * *

Daha öğrencisin, ilişkiler konusunda ne gördün ki bu kadar talihsiz olduğuna karar verdin? Dur hele, her konuda hızlı karar vermek gibi bir halin var belli ki, yoksa bu yaşta evlilik kararı almaya çalışılır mı? Komiserler çapkın olur mu bilemem ama sorun onda değil sende, aceleci davranıyorsun. Başkalarının onun hakkında ne anlattığına da hiç bakma, onu yakından tanıyabileceksen ne ala ama dediğin gibi fazla mesafe var ve bana göre uzaktan uzaktan aşk olmaz, evliliğe ise hiç karar verilemez.

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
"Hayalimdeki takımın teknik direktörüyüm"
Jennifer Lopez yeniden doğdu
Naziler arasında 5 Türk öğrenci
İçki meraklılarına özel üç davet
Vitrinler yaza girdi
Ankaralılar artık 24 saat boyunca kitap alabiliyor
Sıcak hava dalgası geliyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Girdaplar 5: Güç





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet