Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Mart 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Halime'yi samanlıkta bastılar..."


NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
- Sahte rakı ile sahte tarih arasında ne fark vardır?
Hoca:
- Sahte rakı, demiş, içeni öldürüyor.
- Ya sahte tarih?
- Sahte tarih ise şimdiye dek kim bilir kaç tatavacıyı yaşattı ve hâlâ yaşatıyor...
***
Genç ve güzel bir kız, erkek arkadaşıyla uzunca sürecek bir yat gezisine çıkacakmış. Ne var ki, uzun deniz yolculukları bir hayli dokunuyormuş genç kıza. O nedenle de önlem almak için bir eczaneye uğramış:
- Bana, demiş, bol miktarda bulantı hapıyla, doğum kontrol hapı verir misiniz?
Eczacı:
- Hemen, demiş; işte buyurun bulantı haplarıyla, doğum kontrol haplarını... Şey, yalnız özel olarak sorabilir miyim; madem bu kadar zorlanıyorsunuz da, neden yine sık yapmaya kalkıyorsunuz o işi?..
***
İsmet Paşa'nın, Washington'la dostluğu, kaplanla aynı yatağa girmeye benzeten ünlü sözünü anımsatıyor bu fıkra; hele İncirlik Üssü'nün daha da genişletilerek denetimsiz kullanma istekleri, masaya yatırıldığı bir sırada...
Birileri:
- Madem o kadar zorlanıyorsunuz, neden yine de hayır diyemiyorsunuz, diye sorsa...
Yanıt herhalde şöyle olurdu:
- Sıkı mı...
***
Vaktiyle görkemli kavuğuyla ünlü bir tarikat şeyhinin çok sevdiği bir müridi varmış. Yalnız sevgili mürit, aşırı küfürbazmış... Kime kızsa, ya hemen anasını gebe bırakmaya kalkan öfkeli şeyler söyler, ya "iki azı dişinin arasına salıncak kurarak boğazının ta ortasına hunisiz sıçayım eşek oğlu eşek, pezevengin piçi..." türünden uzun küfürler yağdırırmış...
Şeyh efendi, sevgili müridinin bu kötü alışkanlığını düzeltmek için:
- Ağzına, demiş, kuru bir bakla tanesi al. Kızıp küfredeceğin sırada, baklayı dolaştır ağzının içinde...
***
Günlerden bir gün, şeyh efendi müridiyle birlikte, bir mahalle arasından geçerken; evlerden birinin kafesi kalkmış. Bir kadın:
- Hoca efendi, hoca efendi, diye bağırmış. Kuzum biraz durur musunuz...
Şeyh efendi durmuş. Aradan geçmiş 5 dakika, 10 dakika... Kalkık kafesin arkasından arada sırada kadının sesi duyuluyormuş:
- Biraz daha durun, biraz daha durun...
Hocayla müridi de duruyorlarmış.
***
Nihayet kadın, yeniden görünmüş pencereden:
- Gidebilirsiniz şimdi, demiş.
Şeyh efendi sormuş:
- Ne oldu hanım, niye durdurdun bizi?
Kadın:
- Tavuğumu, demiş, kuluçkaya yatırıyordum da ondan...
- Ne demek tavuğumu kuluçkaya yatırıyordum da, ondan?
- Şey, hoca efendi, kavuğunuza bakarak yatırırsam, civcivlerin de tepeli çıkacağını söylediler; çok istiyorum tavuklarımın tepeli olmasını da...
Şeyh efendi, hemen dönmüş müridine:
- Çıkar, demiş, şu baklayı ağzından...
"Üçüncü Dünya" ülkelerinde yaşayanların da, en büyük sorunlarından biridir bu:
- Baklayı ağzından çıkarmak, yahut çıkarmamak...
***
Ameliyathanede, tam ameliyat sırasında operatör doktor bağırmaya başlamış asistanına:
- Narkoz bitti. Koş hemen birkaç politikacı bul getir, hangi partiden olursa olsun...
Asistan:
- Ne işe yarayacak politikacılar, demiş.
- Narkoz bitti, ne yapayım; cümle âlemi uyuttuklarına göre, hastayı da en iyi onlar uyuturlar herhalde...
***
Biri 6, öteki 8 yaşlarında 2 kız çocuğu, kendi aralarında konuşuyorlarmış. 8 yaşında olanı demiş ki:
- Ben nasıl çocuk yapıldığını biliyorum...
6 yaşındaki:
- Hıh, demiş, ben nasıl yapılmadığını biliyorum...
Keşke Ankara, dış ilişkiler danışmanı olarak kullansa 6 yaşındakini; ikili görüşmelerde gebe kalınmamasına yardımcı olması için...
***
Değişen dönemleri gösteren dizelerle bitirelim yazıyı. Vaktiyle Namık Kemal şöyle demişti:
Ne utanmaz köpekleriz
Kimi görsek etekleriz
Şimdi ise durum çok değişti:
Sanmayın ki görgüsüz alıklarız,
Kimi görsek kazıklarız...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
"Halime'yi samanlıkta bastılar..."
NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
Yavaşça ölür onlar
Yavaş yavaş ölürler
Fikret BİLA
Kıbrıs takvimi
AB, Türkiye'nin bir an önce Gümrük Birliği'ni...
Hasan CEMAL
Orhan Pamuk
Orhan Pamuk konuştu, ortalık karıştı. Hakkınd...
Güneri CIVAOĞLU
Bodrum'da kış güneşi
Bodrum'da kış güneşi, sevdiğim bir söylem. "Ç...
Can DÜNDAR
Rakı öldürür mü?
Fotoğrafı gördünüz mü?
Abbas GÜÇLÜ
Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli yasalar...
Mehmet Y. YILMAZ
Cep telefonuna göre kişilik analizleri..
Geçen gün gazetede yayımlanan bir ilanda görd...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
TİMURLENK, sarayında uyurken bir gürültüyle u...
Derya SAZAK
Üniter koyun
Çevre ve Orman Bakanlığı, 'üniter yapıyı boza...
Meral TAMER
Osman Hamdi ve Abdülmecid'in İstanbul gezisi!
Daha geçen hafta gitmiştim İstanbul Modern'e,...
Ece TEMELKURAN
7 çok geç!
Okula gidiyoruz. Galiba ekoseli eteğim var üz...
Tamer HEPER
Doğru söze ne denir
Konu daha çok yaz aylarının konusu ama ihtila...
Osman ULAGAY
Başbakan Afrika'da, bütün suç medyada
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) zaferiyl...
Güngör URAS
"Aşılı fide" ameliyathanesi
Genç kızlar ellerine ameliyat eldiveni geçirm...
Serpil YILMAZ
Sil Baştan şimdi başlıyor
Kanal D ekranlarında 19 bölüm yer alan "Sil B...

© 2005 Milliyet