Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Mart 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Osman Hamdi ve Abdülmecid'in İstanbul gezisi!


Daha geçen hafta gitmiştim İstanbul Modern'e, ama gelecek hafta bir fırsatını bulup yeniden uğramam gerekecek. Zira Ankara Resim Heykel Müzesi'nden çok önemli 2 yapıt gelmiş. Biri çok büyük boyutlu bir Osman Hamdi, diğeri son halife Abdülmecid'in yine çok büyük bir eseri. İkisi de diğer başyapıtların bulunduğu üst katta bir süre sergilenecek.
İstanbul Modern'in Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı "Yaptığımız başvurunun bürokrasiye takılmadan 10 gün içinde sonuçlanmasına hiç alışık değiliz," diyor. Onayı hızla veren Kültür Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen, İstanbullu sanatseverlerin, bu 2 büyük eserle buluşmalarına imkân sağlamış oldu.

Kızına düğün hediyesi
Müzenin alt katındaki "Yeni Alımlar Sergisi" de sürekli hareket halinde. Özellikle de 20 Fahrelnisa Zeid tablosunun gelişinden sonra. Hele Amerika'dan gelecek bir Fahrelnisa Zeid daha var ki, kimse bugüne kadar görmemiş. Zeid'in, kızı Şirin Devrim'e evlendiğinde verdiği düğün hediyesi.
Şirin Hanım, annesinin tablolarının TMSF müzayedesinden toplu halde satın alındığını öğrenince, New York'taki evinin duvarındaki düğün hediyesi tablonun da koleksiyona dahil olmasını uygun görmüş ve İstanbul Modern'e bağışlamış. Zeid'ler, önümüzdeki dönemde Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle Ürdün, Paris ve 2008'de de New York'a gidecek.

Sürekli hareket var
İstanbul Modern'in Yeni Alımlar Sergisi, müzelerin statik mekânlar olmadığının, devamlı satın almalarla beslenmesi gerektiğinin en canlı örneği. Tabii yeni açıldığı için de bu kadar dinamik. Umarız bu dinamizmini hiç kaybetmez.
Bir gidişimde etkileyici 2 Selma Gürbüz tablosu gördüm. Ünal Göğüş'ün bağışladığı yazıyordu. Bir başka gidişimde Selma Gürbüz'ün tablolarının yanına enfes bir heykeli de gelmişti (yine Ünal Göğüş). Yeni bağışlar da alt katta sergileniyor: Feyyaz Berker, Cem - Ümit Boyner, Ethem Sancak... Satın alınacak tabloları genelde müze yönetimi belirliyor, bağış yapmak isteyen de bütçesine göre bu tablolardan birini seçiyor.

Gün ışığına çıktılar
Üst katta kalıcı, ama kendi içinde dönüşümlü sergide İstanbul Resim Heykel Müzesi, İş Bankası, Nejat Eczacıbaşı Vakfı ve Oya - Bülent Eczacıbaşı koleksiyonlarından, Türk modern resim sanatının seçkin yapıtları yer alıyor. Geçen hafta içinde müzeyi birlikte dolaştığımız Oya Eczacıbaşı, şu önemli saptamayı yapıyor:
"Bu bölgenin ülkelerinde, modern sanat alanında bizimki kadar birikime sahip bir başka ülke yok, ama bugüne kadar gün ışığına çıkmamış. Çünkü bu birikimi gün ışığına çıkaracak bir mekânımız yoktu. Türkiye'ye gelen yabancı küratörler üst kattaki sergiyi gezince, 'Sizde bayağı ciddi bir birikim varmış' diyorlar. Tabii Batı ile yakın ilişkilerimizden dolayı bir etkilenme de olmuş. Biz de etkilemişiz, onlar da etkilemişler ve sonunda kuvvetli bir modern sanat birikimi oluşmuş. Yani biz burada, olmayan bir şeyi sergilemeye kalkmadık. Modern ve çağdaş sanat birikimimiz, daha çok depolarda kilitli tutulan yapıtlardan oluşuyor."

Müzeler toplumundur
Oya Hanım'ın 2 ana hedefi var: Birincisi modern görsel sanatlardaki birikimi, geniş kitlelerle buluşturmak. Toplumun, müzelerin kendilerine ait bir mekân olduğunu anlaması gerektiğini düşünen Eczacıbaşı diyor ki: "Her yaştan, her kesimden insanları kucaklayan bir anlayışla, müzenin kendi evleri gibi olduğu duygusunu oluşturmaya çalışıyoruz. Amacımız, ailenin her ferdinin bir etkinlik seçerek vakit geçirebilecekleri, insanlara bir şey katacak bir mekân yaratmak." İkincisi ise bu birikimin uluslararası sanat çevreleriyle sürekli iletişim halinde olmasını sağlamak.
Bu 2 hedef doğrultusunda da daha şimdiden bayağı bir mesafe kaydedildiğini söyleyebiliriz.

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Halime'yi samanlıkta bastılar..."
NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
Yavaşça ölür onlar
Yavaş yavaş ölürler
Fikret BİLA
Kıbrıs takvimi
AB, Türkiye'nin bir an önce Gümrük Birliği'ni...
Hasan CEMAL
Orhan Pamuk
Orhan Pamuk konuştu, ortalık karıştı. Hakkınd...
Güneri CIVAOĞLU
Bodrum'da kış güneşi
Bodrum'da kış güneşi, sevdiğim bir söylem. "Ç...
Can DÜNDAR
Rakı öldürür mü?
Fotoğrafı gördünüz mü?
Abbas GÜÇLÜ
Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli yasalar...
Mehmet Y. YILMAZ
Cep telefonuna göre kişilik analizleri..
Geçen gün gazetede yayımlanan bir ilanda görd...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
TİMURLENK, sarayında uyurken bir gürültüyle u...
Derya SAZAK
Üniter koyun
Çevre ve Orman Bakanlığı, 'üniter yapıyı boza...
Meral TAMER
Osman Hamdi ve Abdülmecid'in İstanbul gezisi!
Daha geçen hafta gitmiştim İstanbul Modern'e,...
Ece TEMELKURAN
7 çok geç!
Okula gidiyoruz. Galiba ekoseli eteğim var üz...
Tamer HEPER
Doğru söze ne denir
Konu daha çok yaz aylarının konusu ama ihtila...
Osman ULAGAY
Başbakan Afrika'da, bütün suç medyada
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) zaferiyl...
Güngör URAS
"Aşılı fide" ameliyathanesi
Genç kızlar ellerine ameliyat eldiveni geçirm...
Serpil YILMAZ
Sil Baştan şimdi başlıyor
Kanal D ekranlarında 19 bölüm yer alan "Sil B...

© 2005 Milliyet