Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Edirne'nin meşhur köftecisi ile ciğercisi 5 yıldızlı otelde

Ünlü Park Köftecisi Osman Almadık ve ünlü ciğerci Kazım Gilan, yemeklerini İstanbullulara tattırmak için 12-20 Mart arasında Four Seasons Hotel'e geliyorlar

ASLI ÇAKIR

Four Seasons Hotel Istanbul bir süredir dünyanın çeşitli yerlerinden ünlü şefleri İstanbul'da konuk ediyor, ellerinden çıkan yemekleri özel günler düzenleyerek lezzetseverlere sunuyor. Örneğin İtalya'nın ünlü şefi Sergio Mei, dünya pizza şampiyonu Elena Spera bu özel yemek günlerine davet edilen isimlerdendi.
Otel 12-20 Mart tarihlerinde yine bir etkinliğe ev sahipliği yapacak ama bu, öncekilerden çok farklı olacak. Bu defa Edirne'nin meşhur Park Köftecisi'nin sahibi Osman Almadık ve yine ünlü ciğercisi -ki işkembe çorbası da yapacak burada- Kazım Gilan'ı ağırlayacak.
Onlarla buluştuğumuzda hemen bizim için de bir şeyler hazırladılar. Köfteleri hem sıcaktan hem de içine bandığımız acı biber salçası yüzünden yana yana yedik. Kıtır kıtır soğanları ile çok lezzetli, yumuşacık köftelerdi. Kazım ustanın ciğerleri ise "Ben ciğer yemem" diyenleri bile tabağın başına çöktürdü. Çünkü bunun gibi gibi ciğeri daha önce mutfaktaki aşçılar da dahil olmak üzere kimse tatmamıştı. Hırsızı -ya da hırsızları- yakalayamadık ama fotoğraf çekimi süresince sürekli tabaklardaki köftelerin, ciğerlerin eksilmesinden anladığımız kadarıyla birileri çaktırmadan sürekli birkaç yaprak ciğer, bir köfte çalıyordu.
Günde yaklaşık 200 kişiye hizmet veren bu ustaların elleri sadece lezzetli değil aynı zamanda da çok hızlı. Örneğin Almadık'ın dükkanına giden herkes sadece bir porsiyon köfte yese bile altı taneden günde 1200 köfte ediyor. Ve Osman usta bunları sabah iki saatte hazırladığını belirtiyor. Gerçekten de fotoğraf çekmek için bize köfte yaparken gözümüzün önünde iki dakika içinde 20 tane yuvarladı.

Mönüyü bunca yıldır genişletmemişsiniz. Siz pirzola, bonfileye geçebilirdiniz. Siz ciğer dışında başka şeyler de verebilirdiniz. Ama belki de ününüzü tek üründe kalmanıza da borçlusunuz. Nasıl oldu da başka yemeklere geçmediniz? Mutlaka teklifler gelmiştir.
Osman Almadık: Bonfile, pirzola koy diyenler çok oldu.
Ama bonfile, pirzolanın olduğu bir yerde köfteyi temiz tutamazsınız. Pirzoladan çıkan bir sürü sıyrıklar vardır. Onları ziyan edecek halimiz yok bir işletmeci olarak. Sonuçta bu etlerin kiloları 25-30 milyon lira. O etlerden kalanları köftenin içine katacaksınız, o zaman da ana mesleğiniz olan köfteciliği öldürmüş olacaksınız.
Kazım Gilan: Ben de kesinlikle başka yemekleri düşünmedim. Biz ciğerin yanında sadece kurutulmuş, sonra da yağda kızartılmış kıtır kıtır sivribiberler veririz. Bazı diğer arkadaşlar yanında domates, kuru soğan, yeşil biber veriyor. Böyle yapınca bile benim için Edirne'de ciğer geleneği bozulmuş oluyor.

"Köftenin içindeki soğanlar bir pirinç tanesinin dörtte biri kadar olmalı"
Sizin köfteniz, sizin ciğeriniz niye ünlü? Özellikleri ne?
Osman A.: Köftenin her şeyi ayrı bir ustalık. Etini almak, ızgaraya koymak... Izgaranın ateşi hızlıysa köfte haşlanır, kısık olursa büzüşür. Yağ oranlarını ayarlamanız lazım. Bazı hayvanlar 250-300 kilodur, yağ gerektirmez. 190-200 kiloluk hayvanın etine yağ katmak zorundasınız. Gömlek yağı kullanırız. Hayvanın sadece kaburga etinden köfte yapılır. Butundan köfte olmaz. Bizim köftelerimiz pamuk gibidir. Soğan dışında tüm malzemesini koyup iki kez çekiyoruz. Soğanı da makinede çekerseniz et kararıyor. Bizimki piştiği zaman pespembe olur. Soğanı kıymanın da incelikleri var. Biz bıçakla bir pirinç tanesinin dörtte biri kadar kıyarız. Makine kullanmayız. Elle yoğuruyoruz, yapıyoruz köfteyi. Ocağımız da hakiki kömür ocağıdır.

Kazım G.: Ciğerde de dana ciğeri isteyeceksiniz. Dana ciğeri kuzununki kadar sert ve damarlı olmaz. İkisinde de sinir var ama danada dörtte bir, kuzuda dörtte üçtür. Rengine bakacaksınız, hafif kahverengi olacak. Siyahlaştığı vakit et bayatlamış demektir. Bizim verdiğimiz ciğer yaprak şeklinde. Önce kurutulur. Bu 1-1,5 ay sürer. Kuruduktan sonra torbalarımız vardır, onlara koyarız ve asarız, yine bir süre bekletiriz.

Haftada kaç gün, hangi saatlerde çalışıyorsunuz?
Osman A.: Ben sadece senede iki gün kapalıyım. Dini bayramların ilk günü. Diğer günler açığız. Sabah 09.00'da dükkan açılır, 11.00'de servis başlar. Gece 12.00'ye kadar açık oluruz.

Kazım G.: Biz de haftanın yedi günü açığız. Akşam 07.00, 08.00 gibi kapanırız.

Ne hissetiniz bu daveti aldığınızda? Nasıl oldu?
Osman A.: Güngör Uras bizim dükkan hakkında yazmıştı. "Neden Four Seasons böyle Türk lezzetlerini de sunmuyor?' diye... Okuyunca çok hoşuma gitmişti. Üç-dört ay sonra da bu daveti aldık. "Tabii geliriz" dedik.

Kazım G.: Ben de çok memnun oldum.

Şimdi burası farklı, ünlü bir otel. Müşteriler farklı olacak, sunumlar farklı olacak, her şey şıklaşacak. Herkes yemeklerinizi deneyecek, fikrini söyleyecek. Heyecanlı mısınız?
Osman A.: Tüm bunlar tabii ki bir heyecan yaratıyor.

Kazım G.: Aslında bizim İstanbul'da müşterimiz çok.
O yüzden bizim için çok farklı olmayacak.

Buraya gelmeden önce hazırlık yaptınız mı? Ya da buradakilere bazı direktifleriniz oldu mu?
Osman A.: Lüks yerlerde yemeği yaparlar, 20 dakika sonra gelir. Açıkçası benim köftem 20 dakika beklerse garanti veremem. Bunu baştan söyledim. İşimin gereklerini söylerim.
Etimi, malzemelerimi hatta ızgaramı da yanımda getirdim.

"İşkembe geceden 12 saat boyunca kaynar, başında bir nöbetçi tutarız"
Edirne'de bir porsiyonluk tabağınızda neler var?
Osman A.: Bir porsiyonda altı köfte olur. Toplamı 190-200 gram ağırlığındadır. Garnitür olarak soğan, kendi yaptığımız özel acı salçamızdan, domates veririz. Yazın yeşil biber de ekleriz. Yanında piyaz, yoğurt sunuyoruz. Genellikle ayran ve kola içerler. Bir de özel, hep sıcak olan bir fırın ekmeğimiz vardır.

Kazım G.: Bizim de porsiyonda yaklaşık 200 gram ciğer olur. Özel bir yerden aldığımız, kuruttuğumuz sivribiberlerden yanına koyarız. Cacık, salata da veririz. İçecek olarak da ayran, kola içerler.

Kazım bey, siz burada işkembe çorbası da yapacaksınız. Çorbanızın özelliği ne?
Kazım G.: Ben bir süre o işi yaptım. Dana işkembesinden yaparız çorbayı. Tabii bunun püf noktaları da var. İşkembeyi geceden 12 saat kaynatırız. Bu arada işkembe hiçbir zaman suyun üzerine çıkmamalı. O yüzden başında bir nöbetçi olur, su aşağıya indikçe su ekler, uyumaz, buna bakar.

NOT: Four Seasons Hotel'de 12-20 Mart arasında tatlı olarak da geleneksel Kosova kurabiyesi ve Edirne Badem Ezmesi sunulacak.

"Köfteciliğe ilkokul 2'de başladım"
Osman Almadık
40 yaşında. İlkokul 2'den beri köfte işinde. Almadık "Tabii esnafın verdiği harçlıkla babanın verdiği harçlık farklı oluyordu. Ondan sonra ortaokulu zor bitirdik. 1971-72 yılından beri köftecilik yapıyorum. Çıraklıkla başladık. Ocağa geçtik sonra yavaş yavaş. 1988 yılında Park Köftecisi'ni açtım ve o zamandan beri kendime çalışıyorum. Dükkan şimdilik 80 kişilik" diyor.


"Ben ciğerleri yıkıyorum"
Kazım Gilan
51 yaşında. 1962 yılında bu işe başlamış. "Necati ustaya çıraklık yaparak mesleğe başladım. 1965'te de ocağa geçtim. Ciğercilik o zamandan beri devam ediyor. Arada beş-altı sene de işkembecilik yaptım. Şu anda
60 kişilik yerimizde yaprak ciğer satıyorum" diyen Kazım Gilan ciğer yıkanır mı yıkanmaz mı tartışması için de şu cevabı veriyor: "Ben yıkıyorum, bekletiyorum, pişirmeden hemen önce de bir sudan geçiriyorum."

"Çiğdem Simavi ve Betina Hakko İstanbul'a köfte sipariş eder"
Bildiğim kadarıyla sizin için Edirne'ye gelen ünlü müşterileriniz de var.
Osman A.: Bizim her kesimden müşterimiz var. Şimdi benim dükkanım birinci sınıf bir lokanta değil. Yaptığım iş birinci sınıf ama lüks bir restoran değiliz. Fiyatlar da uygun. O yüzden herkes gelebilir. Turistler, gençler, aileler... Ünlü müşterilerim de Çiğdem Simavi, Güngör Uras, Dilek Sabancı... Adnan Şenses de gelmişti. Daha bir sürü isim var.

Kazım G.: Bakanlar, milletvekillerine kadar ünlü müşterilerimiz var. Başbakanın, bakanların eşleri de Edirne'ye geldiklerinde bizde yerler.

İstanbul'dan özel olarak gelip sizin yemekleri yiyenler var mı?
Osman A.: Cumartesipazar günleri müşterilerimizin yüzde 50'si İstanbul'dan gelenlerdir.

Kazım G.: Ünlü bir köfteci varmış derler, Osman ustaya gönderirim.

Osman A.: Ben de ciğerci sorduklarında Kazım ustaya gönderirim. Birbirimize destek olmalıyız. İyi isimlere göndermeliyiz.

Günde kaç kişi geliyor ortalama?
Osman A.: 200 kişi diyebiliriz.

Kazım G.: Bizde de aşağı yukarı aynı.

Bir de siparişle alanlar varmış. İstanbul'dan isteyenler...
Osman A.: Evet, mesela Çiğdem hanım (Simavi) köfte sipariş eder. Betina Hakko'ya da gönderiyoruz. Hazırlıyorum, sarıyorum, otobüse veriyorum. Çiğdem hanıma "Aynı lezzet olmayabilir, şöyle pişirmeniz lazım" diye tavsiyeler veriyorum.


PAZAR
"O suçları kabul edene kadar yediğim dayağı bir ben bilirim"
"Bu albüm bana internetin bir kıyağıdır"
Edirne'nin meşhur köftecisi ile ciğercisi 5 yıldızlı otelde
Boksör kızdan seksi kadına
Bilgisayarın isim babası
"Yoko Ono gibi grubu dağıtacak sevgililerimiz yok"
Onların film setleri, okudukları üniversiteler olacak
Kurt kadın olunan günler
Kafelerin kapanış saati bile referandumla belirleniyor
Ölümlerin sorumlusu, vergiye yüklenen hükümet
Plastik cerrahi meme kanseri tedavisine destek olabilir
Kimmiş bu hasta adam?
Antalya'nın Yedi Mehmet Lokantası
Bu aşka şapka çıkmaz mı?
İran üzerine notlar (1)
Gelecek şimdiden eskidi
Büyük günahlarla ilgilenmeyen bir yazar





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet